Derin bir nefes alıp son bir haftada yaşanan gelişmeleri özetleyerek başlayayım:
24 Nisan 2026 tarih ve 33233 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile ilgili Cumhurbaşkanı kararları başka pek çok kentte olduğu gibi Bursa’da da şok etkisi yarattı.
11187 sayılı karara göre, Bursa’da Maliye Hazinesi’ne ait 4 adet taşınmaz özelleştirme kapsam ve programına alındı.
Kararda söz konusu taşınmazların 31 Aralık 2028 tarihine kadar satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli veya işletme hakkı devri gibi yöntemlerle özelleştirileceği, elde edilecek gelirin yeni sağlık tesisleri ve yenileme yatırımlarında kullanılmak üzere Sağlık Bakanlığı kasasına gireceği belirtildi.

Cumhurbaşkanı kararı ile özelleştirme kapsamına alınan Bursa’daki taşınmazlar şunlardı:
- Muradiye’deki Bursa Memleket Hastanesi,
- Uludağ yolundaki Onkoloji Hastanesi ek binası,
- Yıldırım’daki Yüksek İhtisas Hastanesi yanında bulunan Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi,
- Mustafakemalpaşa'daki Tepecik Aile Sağlığı Merkezi.

Bursa halkının bağışlarıyla 75 yıl önce inşa edilen ve restorasyonu 7 yıldır bitmek bilmeyen Memleket Hastanesi ile içlerinde sağlık hizmeti verilmeye devam edilen diğer hastanelerle ilgili karar elbette Bursa kamuoyunda ve muhalefette kısa sürede yankı buldu, tepkiler ardı ardına geldi.
İktidar cephesinde yaşanan soğuk duş ise tam üç gün sürdü.
AK Parti’nin ağır abilerinden zaten bir beklentimiz yok. Kendileri ya bayramda gelirler ya seyranda, bir iki kare selfi çekip giderler. Ama bu şehrin öz evlatlarının meseleye vakıf olması da üç günlerini aldı.
Dördüncü gün ardı ardına iki mesaj geldi.
Önce AK Parti Bursa Milletvekili Refik Özen, “Bursalı hemşerilerimiz müsterih olsun; Bursa’da hiçbir sağlık kuruluşunun satışı söz konusu olmayacak.” dedi.
Ardından AK Parti Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı, 27. Dönem Bursa Milletvekili Dr. Mustafa Esgin, kendi köyü Tepecik’teki sağlık ocağı için de Memleket Hastanesi için de garanti verdi, “İçinde sağlık kuruluşu bulunan, fiili olarak çalışan veya yapımı devam eden hiçbir sağlık tesisinin ne arsası, ne binası satılmaz, satılamaz.” mesajını paylaştı.
Konuyla ilgili en önemli gelişme dün yaşandı.

Milletvekilleri Mustafa Yavuz, Emine Yavuz Gözgeç, Ayhan Salman, Refik Özen ve Ahmet Kılıç, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde nöbetçi bakan olarak bulunan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ile buluştular.
Görüşmenin ardından Mustafa Yavuz, sosyal medya hesabından uzunca bir açıklama yaptı.
“… hiç bir hastanemizin satışı söz konusu değildir.” diyen Yavuz’un açıklamasındaki iki nokta dikkat çekti:
- “Sağlık Bakanlığı yetkililerimizce daha önce de açıklandığı üzere; konu, Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi’nin yakında hizmete girecek olmasıyla birlikte, kamuya ait sağlık alanlarının daha verimli değerlendirilmesine yöneliktir.”
- “Bu tür konular hassasiyet gerektirmekte olup, siyasette negatif algı oluşturma çabaları yapıcı ve doğru değildir.”
Aynı gün (28 Nisan 2026) Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü de konuyla ilgili bir açıklama yayımladı:
“… Söz konusu karar, fiilen kullanılmayan veya işlevini yitirmiş taşınmazların yeniden değerlendirilmesine yöneliktir. Listede yer alan ve sağlık hizmeti sunulan kurumlara ait taşınmazlar korunacaktır. Bu taşınmazlar içinde yer alan yalnızca atıl durumdaki kısımlar ifraz edilerek değerlendirilecektir. Nitekim süreç devam etmekte olup, nihai planlamalar kapsamında bazı taşınmazların kısmi olarak kullanımının sürdürülmesi, bazılarının ise kapsam dışında tutulması değerlendirilebilecektir. Sağlık hizmeti sunan hiçbir kamu hastanesinin satılması söz konusu değildir.”

Şimdi…
İktidarın sayın genel ve yerel yöneticileri, milletvekilleri, bakanları, bakanlıkları ve genel müdürlükleri…
Kararı sorgulayıp eleştirenleri ve de muhalefet partilerini bir bardak suda fırtına koparmakla, gerçek dışı algı oluşturmakla suçluyorlar ama yaptıkları açıklamaların gerçekten bir kıymeti harbiyesi yok.
Neden yok?
- Kendileri mutlaka değerli insanlar, Bursalıların oylarıyla Meclis’te Bursa’yı temsil eden insanlar, boşu boşuna söz vermek istemezler, lakin karar merciinde değiller.
- Bursa’ya verdikleri “satılamaz” sözünün karşısında kapı gibi Resmî Gazete, o gazetede de kapı gibi Cumhurbaşkanı kararı var. Kararın termini bile var.
- Yer sahibi Maliye Hazinesi, satışı yapacak Maliye, işin sahibi Maliye. O halde nasıl Sağlık Bakanı'na gidildiyse Maliye Bakanı'na da gidilsin ve Mehmet Şimşek de “satmıyorum" diye açıklama yapsın. Asıl o inandırıcı olur.
- Açıklamalardaki "... kamuya ait sağlık alanlarının daha verimli değerlendirilmesi...", "... fiilen kullanılmayan... işlevini yitirmiş... atıl durumdaki..." gibi ifadeler son derece muğlaktır ve izaha muhtaçtır.
Bursa kamuoyu da ve hatta muhalefet de "satılamaz" sözüne inanmak istiyor. İstiyor ama yıllardır zedelenen bir güven duygusu var. O duygu nasıl ve neden zedelendi? Bir zahmet herkes takkesini önüne koyup düşünsün.