Yerel siyasetin gündeminde son bir haftadır Nilüfer var.
Önce NİLBEL AŞ’nin yönetim kurulu başkanı değişti, sonra NİLKOOP yönetim kurulu başkanı istifa etti.
NİLBEL AŞ’de, aynı zamanda meclis üyesi olan İbrahim Mart’ın yerine Nilüfer’in ikinci belediye başkanı Faruk Baykal getirildi.
Değişime gerekçe olarak meclis üyelerinin belediye şirketlerinde görev almamasına ilişkin Temmuz 2025 tarihli CHP Genel Merkez genelgesi gösterildi.
Karar bu yönüyle geç kalmış bir karar olunca meselenin perde arkası merak edilir oldu.
Nitekim İbrahim Mart, Şadi Özdemir yönetiminin A takımında yer alan isimlerden biriydi.
Derken bir de istifa haberi geldi.
Yine Özdemir’in yol arkadaşlarından Süleyman Ayyılmaz, Nilüfer Sanat ve Kültür Derneği (NİLSADER) üyeliğinden, Nilüfer Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (NİLKOOP) ortaklığından ve yönetim kurulu başkanlığından ve Nilüfer16 Tarım Gıda ve Peyzaj Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi yönetim kurulu başkanlığından istifa etti.
Ayyılmaz, sosyal medya hesabından bir de açıklama yayımladı:
Başkan Özdemir ile uzun yıllar birlikte yol yürüdüklerini, aday adaylığından seçilmesine kadar CHP Nilüfer İlçe örgütü ile birlikte büyük bir kampanya yürüttüklerini, kamucu-toplumcu- halkçı bir anlayışı egemen kılma gayreti içerisinde önemli çabalar sarf ettiklerini söyleyen Ayyılmaz’ın iki noktada sert eleştirisi vardı
- “Örgütle ters düşüldü, hatta zıtlaşılmaya başlandı, örgütten uzaklaşıldı.”
- “Kamucu-toplumcu yaklaşımdan ziyade ‘tüccar’ zihniyeti ön plana çıkmaya başladı.”
Örgütten gelen ve başta imar olmak üzere hemen tüm politikalarında kamucu anlayışı benimseyen Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir için ağır sözler bunlar…
Başkan Özdemir, Bursa Uludağ Üniversitesi-Ertuğrul Eğitim Aile Sağlığı Merkezi ve Ertuğrul Mahalle Muhtarlığı binasının açılış töreninde tüm bu tartışmaları bursaport.com’a değerlendirdi.
Önce hem İbrahim Mart’a hem Süleyman Ayyılmaz’a iki yıl boyunca verdikleri hizmetlerden ötürü teşekkür etti:
“Çok teşekkür ederim. İki yıllarını verdiler, ama başka arkadaşlarımız da var, bu görevi başka arkadaşlarımız da yapabilir. Bunu şuraya bağlamak buraya bağlamak falan bence duygusal reflekstir. Bundan daha fazlasını konuşmak bize yakışmaz. Hepsi bizim dostumuz arkadaşımız.”
Ama Başkan Özdemir, halkçı anlayıştan uzaklaşıldığı, tüccar zihniyetin ön plana çıktığı eleştirisine sitem etti:
“Bizi öyle kamuculukla, şunla bunla eleştirilecek bir durumu da yok. Çünkü bu kentin bu konulardaki değerlerini en çok savunan ve korumaya çalışan biziz. O yüzden Süleyman Bey’in duygusal davrandığını düşünüyorum. Daha onu biz görevden almış filan değiliz. Genel kurula gittiğimizde bir değişim ihtiyacı olduğunu konuştuk. Duygusal refleks gösterdiğini düşünüyorum.”
Özdemir, NİLBEL AŞ’nin başına “sağ”dan bir ismin getirilmesine dönük eleştirileri de haksız buluyor:
“NİLBEL Başkanı ile ilgili de eleştiriler var. Anavatan Partiliymiş falan. Bizim için Anavatan Partisi Cumhuriyet Halk Partisi değil, Cumhur İttifakı var Millet İttifakı var. Bizim için Millet İttifakı’nda olan herkes beraberiz, bu ülkenin yeniden demokrasiye kavuşması için. Dolayısıyla biz parti üzerinden hareket ederek kararlar almak durumunda değiliz. Biz bu topluma daha iyi hizmeti nasıl veririz, ona bakıyoruz.”
Özdemir’in siyasette birlikte yol yürüdüğü arkadaşlarına son mesajı da şöyleydi:
“Siyaset sadece kurumlarda görev aldığında yapılacak bir iş değil. Siyaset ‘bir yerde varsan iyi, yoksan kötü’ diye bir şey de yoktur.”
Tepkiler gerçekten Başkan'ın söylediği gibi duygusal mı yoksa ayrışmaya yol açacak kadar siyasal mı, izleyip göreceğiz!
Ben tartışmanın çok da uzun süreceği kanısında değilim. Ne de olsa mahkeme kadıya mülk değil, bunu da herkes biliyor...