SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

AKP iktidarlarında işçilere dayatılan modern kölelik sistemi

Yazının Giriş Tarihi: 01.05.2022 00:32

Bugün 1 Mayıs. İşçinin, emekçinin bayramı. Bugün işçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) 20 yıllık iktidarı boyunca, gerek yaptığı yasal düzenlemelerle, gerekse izlediği politikalarla, işçi sınıfına kutlayacağı bir bayram bırakmadı. İşçilerin ve diğer çalışanların elde ettikleri kazanımların çok büyük bir bölümünü ellerinden aldı. 

2003 yılında İş Kanunu’nu değiştiren AKP, çalışma hayatının esnekleşmesini ve güvencesiz çalışma biçimlerinin yaygınlaşmasını sağladı. 

İş Kanunu yasalaşırken, iş güvencesine ilişkin düzenlemeler daraltıldı. Kamuda, taşeron işçi çalıştırmayı kolaylaştıran düzenlemeler yapıldı. Taşeron işçi çalıştırma, tırmanışa geçti ve bir milyona yaklaştı. Ayrıca, taşeron uygulamaları özel sektörde de yaygınlaştı. 

AKP iktidarları döneminde izlenen politikalar nedeniyle sendikalaşma oranları düştü. Özellikle toplu sözleşme kapsamındaki işçi sayısı açısından Türkiye, OECD ülkelerinin en sonuncusu durumuna geldi. Sendikalaşma ve toplu sözleşme kapsamı açısından çalışanlar, büyük kayıplar yaşadı. Özel sektörde çalışan işçilerin yüzde 95’i sendikal korumadan yoksun hale geldi. Sendikalı işçilerin üçte biri ise toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında kaldı. 

Sendikalar işlevsizleştirildi. Sendikacılıkta işveren yanlısı sarı sendikacılığın ötesinde, bizzat AKP iktidarının güdümünde oluşturulan ve kendi ideolojik rengini de veren bir ‘AK sendikacılık’ oluşturuldu. Bu durum işçi sınıfının, sınıf bilincinden daha da uzaklaşmasına, sınıfın kimlikler temelinde bölünerek, dağınık hale gelmesine ve mücadelesinin etkisizleşmesine yol açtı. 

AKP, Turgut Özal'ın başbakanlığındaki ANAP hükümetleri döneminde başlatılan özelleştirme programlarını daha da derinleştirerek sürdürdü. Türkiye’de yapılan tüm özelleştirmelerin yüzde 88’i AKP iktidarı döneminde yapıldı. Türkiye’nin bütün kamu işletmeleri satıldı. Burada çalışan işçilerden emeklisi gelenler hemen emekliye sevkedildi. Çalışmaya devam eden işçilerin alım gücü, ücretlerine yapılan düşük zamlarla, yıllar içinde eritildi.

AKP döneminde, iş hukukunun koruyucu düzenlemeleri tek tek ortadan kaldırıldı. Kiralık işçilik uygulaması, sermaye örgütlerinin talepleri doğrultusunda yasalaştırıldı. Sermaye örgütlerinin bir diğer talebi olan iş davalarında zorunlu arabuluculuk uygulaması AKP’nin emek karşıtı uygulamalarından bir diğeri oldu.

AKP iktidarları, tercihen izlediği ‘yanlış’ ekonomi politikaları nedeniyle işsizlik çok yüksek seviyelere çıktı. İşsizlik Sigortası Fonu’ndan işverenlere sağlanan devasa teşviklere rağmen istihdamda beklenen artış sağlanamadı. 

AKP döneminde emek karşıtı uygulamalar ‘şaibeli’ 15 Temmuz darbesi bahanesiyle, 20 Temmuz 2015’te ilan edilen OHAL ile zirve yaptı. OHAL döneminde demokratik hak ve özgürlüklerin kullanımı sınırlandı. Grev yasağı kapsamı genişletildi. Emekliliğini kazanmış kamu görevlilerinin emeklilik taleplerinin yetkili makamlar tarafından onaylanması için azami “bir ay” olarak belirlenmiş olan süre, olağanüstü hâl döneminde kaldırıldı ve böylece kamu personelinin emeklilik hakları fiilen askıya alınmış oldu. 21 Temmuz 2016-24 Aralık 2017 arasındaki OHAL döneminde herhangi bir somut gerekçe ya da kanıt sunulmadan Kanun Hükmünde Kararnameler yoluyla 140 bine yakın kamu görevlisi ihraç edildi. OHAL döneminde kamu görevlilerin çalışma hakkı ve iş güvencesi tamamen ortadan kaldırıldı.

Darbecilere karşı ilan edildiği söylenen OHAL, çalışma ve grev hakkını ortadan kaldıran bir uygulamaya dönüştü. Grev ertelemelerinin (yasaklamalarının) büyük bölümü “milli güvenlik” gerekçesiyle yapıldı. Ancak, ertelenen grevlerin kapsamına ve uygulandıkları sektörlere bakıldığında, milli güvenlikle ilgili olmadıkları ve milli güvenliğin bahane olarak kullanıldığı kolaylıkla anlaşılabilir. 

