SON DAKİKA
Hava Durumu

Uygarlık düşmanları

Yazının Giriş Tarihi: 15.05.2026 18:37
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.05.2026 19:01

Karabel Kaya Anıtı

Batı Anadolu’daki en ilginç Hitit dönemi eserlerinden biri…

İzmir’de Kemalpaşa ilçesini Torbalı’ya bağlayan dağ geçidinde…

Yıllardır kültürel miras düşmanlarının hedefinde…

Önce baştan aşağı asit gibi bir kimyasal maddeyle tahrip edildi.

Sonra etrafında dinamit lokumu sığabilecek büyüklükte delikler açıldı.

Delikleri açan(lar) yakalansa da kara kaplı deftere kaydedilmekle yetinildi, bu işin cezası yoktu!

Derken 3 bin 200 yıllık tarihe hiltilerle daldılar.

Yanında yöresinde bulunan diğer anıtlar da zaten yol yapılırken yıkılmıştı.

Alaaddin Camisi…

Antalya’nın Korkuteli ilçesindeki 700 yıllık miras…

Karamanoğlu Alaaddin Bey tarafından yaptırılan eser, döneminin yüzük taşlarından biri…

Üzerindeki süslemeleriyle dikkat çeken 8 metre uzunluğundaki taç kapısının Anadolu’da bir benzeri daha yok!..

Restorasyona girip çıktıktan sonra birçok parçası kayıp durumda…

Yok edici restorasyon yöntemleri son yıllarda memlekette pek bir moda.

Antalya’da Termessos’taki ünlü Agathermos Anıt Mezarı

2 bin yıldan uzun süre sapasağlam ayakta kalan anıt mezar ne yazık ki 90’ların başında paramparça edildi.

Parçaları 30 yıldır bir araya getirilmeyi ve korunmayı bekliyor.

Ve İznik Elbeyli’deki hipoje

1967’de çok iyi korunmuş halde keşfedilen yeraltı mezar odasını da korumayı başaramamışız!

Defalarca defineciler tarafından tahrip edilen eserdeki fresklerin bir bölümü kesilerek çalınmış, tahrip edilen yerler sıvayla kapatılmış.

Örnekler geçtiğimiz günlerde Nilüfer Pancar Deposu’nda düzenlenen “Türkiye’de Arkeoloji” panelinin katılımcılarından Nezih Başgelen’in konuşmasından.

Arkeoloji ve Sanat Yayınları Kurucusu ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Üyesi olan Başgelen, Kültürel ve Doğal Mirası İzleme Platformunun da kurucusu ve yöneticisi.

Kültürel varlıklarda ve arkeolojik değerlerde süregelen tahribatı izleyen platform son 6 yıldır 7 bin 500’e yakın kayıt tutmuş.

Anadolu’da nerede bir kaya kabartması, nerede bir lahit varsa, tahrip iştahı giderek artan bir kesimin ciddi tehdidi altında” diyen Başgelen’in belli başlı tespitlerini şöyle sıraladım:

- En büyük kayıplarımız nedense Anadolu’daki Kybele anıtları. Balyozlarla dalıyorlar.

- Artık türbeler, mihraplar bile define aranan yerlere dönüşmüş durumda. Sökülmedik yer kalmadı.

- Osmanlı anıtları ve içindeki çiniler de büyük acılarımızdan biri.

- Kültürel peyzajda da kentlerin karakteristik özelliklerini yok eden tahribatlar söz konusu (Başgelen’in örneği Bursa ve Doğanbey oldu).

- Mülki ve idari erkândan defineciler, kaçak kazı yaparken yakalanan vali, albay bile var.

- Kaçakçılık ve Organize Şube çok başarılı operasyonlar yapıyor, ama ne yazık ki tümülüslere dadanmayı engelleyemiyoruz. Son 4-5 yılda 3 bin 400’e yakın tümülüs tahribatı var. Kazmayla kürekle, kepçeyle dozerle dalıyorlar.

- Avrupa’da, örneğin İtalya’da, yol yapılırken bile trafiğin yaratacağı titreşimin veya egzoz gazının tarihi eserlere vereceği zarar hesap ediliyor. Bizde ise bu işler dalarak, yararak, yığarak, yıkarak yapılıyor.

Tarihi, kültürel ve doğal mirasın tahribatında tablo son derece kötü.

Koruma kollamaya dönük önlemler de anlaşıldığı kadarıyla caydırıcılıktan son derece uzak.

Hatta belki de "önlem yok" demek gerek.

Konuyla ilgili yasal düzenlemeler etkili değil…

Peki ne yapılmalı?

Başgelen’in Avrupa ile kıyaslama yaparak getirdiği iki öneri var:

- Yunanistan ve İtalya tarihi eser yoğunluğu bakımından bize benzer ülkeler. Ancak yasalarımız farklı. İki ülkenin yasalarında da çok ciddi cezalar var. Bırakın büyük bir tahribatı, bir sütunun üzerine adınızın baş harfini kazıyın, bakın başınıza neler geliyor!

- Arazi teşkilatı, arazi polisi var. Müzelerle birlikte çalışıyorlar. Belki de ulusal bir seferberliğe ihtiyaç var.

Aslına bakılırsa bu önerilerin hayata geçirilmesinin önünde görünür hiçbir engel yok!

Memleketin mevcut idare şeklinde…

- İdare isterse yasal düzenleme kolaylıkla yapılabilir,

- Tahribatı caydırıcı yüklü cezalar getirilebilir,

- İstihdam yaratacak bir yeni teşkilat da kurulabilir.

Ne var ki Başgelen’in deyişiyle “testiyi taşıyanla testiyi kıran arasında fark yok” ise bu işler yokuşa sürülür…

Yurdun cümle tarihi, kültürel ve doğal mirası bizim bile değil gelecek kuşaklarınken, tahribatı yapan da ona yol veren de uygarlık düşmanı değil de nedir?

NOT: Nilüfer Belediyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Arkeoloji Bölümü, Arkeologlar Derneği Bursa Şubesi ve BUÜ Arkeoloji Topluluğu tarafından düzenlenen “Arkeoloji Gündemi” buluşmalarının sezon finali “Türkiye’de Arkeoloji Paneli” ile yapıldı. Moderatörlüğünü BUÜ Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin’in üstlendiği panelde Nezih Başgelen’in yanı sıra Prof. Dr. Feriştah Alanyalı ve Prof. Dr. Mehmet Özdoğan da konuştu. Alanyalı ve Özdoğan hocaların konuşmalarından notlarımı hafta sonu kaleme alacağım.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.