Nilüfer Belediye Meclisi’nin temmuz ayı oturumuna Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Kayapa’ya yapmayı planladığı çöplük damga vurdu.
Tam tartışmaların sonuna gelinmişti ki Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Sözcüsü Hasan Türksel, CHP sıralarına dönerek, “Bu ülkenin gelecek projelerinin hiçbirine evet demediniz” dedi.
Tâ Boğaziçi Köprüsü'nden başlayarak örnekler veren Türksel, Özgür Özel için “önceki dönem genel başkanınız, Manisa Milletvekili” deyince CHP sıralarından yoğun bir tepki geldi.
O esnada Cumhur İttifakı sıralarında oturan Meclis üyelerinin neredeyse hepsi kıkır kıkır gülüyordu!
Açıklamalarına devam eden Türksel’in sözleri CHP’lileri daha da kızdırdı.
Öyle ki Meclis’in en sakin üyesi Neşe Özçelik’ten de çok sert tepki geldi.
Adalet ve Kalkınma Partisi Sözcüsüne “Hasan Bey kendinize gelin” diye seslenen Özçelik, Özgür Özel’in CHP’nin genel başkanı olduğunu, mutlak butlan kararının da iktidar olmalarını engelleyemeyeceğini sert ifadelerle yineledi.
Tartışma sona ererken, henüz Meclis'in asıl gündemine geçilmemişti ve benim de aklım CHP Bursa İl Başkanlığındaydı. Çünkü CHP Bursa örgütü tarihi günlerinden birini yaşıyordu.

“Akşam trafiğine takılıp geç kalır mıyım?” diye düşünsem de yola koyuldum.
CHP’liler çoktan il başkanlığı önünde toplanmışlardı ve kürsüde son dönemin etkin isimlerinden CHP Yıldırım İlçe Başkanı Ahmet Keskin vardı.
Keskin, “Demokrasi nöbetini bitiriyoruz, iktidar yürüyüşünü başlatıyoruz” dedi.
Keskin konuştuğunda pür dikkat kesiliyordu partililer. Konuşmaya ara verdiğinde ise slogan attırıyordu Keskin.
CHP Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin ise Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirdi:
“O artık bizim demokrat dedemiz değil. O artık Bay Kemal.”

Şahin konuşmasını sürdürürken Nihat Yeşiltaş alana geldi.
Yeşiltaş, her zamanki gibi tane tane konuştu, net mesajlar verdi:
- "Buraya sadece tarihe şahitlik etmek için değil, tarihi yazmak için geldik."
- "Mutlak çetesinin oluşturduğu yapı halkın gözünde de örgütünün vicdanında da meşru değildir. Çünkü hukuku hiçe saymış, sırtını siyasallaşmış yargıya dayanmıştır."
- "Günlerdir yolumuzdan dönmeden koruduğumuz bir koltuk veya bir bina değildir. Bursa’nın iradesi, örgütün onurudur bizim koruduğumuz."
- "İçinde bulunduğumuz sorun bir parti sorunu değil, rejim sorunudur."
- "Bugüne kadar halk ne dediyse onu yaptık. Günlerdir binamızda bizi yalnız bırakmayan halkımızın artık biz yanına gidiyoruz."
- "Binadan çıkıyoruz ama Cumhuriyet Halk Partisi'nden çıkmıyoruz, mücadeleden ayrılmıyoruz, Bursa'nın iradesini kimseye bırakmıyoruz. Anahtar sizde kalabilir ama irade bizdedir."

Yeşiltaş, CHP Bursa İl Başkanlığına atanan Av. Turgut Özkan’ın, kendisine göre “siyasi sabıka”larını da saydı:
- "Bunlar siyasi gelecekleri için hissettikleri kaygıyı gençlerinin geleceği için hissetmeyenler,
- "Partiye hiçbir zaman ideolojik bağı olmayanlar,
- "Kendi meslek örgütünde cumhuriyetçi adaylara karşı şeriatı savunan AKP'li adayın listesine girecek kadar zayıf karakterde olanlar,
- "Bunlar biz 31 Mart’ta Bursa’yı kazanma hayali kurarken, 1 Nisan sabahı il başkanlığı için imza toplamanın hayalini kuranlar,
- "Parti yerel seçimleri kaybetsin diye dua edenlerdir bunlar,
- "Bunlar hiçbir zaman seçilerek il başkanı olmayanlar,
- "Bunlar kongrede yediği farktan utanmayıp delegenin vermediği il başkanlığına binbir oyunla çökmek isteyenlerdir.
Bir yandan Yeşiltaş’ı dinlerken, gözlerim her yaştan CHP’linin yüzünde dolaştı.
Gençler, kadınlar, yaşlılar, parti yöneticileri, ilçe başkanları, belediye meclis üyeleri…

Önce öfkeyi gördüm gözlerinde, çakmak çakmaktı gençlerin gözü…
Kadınlar çok hüzünlüydü, dokunsan ağlayacak, gözyaşları hazırdı akmaya…
Ve yaşlılar kederliydi, ama dimdikti hepsi, ellerinde pankartlarla…
Alkışlarla biten konuşmanın ardından yüzlerce CHP’li Kent Meydanı'ndan Şehreküstü’ne doğru yürüyüşe geçti.

Bu kez hepsinin yüzünde yepyeni bir umut vardı.
O umudun arkasında hazırlığı çok iyi yapılmış bir siyasal program, didik didik edilerek hazırlanmış bir parti programı, ortak akılla oluşmuş bir yürüyüş planı olmadığı çok açık!
O umudun arkasında Yeşiltaş'ın şu sözleri saklı:
"Halkımız iktidarı planın değil, altı ok ruhunun getireceğini ve bize başka bir mücadele yolunun mümkün olduğunu söylüyor. İşte bizler bugün bu sese kulak verip yeni bir yürüyüşe çıkıyoruz."