SON DAKİKA
Hava Durumu

Siyasette bir yanlışınız bütün doğrularınızı götürebilir

Yazının Giriş Tarihi: 15.10.2022 16:21
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.10.2022 16:21

Bu satırları kaleme alırken, televizyon haber bülteninde yine yüreğimizi dağlayan bir maden faciası -cinayeti- ile hayatlarını kaybeden madencilerin ailelerinin feryatlarını duyuyordum.

Ne yazık ki, yaşanan maden faciasında şu anki verilen bilgilere göre 41 madenci canımız hayatını kaybetti. Üzüntümüz büyüktür. Hayatlarını kaybeden madenci yakınlarının acılarını yürekten paylaşıyor ve başsağlığı diliyorum.

Üllkemizin gerçek gündemi, yaşanan cinayet gibi bu iş kazaları, yoksulluk, yolsuzluk, kadın cinayetleri, haksızlık, hukuksuzluk adeletsizlik iken, durduk yerde bir başörtüsü tartışması aldı başını gidiyor. Hem de bu tartışmayı sosyal demokrat bir partinin genel başkanı çıkartıyor!

Neymiş efendim, RTE’nin elinden başörtüsü kozunu elinden alacak ve bu konunun istismar edilmesini önleyecekmiş… Neymiş efendim, kadınlara giyim kuşamını siyasetin tekelinden çıkartacak, bu hakkı yasal güvenceye alacaklarmış; bunu bir tartışma konusu olmaktan tümüyle çıkartacaklarmış.

Şayet konu, kadınların giyim kuşamına kimsenin karışmaması ise, neden kadınların etek boyuna karışan yargıçtan, giyim kuşamı yüzünden yobaz erkeklerden şiddet gören, tehdit edilen kadınlar üzerinden değil de, şu anda böyle bir sorun yokken, “CHP iktidara gelirse, başörtüsünü yasaklar” gibi, siyasal İslamcı erkeklerin sözde endişelerini dile getirdiği, sadece başörtüsü üzerinden tartışılıyor.

Bu ülkede hakiki endişeliler kimlerdir? Gerçek endişeliler, din, vatan, millet istismarıyla her dönem bir şekilde devletle iç içe olmuş ve bu ülkenin aydınlarına, solcularına, kadınlarına, gençlerine onca zulmü yaşatmış, canlarına kıymış ve iktidara gelince en despot, en gaddar bir baskı rejimini kurmuş olan siyasal İslamcılar mıdır?

Sürekli horlanan, aşağılanan, ötekileştirilen, sömürülen, egemen erkek lehine cinsel ayırımcılığa tabi tutulan, insanca yaşam hakları ellerinden alınan bu ülkenin işçilerinin, köylülerinin, kadınlarının, erkeklerinin, gençlerinin, farklı etnik ve inançsal kimliğe sahip insanlarının endişeleri ne olacak; bunlar hiç tartışılmıyor.

Ülkemizde, basını susturan, iktidar aleyhine ağzını açacak olanı hapse göderecek olan, kamuoyuna, "Dezenformasyonla Mücadele Yasası" diye sunulan ülke tarihinin en büyük sansür yasası Meclis'ten geçerken, televizyonlarda Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne ilişkin yasa önerisi tartışılıyor.

Tarihin garip cilvesine bakın ki, İran’da kadınlar zorla başörtüsü taktırılmasına karşı ülke genelinde isyan bayrağı açmışken, ülkemizde başörtüsünü garanti altına alacak yasal, anayasal düzenlemer yapılması gündeme getiriliyor.

Gayet akıllıca bir adımla, Kılıçdaroğlu’nun bu yasa önerisi, ittifak ortağı İYİ Parti tarafında destek bulmuyor. Böylece CHP, partisinin sağ kanadında yer alan ve laiklik hassasiyeti olan seçmenini İYİ Parti lehine kaybediyor.

Kimler destekliyor Kılıçdaroğlu'nun bu önerisini? Abdullah Gül, Bülent Arınç, Ahmet Davutoğlu, Temel Karamollaoğlu. Peki nasıl destekliyorlar: Kılıçdaroğlunun girişimini överken, CHP’yi yerden yere vurarak.

Ahmet Davutoğlu: “Sn. Kılıçdaroğlu'nun bütün alanlarda başörtü özgürlüğünü yasal teminat altına alma çağrısını toplumsal barış açısından çok değerli buluyorum. Bütün siyasi partileri ve milletvekillerini bu yasa teklifine destek vermeye çağırıyorum.”

Temel Karamollaoğlu: “Sayın Kılıçdaroğlu'nun, kazanımları yasal güvence altına alacak ve keyfi uygulamalara son verecek olan çağrısını kıymetli buluyor ve destekliyoruz.”

Bülent Arınç, hem de tahkir eder bir biçimde: " 'Ey muhafazakar kesim, ben sana yanlışlıklar yaptım, geçmişte olanlar için özür diliyorum. Beni affet' diyor. Dindar insanlar için bile tövbe kapısı her zaman açıktır, siyasetçilere tövbe kapısını kim kapatabilir? Bunu söyleyen bir insanın boğazına sarılmak gerekmez."

Abdullah Gül: "Uzun yıllar başörtüsü karşıtlığını kendisinin en önemli misyonu görmüş ve bundan dolayı birçok acılara sebep olmuş bir partinin bu hatasını nihayet görüp vazgeçmesi, bunu tüm milletvekillerinin imzasıyla somutlaştırması Türkiye adına çok memnun olunacak, olağanüstü bir gelişmedir. Böyle bir dönüşüme öncülük ettiği için de Kemal Bey'i tebrik etmek gerekir. ..."

Gördünüz mü? Siyasal İslamcı bu zevat, kendileri farklı toplum kesimlerine hiç acılar yaşatmamış ve hâlâ yaşatmıyorlarmış gibi, aşağılayıcı bir üslupla faturayı, 72 yıldır iktidar olamamış CHP’ye kestiler. Oysa, başörtüsü yasağını getiren faşist 12 Eylül generelleri ve onların atadığı Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) Başkanı idi.

Siyasette çok güzel ve doğru şeyler yapabilirsiniz; ancak bir yanlışınız bütün doğrularınızı götürebilir. 

Sizi ayakta tutan, bazen ortaya attığınız ‘orijinal’ fikir ve önerileriniz değil; toplumun ezici çoğunluğunu iliklerine kadar sömüren neo-liberal politikalara karşı söylemlerinizi ciddiye alan ve laik, sosyal hukuk devletini inşa edeceğinize inanan milyonlardır. Onların umudunu yerle bir etmeyiniz!

Kılıçdaroğlu’nun samimiyetle attığını düşündüğüm bu ve benzeri yanlış ‘taktik’ adımlar, siyasal İslamcı ideolojinin zayıfladığı bir zamanda, ne yazık ki ona bir can simidi ve onun hegemonyasını güçlendiren bir adım oluyor.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.