SON DAKİKA
Hava Durumu

Çınar ağacının başına gelenler

Yazının Giriş Tarihi: 24.05.2026 19:41
Yazının Güncellenme Tarihi: 24.05.2026 23:52

Not Defterimde Kalanlar” için sayfaları karıştırırken, gözüm kulağım bir yandan da televizyondaydı. Neden sonra defteri elimden bırakıp uzaktan kumandayla kanalları dolaşmaya başladım. Çünkü ekranların neredeyse tamamı kırmızı kuşaklarla dolmuştu. Böyle bir durumda pazar yazısı yazmak da beyhude bir çaba olacaktı.

CHP’deki krizin yegâne çözüm merci kurultaydı. Sorun kurultayın ne zaman toplanacağıydı. Girdiği ilk seçimde büyük başarı kazanan Özgür Özel, “en kısa zamanda” dedi; girdiği tüm seçimleri kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu ise “en uygun zamanda.” Meselenin üzüm yemek olmadığı zaten biliniyordu. Böylece bir kez daha anlaşıldı. Kurultay için “en uygunu en kısa zamanda” yapılacak olanıydı!

Kanalları dolaşırken bizim eskimiş kumandanın düğmesi bir belgesel kanalında takıldı. Tuşlarla oynadım, pilleri çıkarıp tekrar taktım, hatta geleneksel usullere başvurup avcumla kumandayı sertçe uyardım. O arada takılıp kaldığım kanalda yayınlanan belgeselde dış ses çınar ağaçlarını anlatıyordu.

Çınar ağaçları yanlış budama, rüzgâr kırıkları ve yıldırım düşmesi gibi nedenlerle yaralanır. O yaralardan odun çürüten mantarlar ve bakteriler ağacın özüne sızar. Dış kabuk büyüse de içi zamanla boşalır. Çınar ağacı işte böyle çürür.”

Ağaç budama işini yıllar önce dedemden dinlemiştim. Dedem bir yandan bahçedeki ağaçları buduyor, bir yandan da bana bunu neden yaptığını anlatıyordu: “Gençleşmeleri için buduyoruz. Budarsak daha hızlı büyür.”

Ağacın aynı anda hem gençleşip hem büyüyecek olması bana tuhaf gelse de elbette dedeme inanmıştım. Sıkı Baykalcı’ydı dedem. Partinin de ilçe yönetimindeydi. Yattığı yer incitmesin; ne Meclis’e geri dönüşünü gördü Baykal’ın, ne de bir kaset komplosuyla siyasete veda edişini.

Baykal istifa açıklamasında ne demişti, hatırlar mısınız?

Önümüzdeki komployu gerçekleştirenler, bunu sapık oldukları için ya da ticari kazanç sağlamak için veya şantaj yapmak için düzenlememişler, siyaset yapmak için düzenlemişlerdir.”

Türkiye’de neredeyse her şeyin ucu sonunda gelip siyasete dayanır. Kaset komplolarının nedeni de bazı yargı kararlarının sonucu da siyaset yapmaktır!

O günlerde Baykal’ın gidişi Kılıçdaroğlu’nun gelişi çınar ağacının budanması gibi görünüyordu. Oysa CHP kendi iç dinamikleriyle böyle bir değişim gerçekleştirecek durumda değildi. Sakin güç ve Gandi lakapları takılsa da sonunda Bay Kemal’e kalan Kılıçdaroğlu da estirdiği tüm umut rüzgârlarına rağmen yeni bir siyaset inşa etme gücünde değildi. O niyette miydi, bilmiyorum!

Belgeseldeki dış sesin “… gövdesinde açılan deliklere doldurulan tuz çınar ağacını kökünden kurutur…” dediği sırada kumandanın tuşu sonunda kendine geldi. Ekrandaki beyaz bulutun CHP Genel Merkezi'ni dolduran biber gazı, hoparlörden gelen sesin plastik mermi olduğu hemen anlaşılıyordu. Oysa dört vekil oturacak, kurultay üzerine konuşacaktı. Kılıçdaroğlu da bu diyalog girişimine “tamam” demişti.

13 yıl 5 ay 20 gün boyunca CHP Genel Başkanlığı yapan Kılıçdaroğlu’nu yakından tanıyanlar her şeye tamam dediğini ama günün sonunda sadece ve sadece burnunu dikine gittiğini söyler. Anlaşılıyor ki bugün de tam öyle olmuş. Bir yandan vekillerin görüşmesi önerisine tamam diyen Kılıçdaroğlu, bir yandan da Genel Merkez boşaltılsın diye Ankara Valiliği'ne dilekçe yazmış!

Hukukun üstünlüğü ilkesiyle hareket edilmesini ve yargı kararlarına uyulmasını beklediğini söyleyen Kılıçdaroğlu’na sormak lazım:

“Adalet yürüyüşünü neden yaptınız, ‘hak hukuk adalet’ sloganını meydanlara siz emanet etmediniz mi, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı sorunu konusunda yüzlerce beyanatınız yok mu, Türkiye’de yargıya güven neden yüzde 30’lar düzeyinde?”

Ekran karşısında düşüncelere dalmış gitmişken Özgür Özel CHP Genel Merkezi'nden Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne doğru yürümeye başlıyor. Bir süre sonra da şiddetli bir yağmur başlıyor. Arınmanın sembolü…

Özel ve arkasındaki CHP’liler Genel Merkezi arkalarında bırakıyor. Günlerdir süren gerginliğin artık sona ermiş olmasıyla gelen rahatlamanın yarattığı temizlik hissi yansımış yüzlerine. Aynı dakikalarda Kılıçdaroğlu muhtemelen yeni MYK listesini hazırlayıp disipline sevk edilecek vekillerle kapı önüne koyacağı başkanların listesini hazırlıyor.

Onları kendisi milletvekili yapmadı mı, çoğunun başkanlığına kendisi karar vermedi mi, Özgür Özel onun vekili değil miydi, Özel’in kurmaylarının çoğu dün kendisinin A takımında yer almıyor muydu, diplomasından banka hesabına kadar her şeyine el konan Ekrem İmamoğlu için “baba-oğul gibiyiz” demedi mi, “evladım” demedi mi? Madem bu kadar yolsuz uğursuz usulsüzdü bu insanlar, onca yıl neden bekledi arınma için Kılıçdaroğlu, onca yıl neden izledi ahlaksızlığı?

Kanal kanal dolaşıyorum. Özgür Özel yürürken otomobiller kornalarla, üst geçitlerde toplanan vatandaşlar alkışlarla destek veriyor. Milli Egemenlik Parkı'nda toplananlar arasında solcu sosyalistler de var ülkücü milliyetçiler de. Meselenin parti meselesi olmadığı, adalet çarkındaki işleyişin vicdanları yaraladığı, yaşananların demokrasi tarihine sürülen bir kara leke olduğu giderek daha iyi anlaşılıyor.

Özgür Özel, “Parti fiilen kapanmıştır, üçüncü kez açmaya hazır mısınız?” diyerek Meclis’e girerken, ben de yeniden kanallar arasında dolaşmaya başlıyorum. Kumanda belgesel kanalında tekrar takılıyor. Dış ses bu kez çınar ağaçlarının nasıl restore edildiğini anlatıyor!

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.