Bursa Sanayi ve İş İnsanları Derneği’nin (BUSİAD) toplantı salonunu aydınlatan ışıklar hafifçe karardı, projeksiyon perdesinde bir boks ringi belirdi:
Kırmızı şortlu boksör beyaz şortlu boksörü ring iplerine sıkıştırmış; yumruklarını, nereye gittiğini çok da hesap etmeden sağlı sollu altlı üstlü savurup duruyor. Bir süre sonra beyaz şortlu boksör sıkıştığı yerden kendini kurtarıyor. Maç ringin ortasında devam ederken, beyaz şortludan gelen tek bir yumruk kırmızı şortlu boksörü yere seriyor.
Yarım asırlık görüntülerdeki maç, boks tarihinde “Rumble in the Jungle” (Cangıldaki Mücadele) diye anılan Muhammed Ali ile dünya ağır sıklet şampiyonu George Foreman’ın mücadelesiydi. 8 raunt süren karşılaşma boyunca Foreman’ın 289 yumruğundan 81’i (yüzde 28), Ali’nin 118 yumruğundan 39’u isabetliydi (yüzde 33).

BUSİAD’ın “Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Buluşması”nın başlatıldığı görüntülerden anladık ki iş dünyası ring iplerine sıkıştırılmış boksör gibiydi.
Dayak yiyordu.

Toplantının açılış konuşmasını yapan BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ekonomi Komitesi Sorumlusu Ali Kerem Alptemoçin, “2020’den beri dayak yiyoruz.” dedi ve çarpıcı bir benzetme yaptı:
“… yoğun sis inmiş bir vadide, araç kullanmak zorunda kalmışız gibi bir durumla karşı karşıyayız. Sis yoğun. Yol uzun. Fakat kenara çekip sisin dağılmasını beklemek gibi bir seçeneğimiz de yok. Yapmamız gereken, yoğun sis altında araç kullanma becerilerimizi geliştirmek.”
“BUSİAD Ekonomik Gösterge ve Eğilim Anketi”nin sonuçları sisin yoğunluğunu gözler önüne seriyordu:
“Üretim yavaş, ciro/kâr düşük, talep zayıf, tahsilat sıkıntılı, finansmana erişim çok zor, istihdam daha da azalmazsa iyi!”
Başka deyişle bunun adı reel sektör krizi…
“BUSİAD Ekonomik Görünüm ve Stratejik Değerlendirme Raporu”nda da hızlı bir normalleşme beklentisinin zayıfladığı belirtilerek, şirketlerin yüksek enerji ve finansman maliyetleri, zayıf talep ve değişen ticaret koşullarına karşı dayanıklılık, verimlilik ve uyum kapasitesini artırması gerektiği kaydedildi.

BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu da özellikle “verimlilik” vurgusu yaptı:
“Artık yalnızca daha fazla üretmek yeterli değil. Daha verimli, daha teknolojik, daha sürdürülebilir ve daha yüksek katma değerli üretmek zorundayız. Eskiden rekabet gücümüzü büyük ölçüde üretim kapasitemiz, maliyet avantajlarımız ve teslimat kabiliyetimiz belirliyordu. Bugün bunlara veri kullanma yetkinliği, dijitalleşme, yapay zekâ, enerji verimliliği, karbon ayak izi ve yenilikçilik gibi yeni kriterler ekleniyor.”
Kısacası sanayide önemli bir dönüşüm gerçekleşiyor ve Bursa’nın dönüşüme hep birlikte uyum sağlaması gerekiyor.
“Birlikte” demişken toplantıda gündeme gelen iki konunun altını çizmek gerek.
Yani yazının başlığındaki ilklere…
Birincisi Ekim 2026 tarihli “BUSİAD Ekonomik Gösterge ve Eğilim Anketi”ne ilk kez BUSİAD üyesi olmayan sanayi kuruluşlarının da katılması.
Başkan Hatunoğlu, katılımcıların yaklaşık yüzde 40’ının BUSİAD üyesi olmadığını söyledi:
“Bu bizim için son derece önemli bir gelişme. Amacımız, yalnızca BUSİAD üyelerinin değil, Bursa iş dünyasının genelinin ekonomik eğilimlerini ortaya koyabilmek. Bu katılımı önümüzdeki dönemlerde daha da yaygınlaştırarak anketimizi Bursa ekonomisinin nabzını tutan güçlü bir gösterge hâline getirmek istiyoruz.”

İkinci konuyu Bursa Tekstil Boyahaneleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Başkanı (TOSAB) Osman Nuri Canik dile getirdi.
Canik, önce Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) yaşanan değişime dikkat çekti, ardından yanında oturan BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Murat Çağlar’ı işaret ederek, yıllar sonra ilk kez bir BTSO yöneticisinin BUSİAD’ın ekonomi değerlendirme toplantısına katıldığını söyledi. Canik, iş dünyasının birlikte hareket etmesinin önemini vurguladı.
Mutat bir toplantıdaki temsiliyetin bu kadar önemli olabileceğini düşünmezdim. Doğrusunu isterseniz, Bursa iş dünyası içindeki ayrışmanın bu kadar büyük olduğunu da düşünmemiştim. Yönetim anlayışının değişmesi bile olumlu sonuçlara yol açabiliyor.