SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

ABD emperyalizmini gözardı etmek

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 21.03.2022 10:48

Haber Güncellenme Tarihi: Yazının Güncellenme Tarihi: 21.03.2022 10:48

Savaşın en masumları; çocuklar...

Her kanlı saldırıda onların endişeli gözleri ekranlara gelir. Suçsuz, günahsız, olan bitenden habersiz, en büyük bedeli onlar öder. Ateş hattında, iliklerine kadar sinen savaş travmasını, kimseye göstermedikleri yaralarında ömür boyu taşırlar. 

Savaşlarda milyonlarca aile, çocukları ile birlikte yaşadıkları topraklarından kaçarak hiç bilmedikleri, tanımadıkları ülkelerin insanları arasında yaşam savaşı verirler. Elbette ki buralarda da yaşamları öyle kolay değildir. Yerleşik halkın nefreti ve düşmanca tavırları, büyük bir çoğunluk için yaşamı çekilmez hale getirir.

Sebebi her ne olursa olsun, bir toplu şiddet türü olan ve politik şiddet olarak da adlandırılan savaş; ölüm, yaralanma, acı ve gözyaşı demektir. Savaş açlık, sefalet, yoksulluk, kadın ve çocukların aşağılanması, tecavüze uğraması, cinsel işkence ve cinsel sömürüye açık kalmaları demektir.

Savaş zaruri olmadıkça, bir cinayettir. Bu zaruriyet, masum bir halkın veya topluluğun, kendisine yönelen saldırıyı önlemesi veya saldırı karşısında kendisini savunmasıdır. Savaş, sömürgecilik ve emperyalizme karşı bir bağımsızlık mücadelesi değilse ya da bir feodal veya sermaye diktatörlüğüne (sultanlık, faşizm, nazizm, ırkçılık vb.) karşı bir özgürlük kavgası yürütülmüyorsa, bir insanlık suçudur. Sosyalistler, halklar arasındaki savaşları, daima barbarca ve canavarca bulmuşlar ve kötülemişlerdir.

Bugün yakın coğrafyamızdaki ülkeler, patlayan bombalarla, ölüm ve yıkımlarla acı ve gözyaşından başka bir şey getirmeyen bir savaş iklimini yaşamaya devam etmektedir.

Kapitalist emperyalizm, varlığını devam ettirmek için savaşlara, dolayısıyla bir düşmana ihtiyaç duyar. Düşman yoksa bile kendisi yaratır. ABD emperyalizmi için bu düşman, soğuk savaş yıllarında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) iken; sonra, kendisinin beslediği radikal İslam’ı düşman ilan etti. Şimdilerde ise düşman, Rusya ve Çin’dir.

ABD emperyalizmi, stratejisinin omurgasını, dünyadan kendisine bir rakip çıkmaması üzerine kurmuştur. Balkanlar ve Doğu Avrupa, ABD öncülüğündeki batı emperyalistleri tarafından paylaşıldı. Hepsi NATO’ya dahil edildi ve Amerikanın hegemonyasına girdi. Ancak Rusya ve etki alanında bulunan periferisindeki ülkeler henüz batı emperyalizmi tarafından paylaşılmamıştı. Çin ise iktisadi gelişmesiyle ABD’yi yakalamak üzereydi. Bu yüzden 2021 NATO toplantısında Rusya ve Çin açık olarak iki “düşman güç” ilan edildi. 

Bir önceki yüzyılın ikinci yarısından sonra ve içinde bulunduğumuz yüzyıldaki savaşların, kan ve göz yaşının en büyük nedeni ABD emperyalizmidir. ABD emperyalizmi, nereye ayak bastıysa orasını harabeye çevirmiştir.

Hiçbir ülke, ABD ülkesine savaş açmamıştır ancak, ABD’nin saldırıları, dünyanın bütün ülke halklarının acı çekmesine yol açmıştır. Hiroşima ve Nagasaki'ye attığı atom bombalarıyla insanlığa ilk nükleer dehşeti yaşatmıştır. Kore, Vietnam, Afganistan, Irak, Suriye, Libya gibi kendisinden binlerce kilometre uzaklıktaki ülkeleri paramparça etmiş, halkları birbirine düşürmüştür. ABD emperyalizmi, şimdi de Ukrayna’da benzer bir savaşın yoluna taş döşemiştir.

