SON DAKİKA
Hava Durumu

Biz sosyalistler

Yazının Giriş Tarihi: 22.02.2026 22:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.02.2026 22:50

Biz sosyalistler,

bu ülkede yolsuzluğun neredeyse bir yönetim biçimine dönüştüğü, hukuksuzluğun kural, adaletsizliğin sıradan hale geldiği bir zamanda yaşıyoruz. Gücün el değiştirdikçe ahlakın da el değiştirdiği bir düzende, kirlenmeden kalmanın mümkün olmadığı söyleniyor.

Ama biz buradayız.

Ne kamu malına uzanan elimiz var,

ne torpille açılan kapılardan geçtik,

ne de “herkes yapıyor” diyerek kendimizi akladık.

Çünkü sosyalizm bizim için bir ikbal yolu değil, bir ahlak meselesidir.

Biz sosyalistler, kaybetmeyi bilerek yürüdük bu yolu. Makamlarımız olmadı, ihalelerimiz olmadı, zırhlı arabalarımız da… Ama başımızı yastığa koyduğumuzda rahat uyuduk. Çünkü biliyoruz ki temiz kalmak, bu ülkede en zor ama en onurlu duruştur.

Bizi saf sananlar oldu.

“Siyaset böyle yapılmaz” dediler.

Haklıydılar: Bizim yaptığımız şey çoğu zaman siyaset değil, vicdanı korumaktı.

Bugün toplumun yüz akı diye bir yer kaldıysa, o yer ranttan, güçten, iktidardan uzak durmayı başaranların yeridir. Ve evet, o yerin sakinleri çoğu zaman sosyalistlerdir. Çünkü biz eşitliği savunurken kendimize ayrıcalık istemedik; adaleti savunurken hukuku eğip bükmedik; halkı savunurken halkın malına el uzatmadık.

Ama bütün bunlara rağmen acı bir gerçeği de saklamıyoruz: Biz sosyalistler, hâlâ bu ülkenin siyasetinin öznesi olamadık.

Bu topraklarda siyaset yalnızca fikirle değil, copla, mahkeme salonlarıyla, yasaklarla şekillendi. 12 Eylül faşizmi bir darbe olmanın ötesinde, bir hafıza kırımıydı. Üzerimizden silindir gibi geçti; örgütlerimizi dağıttı, sözümüzü susturdu, kuşaklar arasına korku serpti.

Belimiz doğrulamadı, evet.

Ama onurumuzu da orada bırakmadık.

Kaybettik; arkadaşlarımızı, yıllarımızı, hayallerimizi kaybettik. Hapishanelerde çürütülen bedenlerimiz oldu, sürgünlerde yaşlanan yüzlerimiz oldu. Ama diz çökmedik. Teslim olmadık. Satın alınmadık.

Sosyalistler olarak düzene bir yarık açmak için bir araya gelme girişimlerimiz oldu. Oldu ama ne yazık ki başarılı olamadı. (Bu başarısızlıkların nedenlerini burada tek tek saymayacağım.)

Kimimiz başka platformlarda yer aldı,

kimimiz siyasi partilerde,

kimimiz kimlik siyaseti yürüten yapıların içinde,

kimimiz CHP’de,

kimimiz ise bağımsız kalmayı tercih etti.

Nesnel koşullar ortadayken; yoksulluk bu kadar derinleşmişken, adaletsizlik bu kadar çıplakken, bu düzenin çürümüşlüğü herkesin gözüne sokulmuşken bile, kendi öz siyasetimizi — sosyalizmi — güçlü ve birleşik bir biçimde savunmak için bir araya gelemedik.

Aynı siyasi partide olmak zorunda değildik. Aynı örgütte, aynı yapıda, aynı hiyerarşide de… Ama bir şeyi yapabilirdik:

Birleşik bir Sosyalist Hat oluşturabilirdik.

Ama hâlâ geç değil.

Çünkü bu ülkenin yoksulluğu bitmedi, adaletsizliği bitmedi, baskısı bitmedi. Ve bu düzen hâlâ karşısında örgütlü, ilkeli, temiz bir halkçı seçeneğe muhtaç.

Hâlâ geç değil; çünkü biz tükenmedik, sadece dağıldık. Çünkü hafızamız var, deneyimimiz var, bedel ödemiş bir kuşağın inadı var. Ve en önemlisi: Bu düzenle uzlaşmamış olmanın verdiği ahlaki üstünlük hâlâ elimizde.

Solda güçlü ve bağımsız bir özne ortaya çıkmadığı sürece, sosyal demokrat siyaset kendi soluna bakmayacaktır. Tarihsel olarak görüldüğü gibi, bu boşluk koşullarında sosyal demokrasi, toplumsal basıncı sola yaslanarak karşılamak yerine, “merkez” adına sağına doğru açılmayı tercih eder.