Sosyal devletin en önemli göstergelerinden birisi asgari ücrettir. Asgari ücret, genel ücret seviyesini etkilemesninin yanında, emekli aylıklarından sağlık hakkına kadar asgari ücretli çalışanlardan çok daha geniş bir kesimi ilgilendirmektedir. 

AKP döneminde asgari ücretli, ülkedeki ekonomik büyümeden pay alamadı. Tersine, reel asgari ücret artışı, reel milli gelir artışının oldukça gerisinde kaldı. DİSK-Ar raporuna göre,  2004 yılı 100 kabul edilirse, reel asgari ücret reel milli gelir artışı karşısında yüzde 50’nin çok üzerinde bir kayba uğradı. DİSK'in "Asgari Ücret Gerçeği-2022" başlıklı raporuna göre, bugün Türkiye'de 10 milyon kişi asgari ücretle çalışıyor. Rapor; 3 milyon 400 bin işçinin asgari ücretin altında bir ücretle çalıştığını ve bin 500 liradan daha az ücretle çalışan işçi sayısının da 1 milyon 700 bin olduğunu ortaya koyuyor. 

Türkiye’de çalışma süreleri OECD ve Avrupa Birliği ortalamasının çok üzerindedir. Ülkemizde iş kazası ve meslek hastalıkları sonucu ölümler (iş cinayetleri), AKP döneminde azalmak bir yana, oldukça artmıştır.

AKP döneminde toplumsal cinsiyet eşitsizliği derinleşmiştir. Kadınların istihdamına yönelik politikaların merkezinde esnek, güvencesiz ve kayıt dışı çalışma yer almıştır. Neredeyse her iki kadından birinin kayıtdışı çalıştığı görülmektedir.

Gerek işe alımlardaki partizan tutumlar, gerekse, işyerlerinde personele uygulanan ayırımcılık ve mobbing uygulamaları, iş barışını bozmuştur. 

AKP’nin sosyal devleti tahrip eden bir diğer uygulaması da; sosyal güvenlikte “reform” adı altında yapılan düzenlemelerdir. Sosyal güvenlik mevzuatında yapılan değişiklikler ve özellikle 2008 yılında AKP iktidarınca yürürlüğe sokulan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası ile Emeklilik yaşı yükseltildi ve emekli olmak zorlaştırıldı. Bu durum “emeklilikte yaşa takılanlar” olarak bilinen yeni bir mağduriyet yarattı. Emekli aylığı elde etme koşulları ağırlaştı. Emekli aylığı hesaplama ve bağlama oranlarında yapılan değişiklikler sonucunda, emekli aylıkları dramatik bir biçimde düşmeye başladı. Emekliliğe esas prim gün sayısı artırıldı. Aynı koşullarda, fakat farklı zamanlarda emekli olanların aylıkları arasında, büyük eşitsizlikler ortaya çıktı. Emekli aylıklarının hesaplanmasında, büyümenin yüzde 70’i, güncelleme katsayısı dışında bırakıldı. 

Sonuç olarak; çalışanların, geçen yirmi yılda, geçmişte elde ettikleri bir çok kazanım AKP iktidarları tarafından ellerinden alınmıştır. AKP, bir çok hak kaybı ve olumsuzluk yaratan uygulamalarıyla işçilere, adeta modern kölelik düzenini dayatmıştır.

AKP hükümetlerinin, bir avuç talancı sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda uyguladığı ekonomi politikaları nedeniyle oluşan gelir dağılımındaki adaletsizlik had sahfaya ulaşmıştır. Milyonlarca çalışan ve emeklinin içine düşürüldüğü durum içler acısıdır.  Enflasyonun yüzde 100'leri aştığı, paranın-deyim yerindeyse- pula dönüştürüldüğü bu ortamda, sefalet ücretine mahküm edilen  milyonlarca çalışan ve emekli, iş bulmaları halinde ikinci bir işte çalışmak zorunda kalmaktadırlar. 

Halkın ezici çoğunluğu, yoksulluk sınırının altında gelir elde ederken, nicelik olarak yüksek bir kesim de açlık sınırının altında bir gelirle, ucuz gıda kuyruklarına girmekte, hatta pazarda, manavda atılmak üzere ayrılmış meyve ve sebze artıklarıyla karnını doyurabilmektedir, 

2017 anayasa değişikliği referandumu ile gerçekleştirilen ‘Türk tipi başkanlık’ sistemi ile işlem tamamlanmış ve fiilen"yeni sultanlık” rejimine geçilmiştir. Artık, İşçiye, memura ve emeklilere verilecek ücretler ve diğer haklar tek adamın inayetine, merhametine, insafına kalmıştır.

İşte, allanarak, pullanarak, iç ve dış (emperyalist) çevrelerce desteklenerek, 2002 yılında iktidara taşınan ‘demokrasi havarisi’ Siyasal İslamcı AKP’nin, emekçilerin yaşam koşulları açısından ülkeyi getirdiği son nokta budur.