Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ile Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği’nin (TÜRSAB) “yerel turizm kalkınması” temasıyla bu yıl beşincisini düzenlediği “Bursa Turizm Zirvesi” Merinos’ta, Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapıldı.
Zirvenin ilk gün özetini dünkü yazımda kaleme almıştım. Bugün de ikinci günden notlarımı aktaracağım.
Kongrenin ikinci günü TÜRSAB Güney Marmara Başkanı Engin Balta’nın yönettiği “Yerel Kalkınma İle İlgili Bursa’da Yapılanlar ve Yapılması Gerekenler” başlıklı oturum ile başladı.
Oturumun ilk konuşmacısı Bursa Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer, önce güzel bir rakam verdi:
“Bursa en çok günübirlik ziyaretçi alan kent: Tahmini yıllık rakam 3,5-4 milyon düzeyinde.”
Sonra da temel tespitlerini ortaya koydu:
“Bursa’nın meselesi yokluk değil çokluk. En güçlü yanımız da en sıkıntılı yanımız da İstanbul’a yakınlık.”
Bursa’nın turizmde bir odak noktası belirleyerek, o hedefe yürümesi gerektiğini belirten Özer, özellikle kültürel miras konusunda sevindirici bilgiler verdi:
“- Gölyazı yeni bir destinasyon. Nekropol ve tiyatro kazıları bitti, ada kazısı sürüyor. Ancak altyapıda sorunlar var.”
“- İznik’te Zeugma’yı aratmayacak, hatta geçecek değerde bir mozaik alanı bulundu.”
“- Dağ yöresindeki mağara kazısında 50 bin yıl önceye ait hayvan kemikleri bulundu, tarihlendirme 100 bin yıla kadar uzayabilir. Orhaneli’de kazılar başladı. Derecik Bazilikası ve Kıranışıklar’da çalışma yapıyoruz.”
“- Bursa’yı nereden, hangi mecradan tanıtıyoruz? Kentin bir logosu, bir mottosu olur! Markalaşma sürecinin tamamlanması, hikâyenin yazılması lazım.”
“- Her ayın 16’sı Türkiye’de ve dünyada Bursa günü olsun. O gün farklı bir kentte etkinlik yapalım.”
Zirveye Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği Başkanı sıfatıyla katılan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, kentin turizm master planı ile ilgili çalışmaların devam ettiğini belirterek, “Master planla voltranı oluşturuyoruz. Sektörün tüm paydaşlarının birleşmesine ve güçlü bir koordinasyona ihtiyaç var” dedi.
Güney Marmara Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (GÜMTOB) Başkanı Buğra Artıç’a göre, İstanbul’a yakınlık Bursa’nın dezavantajı. “Aksi olsa turist sayısını 2-3 ile çarpardık” diyen Artıç, farklı yönleri ön plana çıkarma vurgusu yaptı:
“Artık tarih denince İstanbul, gastronomi denince Gaziantep, termal denince Afyon akla geliyor. Kimsede olmayan bir tek Uludağ var. Çıkış noktamız Uludağ olmalı. Uludağ dolarsa Bursa da doluyor.”
“Uludağ’da termal hizmet verebilir miyiz?” sorusunu gündeme taşıyan SKAL Bursa Başkanı İsmail Kuru, “Dünya SKAL Kongresinin Bursa’da yapılması için çalışmalara bugün itibarıyla başlıyoruz” açıklaması yaptı.
Kuru, Bursa’nın bir eksiğine de dikkat çekti: Turizm Fakültesi yok!

Dünya SKAL Kongresinin Bursa’da toplanması fikrine destek veren SKAL Federasyonu Başkanı Emre Gezgin, kentin sadece merkeziyle değil hinterlandıyla da tanıtılması gerektiğini söyledi. TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Engin Şahin’in yönettiği “Yerel Kalkınmada Sektör Görüşleri” panelinde konuşan Gezgin’e göre, sürdürülebilir olmayan hiçbir şey sonuca ulaşamaz.
Turist Rehberleri Birliği (TUREB) Başkan Vekili Birsen Bulan ise artık sürdürülebilirlik kavramının yerini “sürekli yenilenebilirlik” kavramının almaya başladığını belirtti. Bursa’ya gelen günübirlikçi sayısının yüksek olmakla birlikte kalış süresinin 6 saat civarında olduğunu kaydeden Bulan, “6 saatte kentin gerçek kimliğiyle tanışmak mümkün değil” ifadelerini kullandı.
Uluslararası MICE Endüstrisi (I-MICE) Derneği Başkanı Işıl Özmen, tanıtım konusunda farklı bir öneri getirdi. Giderek yaygınlaşan dijital platformlarla tüm dünyaya ulaşmanın kolaylaştığını kaydeden Özmen, Bursa’nın farklı yönleriyle anlatıldığı bir belgesel dizisinin örneğin Netflix’te yayınlanmasının yararlı olabileceğini söyledi.
Ünlü yönetmen Christopher Nolan imzalı The Odyssey filminin 6 farklı ülkede (Fas, İtalya, Yunanistan, İzlanda, İskoçya ve Malta) çekildiğini hatırlatan Özmen, “Tek bir karesi bile Çanakkale’de çekilmedi” diyerek, tanıtım fırsatlarının nasıl kaçırıldığına çarpıcı bir örnek verdi.

