SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Şu Cumhurbaşkanı adaylığı meselesi

Yazının Giriş Tarihi: 12.08.2022 00:19
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.08.2022 00:19

Cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçimlerine bir yıldan az bir süre kaldı. Gündemde tartışılan en sıcak konulardan biri de, muhalefetin Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı meselesi. 

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığını açıklamasının ardından, gözler muhalefet partilerine ve altılı masaya çevrilmişti.

Kamuoyunda "Altılı masa" diye adlandırılan muhalefet blogunun görüş birliğine vardıkları noktalardan birinin, iktidarın karşısına ortak cumhurbaşkanı adayı çıkartmak olduğu, altılı masayı oluşturan bütün partilerin liderleri tarafından ifade ediliyor.

Belli ki, ortak adayın çıkartılması konusunda bir görüş birliği var. Ancak, adayın kim olacağı konusunda henüz bir konsensüs yok. Kamuoyunda şimdilik üç kişinin adı geçiyor: Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş.

İYİ Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi'nden bazı milletvekilleri ve bazı yetkililer, gönüllerinden geçen Cumhurbaşkanı adayının özelliklerini sıralarken, ‘kazanamayacak’ bir kişinin cumhurbaşkanı adayı olmaması gerektiğini ifade ederek, Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına mesafeli yaklaştıklarını belli ediyorlar.

İYİ Parti Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral, "... Kılıçdaroğlu'nun Alevi olması benim açımdan bir engel değil, çünkü ben tanıyorum, ilkelerini biliyorum. Ama Türk toplumu açısından, yani Sünni diyebileceğimiz daha Müslüman kesim tarafından bu bir endişedir. Bu bir oy verilmemesi gereken bir problemdir.” diye - sonradan özür dilemiş olsa bile - beyanda bulunuyor. Yine İYİ Partili Müsavat Dervişoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığının CHP'de kabul gördüğünü ifade ettikten sonra, Süleyman Demirel’in, “siyasette 24 saat çok uzun bir süredir" sözünü hatırlatıyor. Ahmet Davutoğlu ise ortak adayda anlaşma sağlanamaması halinde çoklu adayla seçime gidilebileceğini, bunun da ittifakı dağıtmayacağını ifade ediyor.

Herkes biliyor ki, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşünden başlamak üzere yürüttüğü kapsayıcı, kararlı mücadele olmasaydı ve ülkenin geleceğini önceleyen kapsayıcı siyaset gütmeseydi; İYİ Parti’ye milletvekili transfer ederek seçime girmesini ve Meclis'te temsil edilmesini sağlamasaydı, bugün Kılıçdaroğlu’nun adaylığına çekince koyduklarını belli eden İYİ Parti dahil, sağ muhalefet partilerinin birçoğu siyaset sahnesinde varlık gösteremeyecek ya da birer tabela partisi olarak varlıklarını sürdürüyor olacaklardı.

Kılıçdaroğlu’nun adaylığına nasıl yaklaştıkları sorulan Demokrat Parti dışındaki ittifak partilerinin liderleri, ya bu konunun altılı masada gündeme gelmediğini ifade ediyorlar, ya da “masadaki her partinin lideri Cumhurbaşkanı olacak liyakate sahiptir" şeklinde geçiştirici ifadeler kullanıyorlar. Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ifade ettiği gibi, “Ben Kılıçdaroğlu'nun adaylığına sıcak bakarım. Bu manada bizler de gerekli desteği veririz” benzeri beyanda bulunmaktan imtina ediyorlar. Anlaşılıyor ki, kendilerini altılı masada bir araya getiren, Alevi inancına sahip, sosyal demokrat Kemal Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanı olmasına şimdilik pek sıcak bakmıyorlar.

Bu arada, CHP'den ve soldan bazı kimselerin de, Cumhurbaşkanı adaylığı meselesinde, Kemal Kılıçdaroğlu'nun inançsal kimliği nedeniyle seçilemeyeceği endişelerini dile getirmeleri, maksatları bu olmasa bile ırkçı, dinci, mezhepçi siyasetçilerin yaratmak istedikleri algıya hizmet ettiğini de belirtmek gerek.

Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı adaylığından bağımsız olarak soralım:

- Alevi inancına veya farklı etnik ve inançsal kimliğe sahip bir kişi bu ülkede Cumhurbaşkanı olamayacak mı?

- Türkiye'de sol, sosyalist veya sosyal demokrat bir adayın seçime girmesi ya da seçimlere girip, kazanması halinde Cumhurbaşkanı olamayacak mı?

Esas soru şudur: Ülkemiz inancına, ırkına, sosyal, sınıfsal ve cinsel aidiyetine bakmadan herkesin seçme ve seçilme hakkına sahip olduğu laik, demokratik bir ülke mi olacak yoksa, sadece Türk-İslam anlayışına uygun adayların seçilmesine olanak sağlandığı, otoriter ya da faşizan uygulamaların hakim olduğu bir ülke mi olacaktır? Türkiye halkı önümüzdeki seçimlerde esas olarak buna karar verecektir.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun dışında kamuoyunda adı geçen adayların, yeterli siyasi tecrübeye sahip olmamaları bir yana, ülke sorunlarına ne gibi çözüm önerilerinin olduğu da belli değildir. Ülkemizin iki büyük şehrinin belediye başkanlığı görevini yürüten kişilerin, hali hazırdaki görevlerini başarılı bir şekilde ifa etmeleri en doğru olanıdır.

Her siyasi partinin hedefinde ve her yurttaşın gönlünde yatan ve seçilmesini arzuladığı bir cumhurbaşkanı adayı olabilir. Ancak, demokratik, laik sosyal hukuk devletinin inşası için, bugünkü koşularda mümkün olabilecek en uygun adayın tercih edilmesi gerekiyor.

Seçilecek Cumhurbaşkanının toplumun tümünü kucaklaması, demokrasiyi içselleştirmiş ve demokrasiye geçişte etkili rol alabilecek nitelikte olması çok önemlidir. Ayrıca, toplumsal barışın sağlanması için başta Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesi olmak üzere, Türkiye’nin kronikleşmiş sorunlarının çözümünde yapıcı rol üstlenecek bir aday olması gerekir.

Kemal Kılıçdaroğlu'na, uyguladığı ya da uygulamadığı bazı politikalar nedeniyle birçok eleştiri yöneltilebilir. Ancak, önce Millet İttifakını oluşturarak yerel seçimlerde büyük bir başarı elde edilmesini sağlamış olması, ardından, 2023 genel seçimlerine giderken, tek adam rejimine karşı güçlendirilmiş parlamenter sistem hedefiyle altı muhalefet partisini bir araya getirmesi, ana muhalefet partisi genel başkanı sıfatıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nu masanın en uygun ve en doğal cumhurbaşkanı adayı yapmaktadır.

Kılıçdaroğlu, epeyce bir zamandır bir cumhurbaşkanı gibi hareket ediyor; toplumun kendisine güvenmesi için çaba gösteriyor ve yaptığı siyasi ataklarla gündemi belirliyor.

Burada CHP’nin dikkat etmesi gereken husus, cumhurbaşkanlığı adayının kim olacağı, masanın dışında kalan diğer muhalefet partilerinin görüşleri de dikkate alınarak altılı masada kararlaştırılacağı için, kendi adayını dayatıyor görüntüsü vermemesidir.

Kılıçdaroğlu’nun adaylığı kabul görüp seçilmesi halinde, üzerine düşen tarihi sorumluluğu ne derece yerine getirebileceğini zaman gösterecektir. Ancak, gerek tecrübesi ve güvenilirliği, gerekse birleştirici dili ve kapsayıcı kişiliği ile adı geçenler arasında cumhurbaşkanlığı için en uygun aday konumundadır.

Şayet altılı masadaki partiler demokratik, laik bir devlet düzeninin kurulması konusunda samimi iseler, antidemokratik kimlik siyasetine sıkıştırılmış ve kutuplaşma üzerine bina edilmeye çalışılan verili siyasetin dışına çıkarlar ve Kılıçdaroğlu aday olması halinde, bunu kabul ederek seçilmesi için var güçleriyle çalışırlar.