ABD’nin, Ukrayna’daki biyolojik silah labaratuvarları dahil, her türlü saldırı silahlarıyla Balkanlardan başlamak üzere, Rusya’nın adeta kuşatılmaya çalışılması, Rusya’nın Ukrayna'yı işgal ve saldırısına yol açan en büyük sebeptir.

Ukrayna krizinde olanlar yeterince açıktır. Eğer, Rusya’nın, güvenliğine ilişkin yıllardır yapmış olduğu ikazlara rağmen ABD, NATO’yu dibine kadar sokmaya çalışmasaydı ve Ukrayna’nın NATO’ya alınmayacağını bildirmiş olsaydı, belki de bu kanlı saldırı gerçekleşmeyebilir ve halk bu acıları yaşamayabilirdi.

Rusya’nın saldırıları ve işgalinin sona erdirilmesi için, derhal ateşkes ilan edilmesi ve kalıcı bir barış sağlanması çabasını sürdürmek varken, Avrupa ve ABD emperyalistleri, Ukrayna’ya silah yağdırmaktadır.

Emperyalistler için Ukrayna halkının yaşadığı dramın; ölümlerin, yaşlı, çocuk ve kadınların çektiği acıların hiç bir önemi yoktur. Onlar için önemli olan silah satışları ve emperyal çıkarlarıdır. Onlar için önemli olan, yeter ki Rusya’nın ‘burnu sürtülsün’ ve meydan sadece kendilerine kalsın.

NATO hâlâ neden vardır? Yunanistan dahil tüm Balkan ülkelerine NATO neden silah yığınağı yapmaktadır? Daha geçen yıl (2021) Karadeniz'de NATO ülkeleri neden ve kime karşı askeri tatbikat düzenlediler? Gürcistan ve Ukrayna, NATO’ya neden dahil edilmek istenmektedir? ABD, bu ülkelerde renkli devrimlerle seçilmiş hükümetleri neden devirmektedir? Her türlü provokasyon, katliam ve pis işleri yapma kabiliyetine sahip olan neonazi örgütler neden desteklenmektedir? ABD’nin, Rusya’nın burnunun dibine yanaşmasının amacı nedir?

Bu soruların cevabı gayet açık olduğu halde, büyük bir gürültüyle, ABD ve NATO gerçeği unutularak; “önce işgalci Rusya’ya karşı çıkalım, sonra ABD emperyalizmine söylenecek söz varsa, söyleriz” yaklaşımı barışa ve savaşın önlenmesine hizmet etmez. Tersine, -niyetimizden bağımsız olarak- bütün ülkelerin, ABD emperyalizminin arkasına dizilmesine ve onun günahlarının örtülmesine hizmet eder. 

Bu analiz, Rusya ve Çin’in, kapitalist emperyalist sömürünün bir parçası olduğu gerçeğini ve demokratik olmayan otoriter yönetimlerinin yaptıklarını gözardı etmemizi gerektirmez. Ancak, bu paylaşımın esas aktörünü ve gücünü öne çıkartmadan alınacak her politik tavır, sonunda, emperyalizmin işlediği suçları unutmak, yapılanları örtmek anlamına gelir.

Sosyalist olmak, nerede olursa olsun her türlü emperyalizm ve saldırganlığa karşı çıkmayı gerektirir. Rusya saldırganlığına ve ABD emperyalizmine aynı anda karşı çıkmamak, bizi diğerinin yedeğine düşürür.

Nasıl ki Rusya’da “savaşa hayır” demek cesurca ve takdir edilecek bir davranıştır, aynı şekilde, Rusya’nın saldırganlığını kınarken, NATO üyesi ülke aydınlarının ve sosyalistlerinin, ABD emperyalizminin ve NATO’nun saldırgan, savaş kışkırtıcısı politikalarına da cesurca karşı durabilmesi, onurlu bir duruş olur.