Mesleğe “müvezzilik”le başlayan, çok sayıda gazetede muhabirlik, yöneticilik ve yazarlık yapan Necmi Onur’un “Unuttuğumuz Doğu” adlı kitabında yer verdiği bir anı hiç aklımdan çıkmaz.
Meslek yaşamının bir bölümünde serbest röportajlar yapan Onur, sık sık Doğu’nun, Güneydoğu’nun, çaresizliğin ve yoksulluğun fotoğrafını yansıtır gazete sayfalarına. Ancak bir süre sonra patronun dikkatini çeker bu durum.
“Okuyucu” der, gazete patronu, “Bıktı artık hep aynı hikâyeleri okumaktan, yeter artık!”
Doğu’nun bir köyünde doğan, çalışma hayatına hamallıkla başlayıp tezgâhtarlıkla devam eden, gazete satıcılığından mürettipliğe terfi eden, hukuk fakültesini yokluk yüzünden yarım bırakan Necmi Onur’un yanıtı manidardır:
“Sizin bıktık dediğiniz hikâyeleri insanlar her gün yaşamaya devam ediyor orada!”
CHP Yıldırım İlçe Başkanı Ahmet Keskin ile arkadaşlarını dinlerken de Necmi Onur geldi aklıma. Tıpkı Türkiye’nin doğusu gibi Bursa’nın doğusunda da her gün yeni bir yoksulluk hikâyesi yazılıyor. Ne var ki kulaktan kulağa yayılan o hikâye çok net görünmüyor. Çünkü Başkan Keskin’in dediğine göre, “Biz yoksulluğu doğru tespit edemiyormuşuz. Yıldırım’da yoksulluğu sokakta değil evin içine girince çok daha net fark ediyorsunuz.”
Benim Başkan Keskin’in anlattıklarından anladığım şu: Yıldırım’daki manzaraya yoksulluk demek doğru değil, ona olsa olsa sefalet denebilir. Çünkü yoksulluk ile sefalet aynı şeyler değildir; birinde paranız yoktur, ikincisinde acınacak durumdasınızdır. * Sefalete ancak yoksul isterse, sokakta değil evinde tanık olabilirsiniz. Oysa yoksulluğun kamuya açık iki göstergesi vardır: İş talebi, aş (sosyal yardım) talebi…
İş ve aş deyince, üzerine bir de yüksek enflasyonun yol açtığı kriz ortamını düşününce aklıma hemen Süleyman Demirel, onun 1991’deki bir televizyon konuşması geliyor: “Esasen enflasyon devletleri yıkan bir olaydır, milletleri içinden bozan bir olaydır. Enflasyon sadece pahalılık olayı da değildir. Ahlakı bozar…”
CHP Yıldırım İlçe Başkan Yardımcısı Kurtuluş Babalıoğlu’nun söyledikleri de Demirel’i doğruluyor:
CHP Yıldırım’ın son kongresinden sonra bir hayli üye kaydı yapılmış, halihazırda 6 bin 400 civarında üyesi varmış. Ancak 31 Mart 2026’dan beri, yani Mustafa Bozbey’in gözaltına alındığı tarihten itibaren, üye sayısı azalmaya başlamış. 25 günde 200’den fazla istifa gelmiş. İstifa edenler arasında belediye çalışanları da varmış.
“Keşke” dedim, “imkân olsa da bu 200 kişinin daha önce bir partiye üye olup olmadıklarını bilebilsek ve bundan sonra bir partiye kaydolup kaydolmayacaklarını görebilsek…”
Ahlaki yozlaşmanın geldiği boyutu bu kadar net ortaya koyan bir başka örnek olabilir mi?
Maalesef memlekette iş için iş ve işçi bulma kurumuna değil de siyasi partiye başvurmak şart hale gelmiş…
“Herkes belediyeye girmek istiyor” diye anlattı CHP Yıldırım İlçe Başkan Yardımcısı Metin Sevüktekin: “52 bin lira maaş, artı sigorta, artı yol, artı yemek. İşi buluyoruz, ‘belediyede değilse çalışmam’ diyor. ‘Özel sektörde garanti yok’ diyor.”
Oysa bakın belediyede de garanti yok, hele de bugünlerde!..
Ahlaki yozlaşma resminden bir parça da Yıldırım Belediye Meclis Üyeleri Emel Duman ve Nimet Yıldız koydular önümüze:
“Eskiden muhtarların telefonlarından uyuyamazdık, Bozbey tutuklandıktan sonra ne arayan var ne soran!..”
---
*Gökhan Yavuz Demir imzalı Kesin Döneceksiniz, Yeni İnsan Yayınevi’nden Ocak 2022’de çıktı.
NOT: CHP Yıldırım İlçe Başkanlığındaki sohbet toplantısına ilçe yöneticilerinin yanı sıra Yıldırım Belediye Meclis Üyeleri de katıldı. Uzun süren toplantıda elbette çok şey konuşuldu, tartışıldı. Yeri geldikçe bugüne döneceğim yine. Toplantı daveti ve organizasyon için Başkan Keskin’e ve yönetimine, özellikle de genç yardımcıları Ayşenur Yurdagül ve Elif Adsız'a teşekkür ederim.
