SON DAKİKA
Hava Durumu

Bir vals, bir zeybek, bir veda

Yazının Giriş Tarihi: 08.02.2026 15:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.02.2026 17:42

Gemlik’te Sunğipek, Bursa’da Merinos Fabrikası hizmete açılacaktı.

Atatürk heyecanla beklediği bu açılışları kaçırmayacak ve 1938 yılının Şubat ayında yeniden Bursa’ya gelecekti.

İlerlemiş hastalığına karşın bunun bir son olma ihtimalini düşünmeyecek ölçüde enerjik ve heyecanlıydı.

Çünkü,

Onurlu Türk halkı, emeklerinin ve fedakârlıklarının karşılığını alıyor, her geçen gün daha çağdaşlaşıyor, Atatürk Devrimi’nin ışığında dünyaya örnek bir millete dönüşüyordu...

Mustafa Kemal Atatürk,

1 Şubat 1938’de Gemlik’teki Sunğipek Fabrikası’nın, ardından da Türkiye’nin öncü sanayi kuruluşlarından biri olan Merinos Fabrikası’nın açılışını yaptı. Fabrikayı gezip incelemelerde bulunduktan sonra buradaki onur defterinin ilk satırlarını yazdı: “Sümer Bank Merinos Fabrikası, çok kıymetli bir eser olarak milli sevinci arttıracaktır. Bu eser yurdun, hususiyle Bursa bölgesinin endüstri inkişafına ve büyük milli ihtiyacın giderilmesine yardım edecektir.”

Birçok kez okuduğumuz ve dinlediğimiz Ata’mızın Bursa’ya gelişini şimdi de buğulu ve hüzün kokan bir sesten dinlemek için Atatürk Köşkü’ndeydik…

Özlem Güner…

Sevgiyle yoğrulmuş

Sanatla biçimlenmiş.

Yaşamla barışık özel bir insan…

Cesur, mücadeleci, azimli, inatçı kişiliğiyle yıllardır kurduğu hayalini gerçekleştirirken;

O’na,

Turgay Tolga Mercan sesiyle,

Tuğberk Çelikkol viyolonseliyle

Emirhan Kazancı da zeybek oynayarak eşlik ettiler…

Tuğberk Çelikkol viyolonselin tellerine olanca duyguyla dokunurken Turgay Tolga Mercan’ın yüreğinden de, "Yiğidim aslanım burada yatıyor" sözleri Atatürk Köşkü’nün buram buram hasret bir o kadar da hüzün kokan duvarlarında yankılanıyordu…

Ve Özlem, "Merhaba Bursa, yeşilini bıraktın o gün. Yıl 1938. Kış dert, ayaz, şubat. Ama bir başkalık var bugün. Atamız burada, Atamız Bursa’da" diyerek hıncahınç Atatürk sevdalılarının doldurduğu salona giriyor ve devam ediyordu;

“Bursa Belediyesi, onuruna bir balo düzenlemişti ve Atatürk aslında bu baloya katılamayacak kadar hastaydı. Dinlenmesi gerekiyordu ama umurunda değildi. Daveti geri çevirmenin kabalık olacağını düşünen Atatürk’üm asaleti ve zarafetiyle katıldı baloya. Dimdik durdu, vals yaptı, bir anlamda hastalığına meydan okudu..”

Özlem, Mustafa Kemal Atatürk’ün Bursa’ya son gelişinin resmini çizerken duygularını öyle açığa çıkarıyordu ki…

Sesi titriyor sadece ben değil Atatürk'ün nefes alıp verdiği o büyülü salondaki tüm konuklar gözyaşlarını özgür bırakıyordu.

Coşku ve heyecanla bir araya gelmiş Ata’nın çocukları olarak muhteşem bir duyguyu zamanın ruhuyla Atamız’ın evinde hissediyor daha doğrusu hissettiriliyorduk.

Ne ki gece bitmemişti.

Özlem Güner,o uzun geceyi yaşatmaya devam ediyordu;

“Etrafındakiler nefeslerini tutmuş hayranlıkla O’nu izliyordu. Ancak havada hayranlığa karışan bir de hüzün vardı. Salondaki herkes onun hasta olduğunu ve kendini bu denli zorlamaması gerektiğini biliyordu ama hiç kimse ona engel olacak tek bir söz edemiyordu. Tek yapabildikleri gözyaşlarını ondan gizlemeye çalışmaktı. Gazi Paşa durumun farkına vardıkça hareketleri daha da sertleşiyor, çevresindekilerin hüzün dolu gözleriyle karşılaştıkça adımlarını daha sert vuruyordu yere.

Dans bitti, balodan ayrılmadan önce ise bedenindeki yorgunluğu yansıtmamak için direndiği gözlerini orkestraya çevirerek "zeybek” dedi “Sarı Zeybek…"

Müzik başlar başlamaz dizlerini yere vura vura, tek bir figür bile atlamadan oynamaya başladı. Atamız doğruldu ve etrafına baktı: “Zeybekte insanın yorgunluğunu dindiren bir kudret var” diyerek bozulan sağlığına inat yerinde olan keyfini, salonu çınlatan bir kahkaha atarak ispatlamak ister gibiydi. O geceyi köşkünde dinlenerek geçirdikten sonra ertesi gün İstanbul’a döndü. “Naçiz vücudu” ruhunun bitmek tükenmek bilmeyen enerjisine ayak uyduramıyordu artık, yorulmuştu Atatürk.

Ne kadar dirense de vücudu artık dinlenmek istiyordu.

Bir veda değil vasiyetti aslında Atamızın Bursa’ya gelişi;

“Ben gidiyorum ama siz ayakta kalın. Cumhuriyet ilelebet ayakta kalsın.”

Ve,

Zeybekten sonra Atamız, “elbet bir gün toprak olacak” dediği naçiz vücuduyla otomobiline binmek yerine yürüdü ve ağzından şu sözler döküldü;

“Ne güzel bir geceydi…”

3 Şubat 2026…

Ne güzel ama çok hüzünlü bir gündü…

Teşekkürler Özlem Güner…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.