Adına toplum mühendisi denilen uluslararası siyaset simsarları yanlarına işbirlikçileri de alıp ülkelerin genetik kodlarıyla oynuyorlar.
Yok, beyaz devrim, yok yeşil devrim, yok sarı devrim diyerek değer yargılarını bir bir yok ediyorlar.
Milleti birbirine düşürüp ülkeleri kendilerine bağlıyorlar.
Sonra da kullanışlı aparatları ileri sürüp kontrollü biçimde kenardan izliyorlar.
Bay Kemal sen de o siyaset simsarlarının piyasaya sürdüğü projesin...
Önce yıldızını parlattılar, güzelce ambalajladılar sonra da bir kumpasla CHP’nin başına getirdiler.
Onun için de,
Adam mühürsüz oyları geçerli sayıp “atı alan üsküdarı geçti” dedi sen korkundan yüksek seçim kuruluna gidip itiraz bile edemedin.
Anayasa değişikliğiyle cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi diyerek saltanatı getirdiler sesini çıkaramadın.
Kılıfına uydurup milletvekilliği dokunulmazlığını kaldırmayı kolaylaştırdılar sustun pusuya yattın.
Tüm kamuoyu anketleri aleyhinde çıktı sen pişkin pişkin “cumhurbaşkanlığına aday olacağım da aday olacağım” diye ağladın.
13 yılda 13 seçim kaybettin ar(ı)lanmadan istifa etmediğin gibi “biz kazandık” diyerek istifade etmeye devam ettin.
Son seçimde irili ufaklı partilerle çoğu açık biri kapalı pazarlıklar yaptın elindeki milletvekillerinden de oldun.
Paraşütle geldiğin Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı koltuğundan son kurultayda senin ne “mal” olduğunun farkına varan Atatürk ilkeleriyle yoğrulmuş Cumhuriyet devrimiyle aydınlanmış delegeler tarafından seçimle evine gönderildin.
Orada efendi efendi oturup Türk demokrasisine sahip çıkarak abilik yapmak yerine yüksek kiralı ofis tutarak için için nifak tohumları saçtın.
Karşılığında da,
Bay bay Kemal’din Kemal Bey oldun.
Yandaş ve candaş medyada çukurdan çıkamazken göklere yükseltildin.
Asla hareket edemeyecek ölçüde yere çakıldığın halde hukuk marifetiyle CHP’nin başına “BUT-Lann” oldun.
Hepimizi de kandırarak Ankara’dan İstanbul’a güya adalet için yürüdün ama adaletsiz bir biçimde CHP Genel Başkanlık koltuğuna oturdun.
Sonra da utanmadan polisle yurttaşı karşı karşıya getirip,
Atatürkçüleri, ilericileri, sosyal demokratları, yurtseverleri copla tomayla partinin genel merkezinden çıkardın sonra da eli kanlı faşistleri 7’nci katta(özel kartla ve asansörle çıkılan başkanlık katı) el bebek gül bebek ağırladın.
Mustafa Kemal Atatürk’ün iki büyük eserinden ve mirasından biri olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin birbirine düşürülmesine çanak tuttun dahası konuştuğunu sanan üç beş çapulcunun diline pelesenk ettin.
Onlardan biri de kendisini Atatürkçü, Cumhuriyetçi olarak tanımlayan binde birlik siyasal bir partinin genel başkanı…
Meğerse kendi partisi kurulduğunda Cumhuriyet Halk Partisi diye bir parti yokmuş.
Ah Kemal ah yaktın bu ülkeyi yaktın.
Kötülüğün çok iyiliğin yok…
Ama yine de arlanmadan insan içine çıkıp dolaşabiliyorsun.
Sağa sola ayar veriyorsun.
Bir de arınmadan söz ediyorsun.
Önce sen arın.
Milletvekili olamadılar diye, parti meclisinde yer bulamadılar diye oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi mızıldananlar yıkansın yuğunsun.
Gerçi ettikleri onca kötülükten sonra seni de onları da arındırmaya su da yetmez ya…
Bu arada…
Senin danışmanlar seni hep yanlış yönlendiriyorlar. Anımsar mısın bir keresinde de yürüyen merdivene ters yönde bindirmişlerdi?
Onun için ben sana bir tüyo vereyim Bay Kemal…
Küresel güçlerle içerideki uzantılarının asıl meselesi senin ardına takılan vekillerle Anayasa’yı değiştirecek sayısal yeterliğe erişmek.
Başarırlarsa sen ya ortalığa düşersin ya da ağababan olmadı okul arkadaşın sayesinde sığınacak bir barınak bulursun ama canla kanla kazanılmış bu toprakların asıl sahibi olan bizler azınlığa düşeriz.
Bölünürüz parçalanırız…
Yoksa sen;
Bay Kemal,
Bey Kemal derken
Malum Ali Kemal olmayı mı seçtin?
Elbette ki tercih senin…
Ama Cumhuriyet Türkiye’sinin aydınlık yurttaşları asla ülkenin bölünmesine izin vermeyecek.
Önce seni ve yandaşlarını gönderecek.
Sonra da ülkeye çökenleri…