Güçlü bir sosyalist hat olmadığında, sosyal demokrat partiler dengeyi solda aramaz; düzenle uyumlu kalabilmek için sağa doğru genişler. Bu yönelim yalnızca siyasal pozisyonları değil, temsil ettikleri kitleleri de dönüştürür. Böylece, sol talepler taşıyan toplumsal kesimler, farkında olmadan sağ siyasetin yedek gücü haline getirilir.

Bu nedenle sosyalistlerin özneleşmesi, yalnızca kendi siyasal varlıkları açısından değil, toplumun daha geniş kesimlerinin sağa savrulmasının önüne geçmek açısından da tarihsel bir zorunluluktur.

Ancak artık açık konuşmalıyız:

Birleşik Sosyalist Hat, bir temenni değil; bir zorunluluktur.

Ve bu hat yalnızca teorik değil, kurumsal olmak zorundadır.

Birleşik Sosyalist Hat, kendisiyle sınırlı bir kapanma değil; faşizme karşı yürütülecek daha geniş bir birleşik mücadelenin itici gücü olabilir. Sosyalistler siyasette özne haline gelmeden, faşizme karşı birleşik bir hattın kalıcı ve etkili olması da mümkün değildir.

Tarih göstermiştir ki faşizme karşı mücadelede yönü, ritmi ve siyasal içeriği belirleyenler, kendi bağımsız hattını kurabilmiş olanlardır. Sosyalistler bu hattı kurabildiği ölçüde, daha geniş toplumsal kesimlerle yan yana gelmenin koşullarını da yaratabilir.

Bu nedenle mesele, faşizme karşı birleşik mücadeleyi reddetmek değil; onu sürükleyebilecek birleşik bir sosyalist öznenin inşasıdır.

Sosyalist birliğin, yalnızca yukarıdan aşağıya kurulan mutabakatlarla sağlanamayacağı artık açıktır. Merkezlerin, yönetimlerin, dar kadroların uzlaşamadığı yerde siyaset donup kalmaktadır.

Bu nedenle Birleşik Sosyalist Hat, aşağıdan yukarıya, yaşamın içinden ve mücadele alanlarından örülmelidir. İşyerlerinde, mahallelerde, üniversitelerde, sendikalarda yan yana gelen sosyalistler fiilî bir birlik zemini yarattıklarında, bu zemin kaçınılmaz olarak üst yapıları da harekete geçirecektir.

Aşağıdan kurulan birlik, bir ricadan değil; zorlayıcı bir siyasal gerçeklikten beslenir. Tabanın birlikte yürüme iradesi, yukarıdaki ayrılıkları sürdürülemez kılar. Böyle bir süreçte birlik, bir iyi niyet beyanı olmaktan çıkar; siyasal bir zorunluluğa dönüşür.

Bugün ihtiyaç duyulan tam da budur: Tavandan ilan edilen bir birlik değil, tabandan inşa edilen ve tavandakileri bu hatta gelmeye mecbur bırakan birleşik bir sosyalist irade.

Sadece metinlerde kalan, panellerde dile getirilen, sosyal medyada paylaşılan birlik çağrıları yetmez. Sosyalistlerin siyasette özne olabilmesi, gevşek dayanışmalarla, geçici yan yanalıklarla mümkün değildir. Sürekliliği olan, karar alma mekanizmaları bulunan, ortak ilkeleri ve asgari bir programı olan birleşik bir sosyalist hatta ihtiyaç var.

Bu hat, sosyalistlerin kendi öz siyasetini görünmez kıldığı bir erime alanı da olmamalıdır. Tam tersine, sosyalizmin eşitlikçi, kamucu, halkçı hattı bu birliğin omurgasını oluşturmalıdır. Kimliklerin inkâr edilmediği ama siyasetin yalnızca kimliklere hapsedilmediği bir dengeyle…

Kurumsallık; merkezileşme demek değildir.

Hiyerarşi demek değildir.

Ama sorumluluk, istikrar ve hesap verebilirlik demektir.

Bu düzen örgütlüdür. Devletiyle, medyasıyla, hukuku eğip büken aygıtlarıyla örgütlüdür. Buna karşı dağınık reflekslerle değil, birleşik bir sosyalist siyasetle karşı durulabilir.

Bu bir niyet beyanı değil, bir çağrıdır.

Sosyalistlere, bu düzenle uzlaşmayı reddeden herkese…

Sosyalist siyasetin özneleşmesi artık ertelenemez.

Teorik birlik yetmez. Geçici yan yana gelmeler yetmez.

Birleşik, kurumsal ve ilkeli bir Sosyalist Hat kurulmadan, bu ülkenin siyaseti değişmeyecek.

Aynı yerde durmak zorunda değiliz; ama aynı hatta durabiliriz.

Aynı dili konuşmak zorunda değiliz; ama aynı siyaseti savunabiliriz.

Hâlâ geç değil.

Ama bu kez ya birlikte, ciddiyetle ve sorumlulukla yürüyeceğiz,

ya da tarihin kenarına bir kez daha not düşüleceğiz.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.