SON DAKİKA
Hava Durumu

BTSO’da ‘fire’ senaryoları

Yazının Giriş Tarihi: 05.10.2026 19:27
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.10.2026 19:28

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) komite seçimleri geride kaldı.

Şimdi komitelerden meclise giren üyeler BTSO Meclis Başkanı ile Meclis Başkanlık Divanı’nı, BTSO Başkanı ile Yönetim Kurulu’nu, Disiplin Kurulu’nu ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Kurulu delegelerini seçecek.

1 Ekim’de oluşan Meclis tablosu şöyleydi:

79 sandalye “yeşil, 72 sandalye “mavi”, 8 sandalye “beyaz.”

“Beyaz” sandalyelerden bazılarının renk değiştirdiği yönündeki haberleri bir kenara bırakarak, 8 Ekim’de oluşabilecek muhtemel sonuçları sıralayayım:

-Mevcut tablonun kazananı “yeşil”dir.

-Üç aday çıksa bile “yeşil” kazanır.

-“Mavi”nin kazanabilmesi için 8 “beyaz” oyu da alması gerekir. “Beyaz” oyların bölünmesi de sonucu değiştirmez, yani “yeşil” kazanır.

-Eşitlik senaryosu: 7 “beyaz” oyun “mavi”ye gitmesi ve 1 “beyaz” oyun çekimser kalması halinde seçim 79-79 berabere biter.

-Fire senaryosu: “Beyaz” oya güvenmeyen gruplar karşı bloktan oy alma seçeneğini de devreye alacaktır. Özellikle “mavi”nin fire oylara ihtiyacı var. Ancak “yeşil”in eli de armut toplayacak değil!

Elbette taraflar olasılıkların hepsini yapay zekâdan çok daha iyi hesap etmiştir.

Hatta “fire” senaryosu üzerindeki çalışmaların henüz 1 Ekim akşamından itibaren başladığını söylemek son derece gerçekçi olur.

Başka deyişle, kulaklarımla duydum, “karşı taraftan gelmek isteyenler var” sözlerini…

İşte bu yüzden o günden beri oda seçiminde uygulanan sistem sorgulanıyor.

Aslında “fire” demek, muhtemelen gayrı ahlaki yöntemlerin devreye girmesi demek. Ekonomik ve siyasal vaatlerin ya da tehditlerin kullanılması demek.

Yoksa “normal koşullar altında” tartışmanın çoktan bitmiş olması ve 8 Ekim’deki seçimin formaliteden ibaret sayılması gerekirdi. Sistemi sorgulanır hale getiren “normal koşullar altında” olmayışımız.

Seçim sürecini ve seçim gününü düşündüğünüzde seçimin olması gereken şeffaflıkta yönetilmediğini, adilane olmadığını, eşit şartlarda yarışılmadığını, kimi siyasal ve ekonomik unsurların seçim yarışını etkileyecek düzeyde ve üstelik son derece sert bir şekilde kullanıldığını, medyanın temel görevini yapmanın çok ötesine geçerek itibarsızlaştığını ve nihayetinde bütün bunların “normal olmadığını” kabullenmek gerek. Dolayısıyla meselenin sistemin ötesinde bir zihniyet meselesi olduğu düşüncesindeyim.

Sonuçta mükemmel bir seçim modeli gelişmiş demokrasilerde de yok. Örneğin Almanya ve Fransa’da da Türkiye’ye, BTSO’da uygulanan sistemine oldukça benzeyen bir yapı var. Düsseldorf Sanayi ve Ticaret Odası’nda üye şirketler odanın en yüksek karar organı olan genel kurulu, genel kurul da kendi üyeleri arasından başkanı ve yönetimi seçiyor. Fransa’da da dolaylı bir seçim söz konusu ve bu bir demokrasi sorunu değil. Tıpkı parlamenter sistemde olduğu gibi… Üstelik komitelerin üye sayıları ve o komitelerin meclisteki sandalye sayıları, meslek gruplarının toplam üye sayılarına göre belirlendiğinden temsilde adalet sorunu da minimum düzeyde. Tek sorun temsilcinin (meclis üyesi), oyunu alarak seçildiği üyenin iradesini sandığa yansıtması. Mavinin yeşilleşmemesi, yeşilin mavileşmemesi…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.