Mesele yine Sayıştay denetimleri…
Konu ilk kez 25 Nisan’da CHP Yıldırım İlçe Başkanlığının düzenlediği basın buluşmasında gündeme gelmişti.
Yıldırım Belediyesi Meclisi’nin CHP’li üyeleri Emel Duman ve Nimet Yıldız, üstüne basa basa “Yıldırım’ın 2022’den beri Sayıştay raporu yok” demişlerdi.
Sayıştay denetimleri Nilüfer Belediye Meclisi’nin 11 Mayıs’taki oturumunda da tartışma konusu olmuştu.
Adalet ve Kalkınma Partili üyeler “müfettişlerin CHP’li belediyelerden çıkmadığı” şeklindeki eleştirilerin haksızlık olduğunu, kendi belediyelerinin de aynı oranda denetlendiğini savunmuşlardı.
Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, konuyu haziran ayı toplantısında da gündeme getirdi.
Başkan Özdemir, Bursa’da 2012’den beri hangi belediyenin ne kadar denetlendiğine ilişkin bir tablo açıkladı:
- Nilüfer Belediyesi 13
- Osmangazi Belediyesi 11
- Yıldırım Belediyesi 7
- Mudanya Belediyesi 7
- Gemlik Belediyesi 6
- İnegöl Belediyesi 5
- Gürsu Belediyesi 1
Özdemir, diğer ilçe belediyelerinin de son 14 yılda birer ikişer kere denetlendiğini söyledi.
Aslına bakılırsa rakamlar tartışmaya son verecek kadar kesindi. Ancak iktidar sıralarından bir ses duyuldu:
“Nilüfer’i az denetlemişiz. İçeride 50 kişi olduğu için… Bence bir 25 olmalıydı. Hepsi dışarıda olurdu.”
Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Sözcüsü Hasan Türksel’in, denetimi Sayıştay değil de kendileri yapıyormuş gibi sarf ettiği sözlerde yer alan rakamları algılamakta güçlük çektim önce. Ama kısa süre sonra anladım ki şunu demek istiyordu Sözcü:
“13 değil 25 kere denetleseydik, 50 kişi belki cezaevinde olmazdı!”
Bir anlık sessizliğin ardından Başkan Özdemir, anlamlı bir yanıt verdi Türksel’e.
“İnsanların içeride olmasının hukuki temelleri olması lazım,” diyen Özdemir, şu soruları gündeme taşıdı:
- “Korupark’ın sıfır imar hakkı varken 3 bin konut ve Bursa’nın en büyük AVM’sini kim kimin hayrına verir?”
- “Downtown duruyor orada. Downtown’u yapan arkadaşlarımızın hangi mahkemede sorgulandığını da sorarım size.”
- “Bursagaz’ın satışını sorarım. Esenyurt’u sorarım. Fikirtepe’yi sorarım. Ankara’yı sorarım.”
Özdemir’in tartışmayla ilgili son sözleri de çarpıcıydı:
“İnsanlar yargılanabilir, kurumlar denetlenebilir. Şikâyet eden adam size bir armağan veriyor. Denetlemek ödül vermektir. Bizim derdimiz denetlenmek değil, herkesin denetlenmemesi.”
Başkan Özdemir ders verir gibi konuşurken, CHP’li Meclis Üyesi Ali Ekber Can’ın “vicdan” çağrısı yapan sözleri daha sertti:
- “15 yıllık-20 yıllık görev süresi içerisinde, gerek Mustafa Bozbey gerek Turgay Erdem döneminde buraya müfettişler geliyor. 15 gün, bir ay, bazen 3 aya varıncaya kadar müfettişler inceleme yapıyor. Bu süre içerisinde herhangi bir suç unsuruna rastlanmış olsa zaten o soruşturmalar o zaman açılırdı. O zaman açılmadığına göre demek ki bu bir siyasi karar.”
- “15 yıl sonra 5 yıl geriye dönüp eğer suçlama yapılıyorsa demek ki o müfettişler görevini yapmamış. Laf olsun diye mi geldiler buraya? Lütfen gerçekçi olalım. Vicdanınıza göre konuşalım.”
Özdemir ve Can'ın açıklamalarına Adalet ve Kalkınma Partisi sıralarından tek satır yanıt gelmedi.
Ali Ekber Can’ın son sözleri bu yazının da son cümlesi olsun:
“Kimse yargılanmadan suçlu ilan edilemez.”