24 Eylül 1884 tarihinde İzmir’de doğar.
Babası doğum tarihini evdeki Kur’an-ı Kerim’in arka sayfasına kaydetmiştir.
Anne tarafından Tunaboyu Deliorman Türklerinden, Razgradlı; baba tarafından Malatyalı’dır.
Eğitim hayatı, sorgu yargıcı olan babasının görev yeri olan Sivas’ta başlar.
19 yaşında teğmen rütbesi ile Harbiye’yi, 22 yaşında kurmay yüzbaşı rütbesi ile Erkanıharbiye’yi birincilikle bitirir.
Edirne’deki II. Ordu ile İttihat ve Terakki Cemiyeti’nde çalışır.
31 Mart Olayını bastırmak için toplanan Harekat Ordusu ile Yemen’e gönderilen Dördüncü Kolordu’da görev yapar.
Yemen Kuvvetleri Komutanlığı kurmay başkanı olur.
Balkan Savaşı sırasında Çatalca’dadır.
Birinci Dünya Savaşı'nda Başkomutanlık karargâhında Harekât Şubesi Müdürüdür.
1915’te, 31 yaşında albaylığa terfi eder. Trakya’daki II. Ordu Kurmay Başkanlığına atanır.
Doğu ve Suriye cephelerinde Dördüncü, Yirminci ve Üçüncü Kolordu Komutanlıklarında bulunur.
Mondros Mütarekesi günlerinde Harbiye Nezareti Müsteşarı’dır.
19 Mart 1920’de Mustafa Kemal’in çağrısı üzerine gizlice Ankara’ya geçer.
Genelkurmay Başkanı olarak düzenli orduyu kurar.
Haziran 1920’de İstanbul Hükümeti tarafından idama mahkûm edilir.
Batı Cephesi Komutanı olarak Kurtuluş Savaşı’nın, evet evet Kurtuluş Savaşı’nın en önemli komutanlarından biridir.
Büyük zaferin ardından önce Mudanya’da mütarekeye, ardından Lozan’da barış antlaşmasına Türkiye adına imza koyar.
30 Ekim 1923’te cumhuriyetin ilk hükümetini kuran başbakandır.
Atatürk’ün ölümünden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin oybirliği ile seçtiği cumhurbaşkanıdır.
Milli Şef’tir.
Türkiye’nin çok partili demokratik hayata geçişini sağlayan milli şef.
CHP’nin ikinci genel başkanıdır.
İsmet İnönü…
Belki askeri kararları eleştirilebilir. Askerliği onun kadar bilenler eleştirir, tartışır. Örneğin Başkomutanlık Meydan Muharebesi öncesinde Mustafa Kemal Paşa ile İsmet Paşa ve Fevzi Paşa, taarruzun zamanlaması ve saldırı şekli konusunda farklı görüşlerdedir.
Siyasi kararları elbette eleştirilir, hatta CHP içinde de eleştirilmiş ve tepki gösterilmiştir ki kurultayda güvenoyu alamamış ve kaybetmiştir.
Lozan konusunda da çok sık eleştirilir. Muarızları onu en hafif tabirle diplomatik başarısızlıkla eleştirir. Eleştiri dozunu artıranlar Milli Misak’tan taviz vermekle, Türkiye’nin haklarını masada bırakmakla suçlar.
Ailesi, yakınları, dostları, arkadaşları da insani yönlerini eleştirir, kızar, küserdi belki, kim bilir!
Ama son birkaç yıla kadar hiç kimse, dün Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde olduğu gibi, “İsmet İnönü, eşini Venizelos’un koluna taktı mı takmadı mı?” diye bir izansızlık yapmamıştı.
Masayı yumruklayarak “Taktı mı takmadı mı?” diye tekrar etmek, sosyal medyadaki Fesli Kadir’den kalma 140 karakterlik sözde mesellerden tarih öğrendiğini sanmaktır.
“Akıl kırıntın varsa cevap verirsin” demek, tarih bilmediği kadar diplomasiden, diplomasinin protokol kurallarından da bihaber olduğunu itiraf etmektir.
Türkiye’nin son 25 yılına armağan sözde tarihçilerin yalanlarıyla İsmet İnönü’yü bir anlamda haysiyetsizlikle suçlamak, siyasi nefretin dışa vurumu ve art niyet değil ise cehalettir.
Başka ne denebilir ki?
Allah akıl, fikir, izan ve feraset versin!