Doğrusunu isterseniz, Nilüfer Belediyesi’nden gelen “Şadi Başkan’la Kent Buluşmaları” davetini alınca şaşırdım.
Öyle ya, ağustos hâlâ bitmemiş, sıcak bana mısın demiyor, memleket yaz rehavetinin dibini sıyırıyor!
Hele ben, bizim Tomi misali, sağdaki koltuğa devrilip soldaki koltuktan kalkıyorum, neme bulanan havada neredeyse güçlükle soluk alıyorum.
Üzerinize afiyet, bir de yaz başından beri bedenime tebelleş olan bir saman nezlesi var ki Allah düşman başına vermesin!
Elbette her şeye rağmen davete icabet ettim.
Zaten davet aldığımız kaç yer kalmış?
Bizim Pelin Akdemir ile Fadıllı yolunu tuttuğumuzda önce otoban girişinin neredeyse sanayi bölgesine dönüşmesini, Akçalar’a saptıktan sonra da tarım arazilerindeki fabrika kılıklı binaları konuşuyoruz.
Bir yandan da arabanın açık camından içeri kesif bir gübre kokusu giriyor, buraların verimli tarım toprağı olduğunu hatırlatırcasına.
Neredeyse Uluabat Gölü’nün kıyısında kurulan Nilbel Leylek Kafe’deki açıklamalarına “Nilüfer saldırı altında” diye başlıyor, Başkan Şadi Özdemir.
Adeta nefes almadan sıralıyor:
“- Etrafımız sanayi bölgeleriyle, ormanlarımız maden ocaklarıyla doldu.”
“- Kayapa’ya atık tesisini ilçe belediyesiyle siyasi parti gruplarıyla konuşmadan emrivakiyle getirip oy çokluğuyla Meclis’ten geçirdiler. 2 milyon metrekarelik ormanlık alanımız yok olacak.”
“- İnegazi’ye çimento fabrikası kurmak istiyorlar. Biz ruhsatlandırmıyoruz, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ‘ruhsat vermek zorundasınız’ diye yazı yazıyor.”
“- Sanayi bölgelerinde yüzde 70 doluluk olmadığı halde Teknosab’ı yasanın arkasından dolanarak kurdular. Burada çalışacak 100 bin kişi nerede yaşayacak?”
Son cümlenin toplantının ana konusu olduğunu, aynı zamanda Başkan’ın sol yanındaki ekranda beliren yazıyla anlamış olduk: Ekokent.

Kimse açıkça dillendirmiyor, konuyla ilgili bir planlamadan söz eden yok, zaten memlekette planlama da yok, ama herkes biliyor ki Nilüfer’den Karacabey’e, Karacabey’den Bandırma’ya uzanan alanda sanayi yoğunluğu giderek artacak. Bu da yeni imar hareketlerine yol açacak. Aslında Ekokent biraz da bu gerçeğin yıllar öncesinden görülmüş hali…
Başkan Özdemir, bilene bilmeyene tane tane anlattı:
“- Ekokent projesi (halk arasında Görükle Mera olarak bilinen Batı Gelişim Bölgesi), 2012 yılından bu yana yaklaşık 15 yıldır devam eden bir süreç. Geçmiş dönemde hazırlanan plan mahkeme tarafından üç parseldeki yol düzenlemesi gerekçesiyle bozuldu. Nilüfer Belediye Meclisi olarak eksikliği giderdik, Büyükşehir’e gönderdik. Dosya Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gittiğinden beri ‘trafiği azaltalım’, ‘yoğunluğu düşürelim’, ‘yeşil alanları taşıyalım’, ‘nüfusu azaltalım’ gibi gerekçelerle bekletiliyor. Mevcut planda konut emsali 1, ticari ve konut emsali 1,2 ve turizm emsali 1,4. ‘Hepsini 0,9 yapalım’ diyorlar. Bana kalsa 0,8 olsun, ama konut baskısı çok fazla. Sıfırdan plan yapıyor olsak yoğunluğun düşürülmesini ben herkesten çok isterim.”
“- Büyükşehir Belediyesi bize rağmen 5 binliği değiştirme çalışması yapıyor. Oysa buna hakkı yok. İmar Kanunu açık: İlçe belediyesinden gelen imar planı kararları üst ölçekli planlara uygunluğu yönünden incelenir, 3 ay içinde karara bağlanmayan planlar onaylanmış sayılır. Büyükşehir Meclisi’nde Ekokent dosyası her ay komisyona yeniden havale edilerek yasal sürenin arkasından dolanamazsınız. 18 aydır bekleyen plan için kanunun bize verdiği yetkiye dayanarak önümüzdeki hafta planı onaylanmış kabul edip askıya çıkacağız. Bakalım çarşı nasıl karışacak?”

Seçildiği günden bu yana özellikle müteahhitlerle yıldızı barışmayan Özdemir’in geniş kapsamlı bir imar planını savunması, plandaki “yoğunluğu düşürelim” önerilerine sıcak bakmaması, planın hayata geçirilmesi için bir anlamda yetki tartışması açarak çarşıyı karıştırmasının temel gerekçesi anlaşılır:
“… burada 15 yıllık kazanılmış haklar, alım-satım yapmış mülk sahipleri var. Burada emsali düşürdüğünüzde hak kayıpları doğacak, davalar açılacak ve bu süreç kente bir 5 yıl daha kaybettirecek. Bizim artık zaman kaybetme lüksümüz yok.”
Peki, Meclis’te seçildiğinden beri ilçelerle birlikte çalışıyor görüntüsü veren, kendi partisinden önce muhalif başkanlarla aynı masaya oturan, “ilçeye rağmen karar vermeyiz” dediği söylenen büyükşehir başkan vekilinin ve de partisinin gerçek gerekçeleri neler?
Onları da birileri yazar, okuruz artık!
Koskoca iktidar…
Bize söyleyecek, izahat verecek değil ya!