TÜRSAB Başkan Başdanışmanı Murat Saraçoğlu’nun “Turizm rehabilite eden bir sektör” tespitiyle başlayan “Destinasyon Pazarlaması” başlıklı oturumda konuşan Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağatan Taşkın, Bursa’nın önemli bir turizm potansiyeline sahip olduğunu, ancak farklılıklarının ortaya konması gerektiğini ifade etti. Yerli ve yabancı turistler için ayrı pazarlama stratejileri ve kültür, doğa, kış turizmi gibi farklı segmentlerde pazar farklılaşmasına gitmek gerektiğini belirten Taşkın’ın altını çizdiği bir başka nokta da “gece faaliyeti” oldu. İspanya’nın flamenkosunu, Portekiz’in fadosunu örnek gösteren Taşkın, Bursa’daki gezek kültürünün ya da Karagöz gösterilerinin bu bağlamda değerlendirilebileceğini kaydetti.
Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özarslan ise öncelikle Bursa’nın diğer dünya mirasları arasındaki farklılığına dikkat çekti:
“İstanbul, Safranbolu ve Bursa… Bu şehirler içinde günlük yaşamın devam ettiği dünya miraslarıdır. Önemli olan turisti de orada yaşatmaktır. Turistin Bursa’yı görmesi değil yaşamasıdır aslolan.”
Hanlar Bölgesinin yeniden işlevlendirilmesi gerektiğini söyleyen Özarslan, “Hisar Arkeopark’ın bir yanına Hannibal’ın bir yanına Prusias’ın heykellerini dikmek lazım” diyerek, şehrin çok katmanlı yapısına dikkat çekti.

Eskişehirli bir turizmci olan TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Ersoy’un Yılmaz Büyükerşen’e atıfla anlattıkları da son derece dikkat çekiciydi:
“1965’lerden itibaren Eskişehir ve Bursa rekabet halindeydi. Devrim otomobilinin üretildiği Eskişehir de Bursa da otomobil fabrikasını istiyordu. Bursa’nın tarımı, ticareti, ipeği, kaplıcaları, dağı, denizi vardı. Eskişehir’e göre çok zengindi. Gelişimini turizmle sürdürebilirdi. Eskişehir de otomobil fabrikasıyla sanayiye yönelebilirdi. Ama olmadı, tam tersi oldu.”
Ersoy’u dinleyen çoğu Bursalı’nın “keşke” diye iç geçirdikleri gözlerinden belliydi!
Eskişehir’de turizm altyapısının yerel yönetim öncülüğünde kurulduğunu, Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunları sayesinde tanıtıldığını, Ankara ve İstanbul hızlı tren hatlarıyla geliştiğini anlatan Ersoy, “Eskişehir sonradan markalaştı, Bursa zaten marka. Turizmi Bursa-Eskişehir-Bilecik hattında geliştirmeli, bölgesel düşünmeliyiz” diye konuştu.
TÜRSAB TOAR (Tüketici, Otel, Acente, Rehber) Başkanı Erdal Çeri, Bursa’da turizmin ipek, spor, sağlık, kültür gibi alanlarda gelişebileceğini, pazar çeşitlendirmesinin de şart olduğunu söyledi.

TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Kuk’un moderatörlüğündeki “Yerel Turizm Kalkınmasında Altyapının Önemi” başlıklı oturumun ilk konuşmacısı UNESCO Bursa Alan Başkanı Prof. Dr. Neslihan Türkün Dostoğlu’ydu. Kültürün de bir altyapı olduğunu ifade eden Dostoğlu, “UNESCO listesine girmek bir şehrin başarabileceği en önemli hedeflerden biridir” dedi.
Neslihan Hoca, Alan Başkanlığı olarak yaptıkları çalışmaları anlatırken, farkındalık yaratmaya dönük seminerlerin imamlara kadar uzanan geniş yelpazesi bir hayli dikkat çekti.
Oturumun, hatta zirvenin en çok ilgi çeken başlıklarından biri “golf turizmi” oldu. Çünkü Bursa’da golf sahası yok ama 13 yıldır bir golf kulübü var. Bursa Golf Kulübü Başkanı Dr. Gürkan Kaya, kente golf sahası kazandırmakta ısrarlı olduklarını belirterek, “Vizyoner yönetici ve kurumlara ihtiyaç var” diye konuştu.
Golf turizminin başta tekstil olmak üzere başka sektörler için de yarar sağlayabileceğini kaydeden Kaya, Uludağ Üniversitesi’nin Spor Bilimleri Fakültesinde programa alınacak golf teknikleri dersleriyle golf antrenörü yetiştirilebileceğini anlattı.
“Kent turizmi, turizm kenti büyütür” diyen Bursa Bölgesel Turist Rehberleri Odası Başkan Yardımcısı Esra Öztürk, özellikle trafikte yaşanan sorunlara dikkat çekti. Osman Gazi ve Orhan Gazi türbeleri, Muradiye Külliyesi, Murat Hüdavendigar ziyaretlerinin otopark sıkıntısı nedeniyle güçlükle yapılabildiğini söyleyen Öztürk, “I. Murat’ın Çekirge’deki kabrini gezdiremediğimiz misafirlerimiz Kosova’daki türbesini kolaylıkla geziyor, bize de fotoğraflarını gönderiyorlar” dedi.
Zirvenin son oturumu TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Gürkan Özcan yönetimindeki “Yerel Kalkınmada Turizm İhtisas Görüşleri” başlıklı paneldi.

TÜRSAB Gastronomi Turizmi İhtisas Başkanı Tümay İmamoğlu’na “1,7 milyon turist fena rakam değil. Zaten Bursa merkezin taşıma kapasitesi çoktan dolmuş” dedirten noktalar, şehrin utancı olarak önümüzde duruyordu:
“-Yerel inanmadıkça yerel kalkınma olmaz.”
“-Bursa’nın turizmde tekstille (ipek) anılması lazım.”
“-Yeşil Bursa gri Bursa olmuş. Biz İstanbul’da yakınıyoruz ama Bursa’da da her yer beton, beton, beton…”
İmamoğlu’nun Bursa’ya çok net bir önerisi vardı: “Elinizde çok büyük bir cevher var, tam bir elmas; İznik. Ona çalışın.”
TÜRSAB Sağlık Turizmi İhtisas Başkanı Şehnaz Askeroğlu, “Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar deneyimli hekim ve acente yok” diyerek, sağlık turistlerinin turist değil katma değerli misafir olduğunu söyledi. Katma değerli misafirlerin sağlık hizmeti dışında kültür ve gastronomi gibi alanlarda da deneyim sahibi olmak istediklerini belirten Askeroğlu, Bursa’nın Sabiha Gökçen’e yakınlığıyla konum olarak çok güzel bir yerde olduğunu ifade etti.
TÜRSAB Kongre Turizmi İhtisas Başkanı Gürkan Akun, sürdürülebilir olmak için erişilebilir olmak gerektiğini belirtti. “Bursa şehir otelciliğinde çağ atlamış durumda” diyen Akun, saha dışı etkinlikler, yerel harcama ağları, şehir içi mobilite gibi uygulamalarla kongre turizminde de entegre şehir deneyimi sağlanabileceğini kaydetti.
Bursa’nın çok katmanlı yapısına dikkat çeken TÜRSAB Kültür Turizmi İhtisas Başkanı Hakan Çokgezen, şehrin Neolitik Çağ’dan Helenistik Dönem’e, Bitinya’dan Roma’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e her döneme ait kültürel mirasa sahip olduğunu söyledi. Çokgezen, “Sadece Osmanlı, sadece cami değil hepsi bizim. Hepsi bizim ecdat yadigârımız” dedi.
“UNESCO gittiği her yeri ihya etti. İhya edemediği tek yer Türkiye” diyen Hakan Çokgezen, planlama eksikliğine vurgu yaptı.

İki gün boyunca yaklaşık 40 uzman ismin genelde turizmi özelde Bursa turizmini ve yerelde turizmle kalkınmayı konuştuğu kongre şef Dr. Aysel Gürel yönetimindeki Gastro Müzik Kadın Korosunun mini konseriyle son buldu.
NOT: Son iki yazımda zirveyi özetlemiş oldum. Kendi görüşlerimi, yorumlarımı ayrıca kaleme alacağım.