Nilüfer Belediye Meclisinde özellikle MHP’li üyelerin sıkça dile getirdiği bir konu var.
“Ulusal siyaseti konuşmaktan Nilüfer’i konuşmaya sıra gelmiyor” diyorlar.
“Haksız sayılmazlar” diyeceğim ama bu kez de CHP’lilerin “Siz de haklısınız” dedirten karşı çıkışı geliyor:
“Ekonomik krizden demokrasi tartışmalarına kadar her şey Nilüfer’i etkilemiyor mu?”
Meclis’in dün akşamüstü yapılan son oturumunda da benzer bir tablo oluştu. Yaklaşık 1,5 saat süren toplantının 34 maddelik gündemi yarım saatte tamamlandı. Ama esas gündeme geçilmesi bir saati buldu.
Ana konu elbette “mutlak butlan” kararıyla CHP’de başlayan süreçti.
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sanırım ilk kez bu kadar kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
“Adalet” vurgusu yapan Özdemir, yargının yetkisiz bir mahkeme eliyle haksız bir karar verdiği görüşünde:
“… sıkça şu değerlendirmeyi duyuyoruz: ‘Şikâyet eden CHP'li, şikâyet edilen CHP'li; bunun bizimle ne alakası var?’ Evet, insanlar şikâyet edebilir, dava açabilir. Dava açmak herkesin hakkıdır. Akraba akrabaya, kardeş kardeşe, anne babaya karşı dava açabilir. Burada bir sorun yoktur. Önemli olan adalet mekanizmasının nasıl davrandığıdır. Yetkisiz mahkemelerin mutlak butlan kararı vermesi gibi bu çağa yakışmayan uygulamalarla karşı karşıya kalıyoruz.”
Başkan Özdemir, ilk değerlendirmesinin ardından deyim yerindeyse büyük resme baktı.
Sözleri Kılıçdaroğlu’nun en yakınındaki isimlerden Bülent Kuşoğlu’nun çok tartışılan “devlet aklı” yorumunu akla getirdi:
- “… Aslında bu, 2018 yılında MHP üzerinde de oynanmış bir oyundu. O dönemde de MHP'nin bir şekilde ikiye bölünmesi sağlanmıştı. Bugün de CHP'nin ikiye bölünmesini sağlamak için üst akılların ve bazı güç odaklarının bir operasyon yürüttüğünü düşünüyorum.”
- “… mutlak butlan kararı yalnızca bir mahkeme kararı değildir. Bu karar Cumhuriyet Halk Partisi’ni bölmeye yönelik bir girişimdir. Hatta CHP meselesinin ötesinde, Türkiye'nin siyasal yapısını değiştirmeye yönelik bir girişimdir. Bu organizasyonları kim yapıyorsa onları şiddetle kınıyorum.”

Nilüfer Belediye Başkanı, "mutlak butlan" kararıyla ilgili bir başka tartışmaya da kendisini örnek vererek dikkat çekti:
“Bugün seçilmiş organlarımız ve iki yıl önce yapılmış bir kurultayımız var. Eğer şimdi bu kurultayın yok hükmünde olduğu söyleniyorsa, o zaman bu yönetimin aldığı tüm kararların da yok sayılması gerekir. Örneğin beni aday gösteren de bu yönetimdi. Eğer bu mantıkla hareket edeceksek benim belediye başkanlığımın da düşmesi gerekir. Bu yaklaşım hukukla ve vicdanla bağdaşmaz.”
Süreci "siyasete yargı eliyle müdahale edilmesi ve CHP'nin başka bir noktaya taşınması girişimi" olarak niteleyen Özdemir, CHP’nin yıllardır sorunlarını mahkemeler üzerinden değil kendi kurulları üzerinden çözdüğünü belirtererek, yaklaşık 60 yıl önceden örnek verdi:
“İsmet İnönü parti meclisinde çoğunluğu sağlayamayınca istifa etme olgunluğunu göstermiştir. Sonrasında kurultay yapılmış ve Bülent Ecevit genel başkan olmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi'nde her zaman demokratik mücadele vardır. Birçok parti lider partisidir; lider giderse parti de dağılır. Ancak CHP bir lider partisi değildir. Yüz yılı aşkın geçmişe sahip kurumsal bir partidir. Genel başkanlar gelir geçer, parti yaşamaya devam eder.”
Türkiye’nin adeta “ya demokrasi ya otokrasi”; “ya cumhuriyet ya hilafet” tercihine zorlandığını savunan Özdemir, Özgür Özel’den yana tavrını yinelerken “değişim” vurgusu yaptı:
“Türkiye'de ilk kez delegeler bir genel başkanı değiştirmiştir. Bence bu Cumhuriyet tarihinin en önemli demokratik dönüşümlerinden biridir."
Sözü CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara getiren Özdemir, dikkat çekici tespitlerde bulundu:
- “… savcının talep ettiği en yüksek cezayı alsa bile bugün tahliye edilmiş olması gereken arkadaşlarımız (hâlâ içeride) bulunuyor.”
- “Şişli Belediye Başkanımız bir yılı aşkın süredir tutuklu. Gerekçe olarak ‘kent uzlaşısı’ gösteriliyor. Oysa toplumsal barış adına kimlerle ne tür görüşmeler yapıldığını hepimiz biliyoruz. Yerel seçimlerde kent uzlaşısı yaptığı gerekçesiyle bir belediye başkanının tutuklu olması kabul edilebilir değildir.”
“… Eğer kent rantından söz edeceksek, bunun en büyük örnekleri orada (İstanbul’da) duruyor. Buna rağmen o yapılaşmalara karşı çıkan ve (Şişli’deki) bazı kule projelerini mühürleyen arkadaşımız bugün kent uzlaşısından hapiste."
Öyle görünüyor ki CHP daha uzun süre siyasetin ana gündeminde yer almaya devam edecek.
Tartışmalar mutlaka Nilüfer Belediye Meclisine de yansıyacak.