Kalabalık salona adım atar atmaz, hemen kapının yanındaki masada eski bir arkadaşla göz göze geldim. Ne zamandır görüşmemiştik. Gazeteci kalabalığının arasına karışmak yerine onun yanında, nasılsa boş kalmış bir iskemleye ilişiverdim.
“İlçe”ye aday olmayacağını ama “il”e talip olduğunu aşağı yukarı 12 saat önce sosyal medya hesabından açıklayan Yeni Parti Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin’in kürsüye kısa süre önce çıktığı belliydi. Arkadaşımla azıcık hoşbeşten sonra bütün dikkatimizi Şahin’in konuşmasına verdik.
Genç yaşına rağmen iki kez CHP Nilüfer İlçe Başkanlığını kazanan, son olarak da Yeni Parti Nilüfer Kurucu İlçe Başkanı olan Şahin, politik özgeçmişindeki kırılma noktalarını anlattı.
“Görev dönemlerimdeki seçimlerde dolduramadığım tek sandık, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı gösterildiği seçimdir.” dedi ve ondan sonraki hiçbir parti içi seçimde Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemediğini söyledi. Kılıçdaroğlu’nun adını anmadan…
“Bir devrimci içinde bulunduğu durumdan rahatsızsa kararını verir ve gereğini yapar.” diyerek, sözü adaşının CHP genel başkanı seçildiği kurultaya getirdi: “Bursa değişmeseydi, Bursa ikna edilmemiş olsaydı, bugün başka bir yerdeydik!”
“Şimdi de gelelim eleştirilere…” dedi ve sadece 12 saat önce açıkladığı kararı nasıl aldığını anlattı:
“Son kongrede bir daha aday olmayacağımı söylemiştim. Arkadaşlarım şimdi çok farklı bir süreçten geçtiğimizi söyleseler de sözümden dönmek istemedim. Her dönem de il başkanlığına aday olmam yönünde istekler oluyordu. Bu defa ‘eğer şimdi aday olmazsan olacaklardan sen sorumlu olursun’ dedikleri bir noktaya geldik. Kararımıza dönük ‘son dakika’ tepkileri var. Siyaset iddia işidir. Aday olacaktınız da elinizden mi tuttuk?”
Oturduğum masada Şahin’in konuşmasını alkışlayanlar da oldu, öfkelenenler de, öfkesini sözle ifade edenler de…

Eleştirinin ya da tepkinin temel noktası Şahin’in “ilçe”ye aday olmayıp “il”e talip olması değildi. Kararını “son dakika”da açıklamış olması da değildi. En keskin eleştiri, gitmeden önce başkan yardımcısı Ahmet Eren Memiç’in başkan adaylığını adeta “veliaht” bırakır gibi ilan etmesiydi! Hem Şahin “aday olmak isteyen vardı da elini mi tuttuk?” diyordu ama gece yarısı adaylığını açıklayarak, bu işin iddia işi olduğu kadar cesaret işi olduğunu da ortaya koyan Yasemin Adalı’nın adaylığı için imza verenleri/vermek isteyenleri engellemeye çalışan bazı tipler de neyin nesiydi?
Ben arkadaşıma veda edip kalkarken, masadakiler “Olmuyor olmuyor, Yeni köye eski adet yakışmıyor!” diye kendi kendilerine söyleniyorlardı.
Adaylık sürecinin aceleye gelişi adayların kısa konuşmalarına da yansıdı. İçeriği boş, birkaç klişe, bir iki slogan, kısa konuşmalar…
Sonucu biliyorsunuz: Ahmet Eren Memiç 812 oy, Yasemin Adalı 274 oy, bazılarının üzerinde Nihat Yeşiltaş yazılı 157 geçersiz/boş oy.
Memiç’i başkan yapan rakamlar bir şey daha söylüyor: Delegenin değil üyenin “kral” olduğu ilk seçimde katılım oranı yüzde 34,3 (bin 243 oy/üye). Başka deyişle toplam 3 bin 627 üyenin yüzde 65,7’si sandığa gitmemiş!
Aslında Yeni Parti Nilüfer İlçe Kongresindeki sessiz gerilime ve ortaya çıkan sonuca en büyük eleştiri yine kongre sırasında hem de kürsüden geldi.
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Kongrelerde birbirimizle uğraşacağımıza dışarıda rakiplerimizle uğraşalım. Küçük hesaplar yerine halka gidelim, kapı kapı dolaşalım.” Dedi.
Özdemir’in iktidar trollerine de bir çift lafı vardı:
“Kamucu duruşumuz nedeniyle sıkıntılar yaşıyoruz. Tehditler, şantajlar, Nilüfer’in değerlerine yönelik saldırılar… Hiçbir güç bizi yolumuzdan döndüremez. Biz Mustafa Kemal’in dava arkadaşlarıyız, yol arkadaşlarıyız. Biz 78 kuşağıyız. Birçok arkadaşımızı kaybettik, artı 48 yılı yaşıyoruz. Gerekirse cezaevini tercih ederiz. Onu da şeref madalyası olarak taşırız. Korkumuz yok. Nilüfer’in rantını Nilüfer halkı yiyecek.”
NOT1: Karya Davet’teki (gayriresmi) kongrede divan heyeti adeta Osmangazi’ye “nazire” yapar gibi “tarafsız” oldukları gerekçesiyle Nilüfer Belediye Meclisi üyelerinden seçilmişti. Divan başkanlığını Yücel Akbulut, üyelikleri Özlem Akbaş Önsoy ve Gökçe Güney üstlendi.
NOT2: Kongreye milletvekillerinden sadece Hasan Öztürk katıldı. Öztürk’ün “Karşımızdaki tehdidin farkındayız. Konforlu koltuklar yerine mücadeleyi seçtik.” sözleri alkış aldı.
NOT3: Dört üye söz aldı, dördü de yaşanan süreci eleştirdi ve “boş oy” kullanılması çağrısı yaptı.
NOT4: “Boş/Geçersiz” sayılan oy pusulalarından bazılarına “Nihat Yeşiltaş” yazılması ne anlama geliyor?