SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Yine bir şeyler oluyor

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 15.06.2022 11:00

Haber Güncellenme Tarihi: Yazının Güncellenme Tarihi: 16.06.2022 12:09

Bilinçli bir tercihle halk, AKP iktidarı tarafından yoksullaştırılıyor. İzlenen ekonomi politikalarıyla yoksuldan varsıla kaynak transferi yapılıyor.

Halkın canı boğazında. Bir yandan zorluklarla sürdürülen günlük geçim derdini düşünürken, diğer yandan genciyle yaşlısıyla herkes, yarınlarını kaybetmenin endişesi içinde.

AKP iktidarının yol açtığı kötü gidişata karşı demokratik tepkilerini ortaya koymak isteyen yurttaşlara asla izin verilmiyor. En masumane protestoya bile ters kelepçe, şiddet ve gözaltı yapılıyor.

Seçim tarihi yaklaştıkça ve İktidarın kamuoyu desteği azaldıkça şiddetin, baskının dozu da artıyor. Sadece kolluk güçlerinin baskısı değil; “özel şirket” olarak örgütlenmiş SADAT benzeri paramiliter güçlerin varlığı da endişe yaratıyor.

Buna karşılık, “Millet İttifakı” adı altında bir araya gelen muhalefet partileri, ittifak ettikleri konularda hayli yol almış gözüküyorlar. Ana Muhalefet Partisi lideri, İktidar destekli gayri meşru yapıları deşifre ediyor. İktidarın bütün baskılarına rağmen halk, değişik mecralarda tepkilerini ifade etmekten çekinmiyor. Muhalefet partilerine, seçmen nezdinde destek her geçen gün artarken, iktidara olan destek gittikçe azalıyor.

Cumhur İttifakı, iktidarını kaybetmemek için her şeyi göze almış durumda. Bugüne kadar, Millet İttifakı blogunu çatlatmayı ve muhalefeti birbirine düşürmeyi beceremeyen iktidar, yeni hamleler peşinde.

Bilindiği gibi, Halkların Demokratik Partisi (HDP), seçimlerde kilit bir konumda yer almaktadır. HDP’nin seçimlerdeki tavrı çok önemlidir. HDP yetkilileri, sık sık, demokrasinin yanında yer alacaklarını, kati suretle “tek adam” rejimine destek vermeyeceklerini ifade ettiler.

İktidar, seçimlerde HDP’nin alacağı tavrın ne kadar önemli olduğunun farkındadır. Bu yüzden, partinin yönetici kadrolarının büyük bir bölümü hapse atılmıştır. Parti kapatma davasını, Demokles’in kılıcı gibi üzerlerinde tutmaktadır. Öte yandan, AKP Genel Başkanı, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı, yargılandığı davada hüküm giyerek ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm olan “Abdullah Öcalan’a hesap verecek" diye tehdit etmektedir.

İlave olarak son zamanlarda ortaya çıkan gelişmeler, AKP ile PKK arasında zımni bir anlaşma mı var diye sorduruyor. "Türkiyelilik" tezi vizyonuyla ülke genelinde sempati toplayan ve liderlik pozisyonuyla öne çıkan Selahattin Demirtaş’ın tutuklu, ya da hükümlü olarak içeride tutulması ve HDP’nin tamamıyla kendi vesayeti altına girmesi PKK’nin arzulayacağı bir şeydir. İktidar açısından ise bu durum, Ana Muhalefet Partisi PKK terör örgütünün siyasi uzantılarıyla iş tutuyor diye, seçimlere kadar tepinebileceği daha güçlü bir zemin oluşturuyor.

Türkiye demokratik siyasetinin önemli bir bileşeni olan HDP, kurulacak tuzaklara karşı duyarlı davranmalı, iktidarın oyununa gelmemelidir.

AKP iktidarının HDP’yi deyim yerindeyse PKK’nin “kucağına itmek” ve diğer muhalefet partileriyle arasını iyice açmak için karanlık bazı odakların en kullanılışlı aparatlarını her an devreye sokmak isteyeceğinden hiç kuşku yoktur.

Bu endişeleri haklı çıkaracak bazı gelişmeler yaşanmıyor değil. Her fırsatta "Terör örgütü PKK'nin" siyasi uzantısı olduğunu iddia eden AKP iktidarını kamuoyu nezdinde haklı çıkaracak biçimde HDP, Abdullah Öcalan’a uygulanan tecritin kaldırılması gerekçesiyle çağrılar yapıyor, PKK lehinde yürüyüşler düzenliyor.

Başka ne oluyor, HDP’li vekillerin de aralarında bulunduğu bir grup, Kadıköy’de "Biji Serok Apo" sloganları eşliğinde yürürken, topluluğa müdahale eden polislerden birinin yüzüne bir milletvekili yumruk atıyor.

Burada, aklımıza takılan bazı soruları sormadan edemiyoruz:

- Ya demokrasi ya da dinci diktatörlük seçeneği ile karşı karşıya bulunduğumuz bu kritik süreçte, iktidar, terör örgütünün uzantısı iddiasıyla HDP’nin muhalefetle yakınlaşmasını önlemeye çalışırken, HDP, bu iddiaları adeta doğrularcasına nasıl hareket ediyor? 

- İçeride adları duyulmayan ve hangi kötü muamelelere maruz kaldıkları bilinmeyen binlerce siyasi tutuklu ve hükümlü varken HDP’liler, neden sadece Öcalan’a özgürlük eylemleri yapıyorlar?

- Öcalan’a özgürlük isterken, beraat eden ve AHİM tarafından serbest bırakılması istenen beş yılı aşkın bir süredir tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş için bu tür eylemler tertip etmezken, söz konusu Abdullah Öcalan olunca neden derhâl harekete geçiyorlar?

- Yasadışı silahlı bir örgüt adına veya onun lehine destek eylemlerinde bulunurken, en geniş demokrasi ittifakı oluşmuyor diye diğer muhalefet partilerinden şikâyet etmek ne derecede samimidir?

- Barışçıl hiçbir gösteride göstericiler, imkanları dahilinde olsa bile, polis şiddetine karşı direnirler; ancak, kendilerini haklı iken haksız bir duruma düşürecek şekilde bir polise vurmaya kalkışmazlar. Sebep ne olursa olsun, bir kadın milletvekili, iktidarın, muhalefet aleyhine sonuna kadar kullanacağını bile bile polisin yüzüne neden yumruk atıyor.

- Genellikle güvenlik güçleri, göstericiler daha bir araya gelmeden en sert müdahaleyle dağıtılırken, bu kalabalık bir şekilde toplanma imkânı buluyor; bu İlginç olay da bundan sonra meydana geliyor; polis kalabalığı dağıtmaya çalışırken, bir kadın milletvekili, kaskını kaldıran bir polisin yüzüne yumruk atıyor. Bir oyun mu oynanıyor ve oynanan oyunun bir parçası mı bu?

- Ve kritik soru: Seçimleri, dolayısıyla İktidarını kaybedeceğini anlayan AKP, 2015, 7 Haziran seçimleri sonrası oyunların benzerini oynamak için PKK’yi ve HDP’nin içindeki bazı odakları devreye mi sokuyor?

Sormadan edemiyoruz; yine neler oluyor? Karanlık eller kullanılışlı aparatlarıyla harekete mi geçiyor?