SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Gazetecilik...

Yazının Giriş Tarihi: 02.05.2020 01:15

Dün, koronavirüs salgınının gölgesinde 1 Mayıs'ı kutladı dünya.

Evlerin balkonlarında kol kola girerek...

Kimileri Gençlik Marşı'nı, kimileri de İşçi Marşı'nı haykırdılar.

Ama güne tahammülsüzlükten kaynaklı gözaltılar damgasını vurdu.

Sabahın ilk saatlerinde DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve beraberindekiler gözaltına alındılar.

Neden?

Taksim Anıtı'na çelenk koymak istediler diye.

Engel oluna bilindi mi?

Hayır.

Çelenkteki karanfiller oluşturulan insan zinciriyle elden ele anıta ulaştırıldı.

Demokrasi, ulusal egemenlik, özgürlük, akıl, bilim toplumların gelişmesinde en değerli kavramlardır.

Çünkü bilim en gerçek ışıktır.

Çünkü ulusal egemenlik kayıtsız koşulsuz milletindir.

Çünkü demokrasi tüm düşüncelerin özgürce açıklandığı bir yaşam biçimidir.

Her türlü eleştiriye tahammül edilmesinin adıdır demokrasi.

Bu değerleri özümsemediysen çağdaş bir birey ya da özgür bir toplum olamazsın.

İstediğin kadar "özgür basın bunu da yazın" diye bağır.

Sıkıysa yaz da gör bakalım!

Soluğu alacağın adres belli... Tetikte bekleyenler var çünkü...

Eğer yandaş ya da candaş değilsen gazetecilik zor meslek.

Kimseye yaranamazsın. Aslında öyle de bir niyetin yoktur zaten.

Mesleğin ahlak kurallarına uymayı vicdan meselesi yaptıysan tek amacın vardır o da halkın haber alma hakkına sahip çıkmaktır.

Doğaldır ki görevini yaparken fincancı katırlarını ürkütürsün. Ürkütmezsen gazeteci değilsin.

İşte bütün mesele de bu...

Kalemini gerçekler üzerine oynatıyor fotoğraf makinanın ya da kameranın objektifini haksızlıkların üzerine yönlendiriyorsan çare yok bir gün mutlaka bir muhbirin ihbarıyla kendini savcının karşısında bulursun.

Şu sıralar sadece görevlerini yaptıkları için hâkim karşısına çıkmayı bekleyen, çıkıp ifade veren,tutuklanan,cezası kesinleşen o kadar çok gazeteci var ki adlarını sıralamaya kalksam sayfalar yetmez.

En son Cumhuriyet Gazetesi'nin yönetici ve bazı muhabirleri hâkim karşısına çıkarıldılar.

Devletin tepelerinde kendisine deruhte edilen ödevi yerine getiren bir zat-ı muhteremin Boğaziçi Ön Görünüm Bölgesi'nde kamuya ait bir araziye "keyif köşesi" kondurduğu haberini yaptıkları için...

Türkiye Cumhuriyeti'nde Demokrat Parti, Milliyetçi Cephe hükümetleri ve 12 Eylül dönemleri de dahil halkın haber alma hakkına bu denli sert baskı olmamıştı.

Gerçi gazete toplatmalara, kanlı kurşunlara hedef olan gazetelere, bombalı saldırılarda yaşamları parçalanan yazarlara tanık olduk olmasına da, susturma amaçlı yüksek para cezalarına, yayın durdurmaya yönelik girişimlere bu sıklıkta rastlamıyorduk.

Gün geçmiyor ki bir gazete ya da gazeteci veya bir TV kanalı hakkında suç duyurusunda bulunulmasın.

Hele hele devletin Basın İlan Kurumu aracılığıyla gazeteleri zapt- rapt altına alma girişimleri akıl alacak gibi değil.

Ama olsun bunlar da geçecek.

Akıl, bilim,özgürlük toplumun yoluna ışık olacak.

Ne savaşlar gördük biz, bunlar bize tatbikat...