SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Emoji...

Yazının Giriş Tarihi: 04.05.2020 00:34

Güzel Türkçemiz gün geçtikçe yozlaştırılıyor ve anlaşılmaz bir hale geliyor.

1965 yılından 2026'ya uzanan süreçte dilimizdeki bozulmayı öngören çarpıcı bir dönüşüm olasılığıyla yazıya başlayalım...

Yıl: 1965
"Karşıma âniden çıkınca ziyadesiyle şaşakaldım. Nasıl bir eda takınacağıma hüküm veremedim, âdeta vecde geldim. Buna mukabil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı. Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle 'akşam-ı şerifleriniz hayrolsun' dedim."

Yıl: 1975
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım. Ne yapacağıma karar veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'iyi akşamlar' dedim."

Yıl: 1985
"Karşıma aniden çıkınca fevkalâde şaşırdım. Nitekim ne yapacağıma hüküm veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonra kendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'hayırlı akşamlar' dedim."

Yıl: 1995
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım. Fena halde kal geldi yani. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır dedim. Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle 'selam' dedim."

Yıl: 2006
"Abi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yani. Oğlum bu iş bizi kasar dedim, fena göçeriz dedim, enjoy durumları yâni. Ama concon muyum ki ben, baktım ki o da bana kesik. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin... 'Hav ar yu yavrum?'

Yıl: 2026
"Ven ay vaz si hör, ben çok yâni öyle işte birden. Off, ay dont nov âbi yaa. Ama o da bana öyle baktı, if so âşık len bu manita. 'Hay beybi..' "

Dilimizde yozlaşma kanayan ve bir türlü dindirilemeyen bir yara.

Yabancı sözcüklerin saldırısı altında özünden uzaklaşan dilimizin şimdi de adına emoji denilen sanal figürlerle başı dertte.

Kal geldi", "Oha oldum" gibi Türkçe'yle ilgisi olmayan sözcüklerle boğuşurken bir de emojiler yazı dilimize burnunu soktu.

Türkçe'yi doğru dürüst konuşamayanlar şakır şakır emojice kullanıyor.

Kim bulduysa onu, dilini arılar soksun.

Bir emoji gerçek bir gülümsemenin, yürekten bir alkışın yerini tutar mı?

Duygu aktarımının fabrikasyonu mu olur?

Sosyal medya ağları üzerinden kurulan iletişimin gücünü yadsımak olanaksız.

Ancak iletişim kanallarının çeşitlenmesiyle birlikte bozulan dil yaşamın her alanında etkileşimi zayıflatıyor.

Oysa insan ilişkileri sağlık açısından çok önemli...

Araştırmalar güçlü sosyal bağlara sahip olanların uzun yaşadığını, bağışıklık sistemlerini güçlendirdiğini ortaya koyuyor.

İnsanoğlu aslında sosyal bir varlık.

İletişim alanında otorite olan Prof. Dr. Brene Brown'a göre ;

"Derin bir sevgi ve aidiyet duygusu tüm insanlar için karşı konamaz bir gereksinimdir. Bu gereksinimler karşılanmadığında işler olması gerektiği gibi yürümez. Kırılırız. Hissizleşiriz. Canımız yanar ve başkalarının da canını yakarız."

Evet, çağdaş teknolojinin insan yaşamına olumlu etkileri tartışılmaz.

Öncelikle yaşamı kolaylaştırıyor.

Bilgiye erişmeyi hızlandırıyor.

Ne var ki bizleri dilden başlayarak öz yaşamımızdan uzaklaştırıp sanal bir ilişkiler ağının içine itiyor.

İşgaller bilindiği üzere önce dil ve kültür aşılanması ile başlıyor.

Kültür emperyalizmi adı da verilen bu yayılmacılığı amaç edinen ülkeler, yaşama biçimleri ve yeme içme modelleriyle, ulus bilinci gelişememiş toplumları kolaylıkla egemenlikleri altına alıyorlar, o ülkenin dilini ve kültürünü bozmak için iletişim araçlarını da arkalarına alarak hedeflerine ulaşıyorlar.

Yazıyı Konfüçyüs'ün öngörüsüyle bitirelim.

"... Bir ülkenin yönetimini ele alsaydım, yapacağım ilk iş, hiç kuşkusuz dilini gözden geçirmek olurdu. Çünkü dil kusurlu ise, sözcükler düşünceyi iyi ifade edemez. Düşünce iyi ifade edilemezse, görevler ve hizmetler gereği gibi yapılamaz. Görev ve hizmetin gerektiği şekilde yapılamadığı yerlerde âdet, kural ve kültür bozulur. Âdet, kural ve kültür bozulursa adalet yanlış yollara sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. İşte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir !.."

Dil toplumların yaşaması için yaşamsal önem taşıyor.

Gereken özeni göstermez ve sahip çıkmazsak dil bizi dilim dilim eder.