SON DAKİKA
Hava Durumu

“Geldikleri gibi gidecekler !”

Yazının Giriş Tarihi: 28.09.2026 21:34
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.09.2026 21:35

Bursa’da da, ülkemizde de, dünyada da gündem çok yoğun…

Dış politikada İran’la savaş olasılığı.

Tarih boyunca bizi arkamızdan vuran Araplarla işbirliğini içeren Mekke Antlaşması (kimler kime sorarak kiminle anlaştıysa) …

Newyork’da gerçekleşen BM Genel Kurulu’nda kurulan ittifaklarda yer verilmeyerek ülkemizin yalnızlaştırılması…

Yanı sıra…

Suriye’yle ilgili Avrupa’da toplantı yapılıyor. Türkiye yok.

Mısır’da toplantı yapılıyor. Türkiye yok.

Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili toplantılar yapılıyor. Türkiye yok.

Neden yok?

Hukukun ve yargı süreçlerinin meşru bir adalet aracı olmaktan çıkarılıp siyasi ve stratejik bir savaş/mücadele aracı olarak kullanılması diye tanımlanan tam bir Lawfare durumu…

Hukuk ve adalet olmayınca kimse sizi yanında görmek istemiyor.

Dışarıda ahvalimiz böyleyken içeride Yeni Parti’nin Türk siyasal yaşamı için devrim olarak nitelediği ancak yöntemin pek de değişmediği ilçe başkanlığı seçimleri…

İzlediğim Osmangazi ve Nilüfer İlçelerinde katılım yüksek, söylemler birleştirici, eylem ayrıştırıcıydı.

Ancak,

78 kuşağının yaşadığı tüm acıların unutulmadığına vurgu yapan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in “Kongrelerde birbirimizle uğraşacağımıza dışarıda rakiplerimizle uğraşalım. Küçük hesaplar yerine halka gidelim, kapı kapı dolaşalım ”sözleri bence her iki kongrenin de belleklere kazınması gereken cümlesiydi…

Ne ki, yenilenmeden söz ederek adına Yeni diyen bir siyasal partinin ön seçimlerinin alışılmışın dışında gerçekleşmesi beklenirdi.

Atatürk’ün kadın erkek tüm yurttaşlara tanıdığı seçme ve seçilme hakkı bir demokrasi şöleniyle ortaya konulmalı, ardında şaibe bırakmadan yola çıkılmalıydı.

Ama öyle olmadı…

İç siyaset kimi partilerde biat kültürüyle, kiminde çok seslilikle, kimilerinde sözde demokrasi işletilerek kiminde de katakullilerle yürürken asıl dışarıdan neler dayatılıyor ona bakılmalı…

Bizim de içinde bulunduğumuz coğrafyanın nasıl kurgulandığını görmek içinde Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Hüsnü Bozkurt’un akıllarda ve zihinlerde düşünce fırtınası estirecek söyleşisini can kulağıyla dinlemek gerek.

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Yönetim Kurulu ve Marmara Bölge Toplantısı için Bursa’da bulunan Bozkurt’un önce basınla buluşmasında, sonrasında da;

Tam Bağımsız Türkiye

Üniter Ulus Devlet Laik Cumhuriyet

Yeniden Kemalist Cumhuriyet söyleşisinde vurguladığı tespitler Türkiye Cumhuriyeti toprakları üzerinde nefes alan her yurttaşı doğrudan ilgilendiriyor.

Çünkü tehdit sonuç odaklı, tehlike çok büyük…

Daha 2001 yılında Akit Gazetesi’nde, istihbarat servisinin www. haberturk.com’u kaynak göstererek verdiği bir habere göre;

Prof.Dr.Eser Karakaş denilen zat “Kemalizm en geç 10 yıl içinde sona erecek” kehanetinde bulunmuş yine Prof.Dr.ünvanı taşıyan Mehmet Altan da el yükselterek;“Bence 10 yıla kalmaz. Öldü de cenaze kalkmıyor.

Kemalizm’den demokrasiye geçmek lazım… Kemalizm tek parti yönetimidir. Başka düşüncelere yer vermez. Kime canı sıkılırsa onu düşman ilan eder. Bu anlayışla demokratikleşemeyiz ”diye eklemiş.(*)

Aslında bu cümleler birileri tarafından bunlara söyletilmiş

Tam bağımsızlık, ulusal egemenlik ve laiklik olarak tanımlanan Kemalizm’in unutturulmasına dönük adımlar atılmış bugünlere projeksiyon tutulmuş.

Durumdan vazife çıkaran ADD de Bozkurt’un önderliğinde il il, ilçe ilçe, bucak bucak gezerek;” “Batı emperyalizmine karşı bu Cumhuriyet’i korumak zorundayız. Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter ulus devlet yapısı kaybedilirse, bu bütün yurttaşlarımızı doğrudan doğruya etkileyecek bir felaket senaryosudur. Buna karşı bizim görevimiz milletimizi uyarmak. Bu nedenle bugün Bursa’dayız yarın başka bir yerde…”diyor ve ekliyor:

“Ve Büyük Atatürk’ün dediği gibi, bir milletin iki gücü vardır. Biri iç, biri dış cephe. Dış cephe ordudur. Ordu belli noktalarda yenilebilir. Ama asıl olan iç cephedir. İç cephe dağılırsa hiçbir güç bu milleti bir arada tutamaz. Onun için bütün gayretimiz budur. Elimizdeki güç fikirlerimizdir, düşüncelerimizdir. Başka hiçbir şey değildir. Hukuk içinde, yasalar çerçevesinde bu görevi yapmaya gayret ediyoruz.”

Bozkurt, Terörsüz Türkiye diye adlandırılan sürece de değiniyor ve çıkarılan yasanın sadece afla sınırlı olmadığının altını çizerek önemli bir tehlikeye daha dikkat çekiyor.

“ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın kafasının arkasındaki esas plan: İran, Irak, Suriye ve Türkiye’yi kapsıyor. Ve bu süreç başarıya ulaştığında dört ülkedeki Kürtler özgürlüklerine kavuşacaklar ve kendi kaderlerini tayin edip devletleşecekler.

İlginç olan Türkiye’deki hiçbir siyasetçi tehlikenin farkında değil. Barış ve demokrasi diye ortaya sürülen bu sürecin nihai hedefi olarak eğer dört ülkedeki Kürtlerin özgürlüklerine kavuşup devletleştirilmesi ve devlet olması söyleniyorsa bu ciddi bir güvenlik tehdididir. Doğrudan doğruya Türkiye’nin üniter ulus devlet yapısını tehdit eden bir durumdur.”

Tablo bu denli karanlıkken umudunu tüketmeyen, tüketmediği gibi de yılmadan yorulmadan Anadolu’yu karış karış gezerek düşünce ve duygularını anlatan Hüsnü Başkan’ın son sözü ise ciddi bir öğreti niteliğinde;

“Her şeye rağmen umudunuzu koruyun ama tehlikenin de farkında olun ve Mustafa Kemal Atatürk’ün onlarca düşman savaş gemisi boğaza demirlemişken sarf ettiği sözleri anımsayın:

‘Geldikleri gibi gidecekler…’”

Kim ya da kimler mi?

Anladınız siz onu…

(*)Özdemir İnce-Cumhuriyet Gazetesi

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.