SON DAKİKA
Hava Durumu

Mudanya Belediye Başkanı niye isyan etti?

Yazının Giriş Tarihi: 04.05.2026 16:59
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.05.2026 17:16

Seçim döneminde farklı bir siyasetçi portresi çizen Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’ı şimdi de farklı bir yerel yönetici olarak izliyoruz.

Dalgıç’ın yerel yönetim anlayışını az çok kavradık son 2 yılda, ama kentleşme sorununa bakışını ve getireceği çözümleri görmek için biraz daha izlemeye ihtiyacımız var.

Başkan Dalgıç’ın Mimarlar Odası Bursa Şubesinin 24-25 Nisan 2026 tarihlerinde düzenlediği Yapı ve Yaşam Kongresi’nde yaptığı “Yerelden Geleceğe: Yerel Yönetimde Plan, Karar ve Gerçek Sonuçlar” başlıklı sunum bir ölçüde yön gösterici oldu.

Farkındayım, kongrenin üzerinden bir hayli zaman geçti, ama araya başka gündemler girince başka yazılar kaleme almak zorunda kaldım. Hem kentleşme memleketin neredeyse bir asırdır devam edegelen sorunu ve Dalgıç’ın sözleri de bugünden yarına eskiyecek nitelikte değildi.

Mudanya Belediye Başkanı Dalgıç, yönettiği ilçe özelinde değil daha genel ve akademik bir sunum hazırlamıştı. Önce kavramlarla konuştu, ama kavramları olgularla destekleme sırası gelince söz ister istemez Mudanya’ya geldi.

Başkan Dalgıç’ın konuşmasından aldığım notları madde madde aktarayım:

- “Kent, toplumsal ve siyasal bir meseledir. Dört ana hattın kesişiminde büyür: Tasarım, planlama, inşa, politika… Eğer bu hatlar arasında doğru bir hiyerarşi kurulmazsa kent büyür ama olgunlaşmaz. Türkiye’de biz önce inşa ediyoruz, sonra inşa ettiğimize uygun bir planlama yapıyoruz, ardından planlamamıza uygun tasarım geliştiriyoruz ve hepsinin üzerine politika üretiyoruz. Sonuç tam bir keşmekeş.”

Başkan Dalgıç, bu kaosa Kent Meydanı-Osmangazi Meydanı örneğini verdi. Kuşkusuz haklılık payı var ama unutulmaması gereken de iki nokta var: Kent Meydanı bir meydan olarak değil bir alışveriş merkezi olarak planlanmış ve işlevlendirilmişti. Adı sadece bir kandırmacaydı ve halka meydan diye yutturulmaya çalışılan şey alışveriş merkezinin terasıydı. Bir de tabii bizde meydanın toplumsal tarihsel karşılığı da yoktur. Meydanın bizim tarihimizdeki karşılığı bedesten olunca Kent Meydanı, alışveriş merkezinin terası; Osmangazi Meydanı da sıra dükkânların avlusuna dönüşüyor.

Dalgıç’ın ikinci örneği Mudanya’dandı:

- “Eski bir sayfiye yeri olan Esence-Eşkel bölgelerine yol götürülemeyince vatandaş orada kontrolsüz, bilimden, mühendislikten uzak yapılar inşa etmiş. Orası bir ‘getto’ya dönüşmüş. Bir plan yapmışız ama bu planla oranın çözülme imkânı yok. Bir parselde 100 ruhsatsız yapı var. Ne imar uygulamasıyla ne bir başka şeyle çözülecek gibi değil. Sonuç, plan var uyum yok; tasarım var aidiyet yok; yapı var yaşam yok; politika var süreklilik yok.”

Başkan’ın adı Deniz, Mudanya denince de akla gelen deniz. Ama isyan ediyor Başkan:

- “Deniz kıyısı kentte ben denize dair hiçbir şey yapamıyorum. Bir ahşap iskele yapamıyorum. Mevzuat ‘plana gerek yok, bir komisyon kurup karar verin’ demiş. 11 aydır (bürokratik engellerle) bir komisyon kuramıyoruz.”

- “Plaj tesisi yapmak istiyoruz, yapamıyoruz. Neden? Birçok kurumun burada yetkisi var, yetkiyi herkese dağıtmışız. Önce Çevre Bakanlığına gideceksiniz, sonra Ulaştırma Bakanlığına, oradan Tarım Bakanlığına. Bütüncül bir çalışma yok, bütüne dair bir plan yok.”

Planlama yoksunluğunun en çarpıcı örneği de Mudanya, Güzelyalı, Kumyaka, Tirilye’deki 4 balıkçı barınağına karşılık resmi kayıtlı balıkçı teknesi sayısının sadece olması…

Başkan Dalgıç’ın dertli olduğu konulardan biri de tarihsel mirası, kültür varlıklarını, sivil mimari örmeği yapıları yok sayan Kıyı Kanunu ve masa başında çizilen kıyı kenar çizgisi. “1992’de çıkarılan Kıyı Kanunu ve 1936 tarihli Zeytin Yasası ile 2026’yı yönetmeye çalışıyoruz, tabii olmuyor” diyen Dalgıç’ın önerilerini de şöyle:

- “100 binlik plan 3-4 sayfalık bir manifesto olmalı. Ondan sonrasını, yetkiyi vereceksiniz, yerel yönetimlerin kendisi yapması gerekiyor. Hiçbir yetkimizin olmadığı, her karar için bir başka kurulun onayına ihtiyaç duyduğumuz yerlerde yöneticilik yapmaya çalışıyoruz. Bizim ilçe belediyelerine iki tane yetki bırakılmış: İşletme ruhsatı veriyoruz, inşaat ruhsatı veriyoruz. Bunlar suiistimalin en çok olduğu konular. Günden güne yanlışlar büyüyor burada.”

- “Kurumlar yetki yarıştırmayı bırakmalı, yetkileri ayrıştırıp kararları ortak bir masada almalı.”

- “Mevzuat hayata yaslanmalı. Kentin kaderi masada değil sahada belirlenmeli.”

- “Kentsel politikalar eşitsizliği azaltabileceği gibi büyütebilir de. Her konuda mutlak adalet tesis edilmeli. Güven inşa edilmeden, kent inşa edilemez.”

Reform adı altında çıkarılan yasaların sayısına baktığınızda Türkiye bir reform cennetidir. Yerel yönetimlerde de öyle. Örneğin sadece 2003-2014 arasında 4 ayrı yasa çıkarmışız belediyelerle ilgili.

Yetmemiş olacak ki yeni reformların hazırlığı da Türkiye Belediyeler Birliği bünyesindeki Yerel Yönetim Reformu Çalışma Komisyonu tarafından yapılıyormuş.

Ne diyeyim, umarım bu kez reform yapıcılar sahanın sesine daha çok kulak verir!

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.