SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Coronadan sonra...

Yazının Giriş Tarihi: 24.04.2020 21:42

Nazım Hikmet'in şu dizeleri umudumuzu diri tutuyor;

"Çocuklar inanın inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz güneşli günler
Motorları maviliklere süreceğiz
Güzel günler göreceğiz güneşli günler"

Corona denilen illet eninde sonunda birincil derecede bela olmaktan çıkacak çıkmasına da ardında derin izler bırakarak.

Can kayıplarından sonra virüsten en çok ekonomi dünyası etkilenecek.

Çok boyutlu bir denklem...

Ama çözülmesi zor değil.

İşbirliği,hoşgörü,iyi niyet ve özveriyle sarılacak yaralar.

En çok ödev "devlet baba"ya düşüyor.

Ne ki bizim devlet babanın eli biraz zayıfça...

Çünkü yine vatandaşından medet umar halde.

Yaptıkları yok mu?

Elbette ki var ama yetersiz.

Onun için de;

İkinci Cumhurbaşkanımız Lozan Fatihi İsmet Paşa'nın dediği gibi "suçluluk telaşı" içinde kendisine göre aykırı aykırı gidenleri yüksek sesle azarlıyorlar.

Yetmezse de içeri tıkıp seslerini kesiyorlar.

Oysa Ulusal Egemenliği içselleştiren, TBMM'yi yok saymayan, devletin şefkatli ellerini uzatan bir "baba "olsa...

O zaman çatlak ses mi çıkar?

Çıksa bile yurttaş ona gereken yanıtı verir.

Çünkü özellikle biz Türkler, dar ve zor zamanlarda elele olmayı, gönül gönüle gelmeyi çok iyi biliriz.

Yardımlaşma duygusu göçebe millet ya da ataerkil bir yapıya sahip oluşumuzdan kaynaklansa gerek çok gelişmiştir.

Çünkü bu ulusun yardımsever insanları yeri geldiğinde ama daha çok da kendisini yönetenlere güvendiğinde gönlünün kapısını sonuna kadar açar.

Yemez yedirir, giymez giydirir.

Kurtuluş Savaşı sırasında kadın, erkek yediden yetmişe tüm yurttaşlar elindekini avucundakini devletine düşünmeden uzatmıştır.

Örneğin dün gece 23 Nisan'ı evlerimizin balkonlarında kutlarken bu duyguyu bir kez daha hissettim.

İlk kez gördüğüm hatta karanlık olduğu için yüzünü dahi seçemediğim yan sitedeki komşumun eve girerken söylediği şu sözler çok derin anlamlar içeriyor:

"Komşu kaç gündür evlerdeyiz. Bir şeye ihtiyacınız olursa lütfen çekinmeyin"

Onun için bu toplumu kimse ayrıştıramaz. Nifak tohumları ekemez.

Aslında bu virüs belasının "her şerde bir hayır vardır" özdeyişini pekiştiren sonuçları var.

Bir rivayete göre Çin'in Wuhan kentinde içilen bir yarasa çorbasıyla dünyaya musallat olan bu illet hızla uzaklaştığımız insanlığımızı anımsattı.

Dayanışmayı ,yardımlaşmayı, çevremizde bizden başka canlılar da olduğunu öğretti.

Dahası zorunlu karantina günlerinde hepimiz önce kendimizden başlayarak çevremizle olan ilişkimizi gözden geçirme fırsatı bulduk.

Ancak bu fırsatı ne denli değerlendirdik takke düşünce göreceğiz.

Yazıyı bağlarken telefonuma gelen şu mesajın üzerine kurulan her cümle yetersiz kalır;

"A grubu kana sahibim.Allah'a şükür hastalığı yendim.3 negatif test sonucum var.Donörlük yapmaya hazırım."