Bursa Büyükşehir Belediyesinin seçilmiş başkanı Mustafa Bozbey, "çete" ve "rüşvet" suçlamalarıyla gözaltına alındı, tutuklandı, görevden uzaklaştırıldı.
Hukukçuymuşum gibi ahkâm kesemem.
Hadnaşinaslık edecek de değilim.
Şu kadarını bilir ve söylerim ki…
Hiç kimse hukuk önünde layüsel değildir. Hele hele kamu görevi yapanların ve de seçilmişlerin herkesten daha çok hesap verme zorunluluğu vardır.
Seçilmiş olmak seçilmişlere dokunulmazlık kazandırmaz.
Kazandırmayacağı gibi seçildikleri yere göre muamele görmeleri de hak değildir.
Üstelik ta Mecelle’den beri usul esasa mukaddemdir, esastan önce gelir.
Bozbey’in gözaltına alındığı 31 Mart 2026 tarihinden tutuklandığı 5 Nisan 2026 tarihine kadar olan süreçte ve sonrasında en çok sorulan soruları hatırlatayım:
Tam da seçme ve seçilme hakkından söz etmişken, Bozbey’in görevden uzaklaştırılması ve 9 Nisan 2026 tarihinde başkan vekili seçimi yapılması kararının ardından Bursa Valiliğinin "3 günlük kayyum" kararı geldi.
Ne ilginçtir ki resmi yazıda “başkan” ifadesi yok, “başkan vekili” ifadesi yok. Vali Yardımcısı Hulusi Doğan’ın “Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı iş ve işlemlerini yürütmek üzere” atandığı ifadesi var.
Bana kalırsa adı konmamış bir “kayyum” kararıdır bu ve dayanağı izaha muhtaçtır.
Nitekim Belediye Yasasının 45. maddesinde böyle bir görevlendirmenin ancak “… meclis birinci başkan vekili, bulunmaması durumunda ikinci başkan vekili…” yoksa yapılabileceği yazıyor.
Oysa Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinin birinci başkan vekili Oktay Yılmaz, ikinci başkan vekili Alper Taban’dır. Her ikisi de 13 Nisan 2024 tarihinde yapılan seçimde 58 oyla seçilmişlerdir.
Uzun sözün kısası, usul kuralları doğru ve hakça uygulanmadan alınan kararlar her zaman tartışma yaratıyor, kamu vicdanında yara açıyor. Maalesef toplum hemen her konuda karpuz gibi ikiye yarılıyor.
Kim bilir belki siyaseten yapılmak istenen tam da budur!