SON DAKİKA
Hava Durumu

Okul saldırılarından sonra neler oldu?

Yazının Giriş Tarihi: 20.04.2026 15:20
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.04.2026 17:02

Önce Şanlıurfa, ardından Kahramanmaraş

Okullarda ardı ardına düzenlenen silahlı saldırılarda 2’si saldırgan olmak üzere 10 öğrenci ve bir öğretmen öldü.

Saldırıların ardından o kadar çok “çok bilen” çıktı ki bir de ben “şöyleydi böyleydi” diye başınızı ağrıtmayayım.

Psikolog değilim, sosyolog değilim, eğitimci değilim. Sadece bir gazeteci olarak yaptığım gözlemleri aktarıp ortaya çıkan tabloyu elimden geldiğince resmetmeye çalışayım.

Neler mi oldu 14 Nisan’dan beri Türkiye’de?..

İşte madde madde olup bitenler…

- Okul saldırılarında yaşanan can kayıpları hepimizi çok üzdü. Ne var ki olayın olası nedenleri üzerinde toplumsal bir uzlaşma sağlayamadık. Benzer tüm olaylarda olduğu gibi… Özellikle de Kahramanmaraş’taki saldırıyla ilgili olarak…

- Kuşkusuz böyle olaylar tek bir nedenle açıklanamaz. Psikolojik, sosyolojik, kültürel, ekonomik ve siyasal… nedenler farklı ölçülerde etken olabilir. Bu gerçeği biliyor olmamıza rağmen genellikle konuyu tek bir nedene indirgeyip ahkâm kestik.

- Tabii en büyük ayrışma siyasal düzlemde oldu. Bu meselede de sağcı-solcu, dindar-laik, modern- muhafazakâr olarak bölünmeyi başardık. Muhalifler Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in okulların güvenliğiyle ilgili yeterli mesai ayırmadığını, buna karşılık tarikatları eğitim yuvalarına sokmak için canhıraş mücadele ettiğini savundu. Tekin’i savunan iktidar yandaşları ise olayların kökeninde ahlaki değerlerden uzaklaşılmasının yattığını öne sürdü. Kindar nesil-dindar nesil polemiği yani...

- Saldırganın ailesinin orta-üst ekonomik düzeyi ile sosyal durumu da siyasal ayrışmayı derinleştirdi. Konu varsıl-yoksul ayrımının ötesine geçerek, beyaz Türkler-siyah Türkler tartışmasına kadar dönüştü.

- 9 kişinin katili olmasıyla bir ilgisi var mıydı bilinmez ama 14 yaşındaki saldırgan sosyal medyada cinsel yönelimiyle de çokça konuşuldu.

- Ve elbette televizyon dizileri… Uzun yıllardır süregelen bu tartışma malum. Çocukların çok sayıda mafya dizisine maruz kalması, kavganın gürültünün silah seslerinin eksik olmadığı dizileri bir kez daha hedef tahtasına oturttu. Kimileri RTÜK’ü göreve davet ederken, kimileri “kapatın televizyonun düğmesini, seyretmeyin” dedi.

- Elbette bireysel silahlanma, ruhsatlı ve ruhsatsız silah sayısındaki artış da yeniden gündeme geldi. Türkiye’de yaklaşık 2,9 milyon ruhsatlı, 30 milyon civarında ruhsatsız silah bulunduğu, her yıl ortalama 4 bin 500 kişinin bireysel silahlarla yaşamını yitirdiği açıklandı.

- Saldırıların ardı ardına gelmesi, saldırılardan sonra yapılan operasyonlarda okullara saldırı planı yapıldığı iddiasıyla tutuklamaların gerçekleşmesi, bu planları yansıtan bazı sosyal medya paylaşımları ve yazışmaların ortaya çıkması "bu işlerin kökü dışarıda mı, birileri memleketi karıştırmak mı istiyor?" sorularının ortaya çıkmasına neden oldu.

Benim mevcut manzarada gördüklerim bunlar…

Fazlası vardır, eksiği yoktur.

Şimdi her okulun kapısına polis bekçi dikildi, turnikeler, x-ray’ler, çanta aramalar…

Emin olun, bir süre sonra da bu tabloyu tartışmayı başlayacağız. Çünkü görüntü giderek rahatsızlık vermeye başlayacak ve “her okulu karakola dönüştürdük” diye söyleneceğiz.

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.