SON DAKİKA
Hava Durumu

‘Kentin öyküsü kendisinden büyüktür’

Yazının Giriş Tarihi: 18.06.2026 19:26
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.06.2026 10:53

Kentin öyküsü kentin kendisinden büyüktür!..”

Bursa üzerine okumalar yaparken karşıma çıkıveren bu çekici cümle Uludağ Üniversitesi'nden hocam Prof. Dr. Rana Aslanoğlu’na ait.

Zamansız yitirdiğimiz Rana Hoca, “Bursa’nın Yeni Merkezi İş Alanında Doldurulamayan Bürolar: Beklentiler ve Gerçekler” başlıklı makalesinde öne sürdüğü tezin gerekçesini şöyle açıklıyordu:

“… kentlerin sosyal, ekonomik ve mekânsal yapılarını etkileyecek kararlar, bölgesel, ülkesel hatta günümüzde büyük çoğunlukla küresel düzlemlerde alınmaktadır.”

Şöyle bir düşündüm de gerçekten de kentin öyküsü kentin kendisinden büyük değil mi?

***

Uludağ Üniversitesi’ni yine Rana Hoca’nın danışmanlığında hazırladığım “göç” teziyle bitirmiş, bir süre sonra da Olay gazetesinde muhabirliğe başlamıştım.

İlk işim “Kimliğini Arayan Kent: Bursa” başlıklı bir araştırmaya girişmek olmuştu.

Avrupa Konseyi’nin Bursa’ya “Avrupa Şehri” ödülü vermesinin üzerinden birkaç yıl geçmişti. Şehrin belli başlı noktalarında “Avrupa Şehri Bursa” tabelaları vardı.

Beni sözünü ettiğim yazı dizisini hazırlamaya iten ise Emirsultan’daki 5 katlı apartmanın balkonuna asılan bir pankarttı.

O pankartta şöyle yazıyordu: “Bursa Osmanlı şehridir!”

Tabii geniş kapsamlı bir sorgulamaya giriştim. Yerel yöneticilerin, akademik odaların, Bursalıların görüşlerine başvurdum. Araştırmanın can alıcı özeti o dönem Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanlığı yapan Osman Ayradilli’den gelmişti:

Bursa iyi bir Osmanlı şehri olduğu için bir Avrupa şehridir!”

Bursa Osmanlı’nın ilk şehridir!

1326’ya kadar surların içine hapsolan Prusa, fethin ardından şehirleşmeye başlar.

Osmanlı’nın güç timsali külliyeler, şehrin en yüksek noktalarına kurulur. Bakın Muradiye’ye, bakın Hüdavendigar’a, bakın Yıldırım’a, bakın Yeşil’e ve bakın Emirsultan’a…

Külliye demek sadece dini bir mekân demek değildir. Bir eğitim merkezidir. Sosyal kültürel bir alandır. Külliye bir çekim merkezidir ve şehir külliyelerin arasında kurulur.

Bu arada Emir Han da şehir merkezinin nüvesini oluşturur. Emir Han ticaretin merkezidir. Koza Han ve diğerleri onu izleyecektir.

***

Aslında Bursa’yı UNESCO Dünya Mirası Listesine sokan da budur.

Cumalıkızık ne kadar Osmanlı köyü ise Bursa o kadar Osmanlı şehridir. Hatta Osmanlı şehrinin ilk örneğidir. Cumalıkızık’ta simgesini bulan kırsal yerleşim aynı zamanda şehrin lojistik merkezidir.

Cumalıkızık’tan başlayan hikâye Hanlar Bölgesine, oradan da Sultan Külliyelerine uzanarak Bursa’yı bir dünya mirasına dönüştürmüştür.

Rana Hoca’nın yazının başında sözünü ettiğim makalesi neredeyse 20 yıl önce Bursa Defteri dergisinde yayımlanmıştı.

Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi önceki gün aldığı kararla Bursa Araştırmaları Vakfı’nın Bursa Defteri’ni yeniden yayımlamasına onay verdi.

Kentin kendisinden büyük öykülerin eskiden olduğu gibi Bursa Defteri’nde yayımlanacak olmasının verdiği mutlulukla belediyeden çıkıp koştura koştura Bursa Akademik Odalar Birliği yerleşkesine gittim.

Bursa Veteriner Hekimler Odasının düzenlediği “Bi Bilim Bi Sanat” söyleşilerinde bu kez konu “Geçmişten Bugüne Bursa’nın Kültürel Yolculuğu-Şehir, Kimlik ve Hafıza”, konuşmacı Araştırmacı-Yazar Güney Özkılınç’tı.

Güney Hoca’yı dinlerken “iyi bir Osmanlı şehri olduğu için bir Avrupa şehri” olan Bursa’nın hikâyesi gözlerimizin önünden film gibi aktı. Ancak filmin şeridi sık sık takıldı.

Bursa’nın koruyamadığı yapılar; bildiğimiz bilmediğimiz, gördüğümüz görmediğimiz binalar; yüzyıllara yenilmese de gün ışığına çıkarılmayı tarihi dehlizler…

Onları yok saydıkça ve yok ettikçe, Güney Hoca’nın da dediği gibi şehrin hafızası yok oluyor!

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.