SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

NOSAB'daki azim / Kamuda değişmeyen zihniyet...

Yazının Giriş Tarihi: 30.12.2017 14:06

Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) için "Türkiye'nin en güzel OSB'sidir" desem hiç de mahçup olacağımı sanmıyorum. Gerçekten de buradaki fabrikalar, üretim, istihdam falan bir yana, çevre duyarlılığı ve de burada fabrika yapan işadamlarının bir sanayi bölgesi yaratma konusundaki azimleri ilham verici...

NOSAB'ın idari binası ve kreşinin bulunduğu merkezin açılışı pek çok sanayici ile kent yöneticisini bir  araya getirdi.

Başkan Yalçın Aras'ın da belirtiği gibi, bu Organize Sanayi Bölgesi (OSB) gerçekten de bir "Başarı hikayesi"...

Bir avuç girişimcinin Nilüfer Sanayici ve İşadamları Derneği  (NİLSİAD) adı altında kurdukları dernekle yaratılan bir modern OSB. 1999'da dernek 27 üyeyle kurulduğunda demek ki bölgede, mevcut sanayi bölgelerinde pahalılık yüzünden arsa satın alamayan o sayıda insan; kimisi köylülerden, kimisi emlakçılardan satın aldıkları tarla, bahçeler üzerine fabrika yapımına başlamış, ya da buna niyetlenmişti.

NİLSİAD'ın başkanı Yalçın Aras, her şeyiyle sıfırdan başlayan çalışmaların sahiden lideridir ve bugün Aras için ne kadar övgü yazsam, eksik olacaktır!

Bugün NOSAB'da gezerken geniş, pırıl pırıl asfat yolları, park bahçe izlenimi veren çevre düzenini,  yepyeni fabrikaları gören insanlara hatırlatmak için yazayım: Buralar hep tarlaydı ve yolu yoktu. Kurulan tek tük fabrikaya gitmek için asfalt yolla ulaşacağınız en yakın yer Minareliçavuş köyüydü.  Asfalt yol Ninareliçavuş'a kadar giderdi, sonrasında tarlaların arasından stabilize bir yol vardı. Fabrikalar kurulmaya başlamıştı, ama işyerlerine toprak yollardan gidilir, yağmur yağınca bu yollarda yürüyemezdiniz, kamyonlar çamura batardı.

Köyde (şimdi mahalle oldu) derneğin bir yeri vardı; şimdi başkan Aras'dan dinliyoruz ki, meğer o yerin sahibi muhtarlıkmış, dernek orayı, muhtarın telefon masraflarını ödeme karşılığı kullanırlarmış...

Yol, kanalizasyon, elektrik, su nanay...

Yetmiyor, yapılanlar da aslında "kaçak" sayılıyor, ama belediye "insaflı" davranıyor, üzerine giden yok!

Bursa Büyükşehir Belediyesi'den yeni bir sanayi bölgesi planlaması beklenirken, belediyenin "Bursaspor'a gelir olsun" diye, bölgede "küçük esnafa", "KOBİ'lere" yer tahsis etmesi hafızalardadır. Yani Bursa'yı planlaması, kurulmak istenen fabrikalara yer göstermesi gereken belediye ve valilik, sırf "Bursaspor"a katkı için arazi tahsis ediyor! Zihniyet bu kadar! Yerin işyeri olarak değerlendirileceği açıklanıyor ki, daha çok para etsin, Bursaspor'un kasasına daha çok para girsin!

Yani amaç sadece Bursaspor'a para kazandırmak. Orada fabrika kurulmuş, esnaf sanatkar dükkanı olmuş o da hiç umurlarında değil.  Sanayi falan kimsenin umurunda değil! Tabi kimileri bu kararla, Bursaspor'a tahsis edilen arazi çevresinde tarla, bahçe fiyatlarının patlayacağından haberdar, hazırlıklarını yapmış...

Uzatmayayım, gazeteci olarak başından beri tanık  olduğumuz bir şeydir NOSAB'ın başarı hikayesi.

NOSAB'da 320 fabrika, 22 bin çalışan, 1 milyar dolar ihracat, 2 milyar dolar hasıla rakamlarına işte böyle böyle ulaşıldı.

Kurulduğunda sadece bir masa, 4 sadalye, 5 klasöre sahip olan bölge yönetimi, bugün toplam 9 bin 800 metrekare kullanım alanı olan bir akıllı binayı hizmete açtı. Tabi dernekten NOSAB'a, OSB'ye geçiş, yönetimin gelirlerini artırdı. 25 derslikli bir okul yapıp Milli Eğitim'e teslim ettiler.

En önemlisi de yeni idari binalarındaki kreş... Şimdilik, NOSAB'da çalışan annelerin  140 yavrusuna burada bakılacak. Kuşkusuz bu rakam ihtiyacı karşılamaktan uzak. Ancak OSB yönetimlerinin gündemine fabrikalarda çalışan anneleri ve kreş konusunu sokması bakımından hayli öncü bir uygulama.

Peki, gelelim, asıl konuya, zurnanın zırt dediği noktaya...

Açılış töreninde bölgenin "lideri" kabul edilen Yalçın Aras, çıktı mikrofona ve orada yaşadıklarını özetledi.  NOSAB'ın tamamen girişimcilerin azmi, kararlılığı ile kurulduğunu, sanayi bölgelerini planlamak, oralara uygun altyapıları, yol, su, elektrik, iletişim altyapısını götürmesi gereken devletin ilgisizliğini ortaya döktü.

Bursa Valisi İzzettin Küçük de orada. Dinlerken hep gülümsedi, "helal olsun" der gibilerden. Sonunda da aldı mikrofonu eline, övgü yolu birkaç şey söyledikten sonra NOSAB yönetiminden "Mesleki Teknik Lise yaptırmak" yapmalarını istedi!  

Hani NOSAB'ın, fabrika sahiplerinin mesleki eğitime destek çıkmasında, devleti temsil eden valinin bunu talep etmesinde elbette bir sorun yok.

NOSAB'ın gelişim sürecinde, devlet yöneticilerinin tutumunun kişisel sorumlusu de bugünkü vali olamaz.

Ama arkadaş, kentin tepe yöneticinin oradaki sanayileşmeyle ilgili, yaşanan sıkıntıların çözümü ile ilgili hiç mi bir kaygısı, planı, çözümü olmaz!

Maalesef, değişen birşey yok kamu yönetiminde.

Yerel yönetimler yine sorun çözme odaklı değil. Örneğin NOSAB Başkanı Fikri Ünal, kangrene dönüşen NOSAB-İzmir  arasındaki trafik sorununun Büyükşehir Belediyesi tarafından çözümlenmesini, yani TIR'lar için yeni bir bağlantı yolu açılıp, trafik yükünün bölge içinden alınmasını; hastaların hastanelere ulaşım vs.konularında  destek talep etti. Ama dikkat ettim yerel yöneticilerden birisi de çıkıp birşey söylemedi bu konularda.

Bursa'da 1961'de hükümetin projesiyle Türkiye'nin ilk planlı OSB'si olarak kurulan Bursa OSB dışında bütün OSB'ler kaçak, plansız kuruldu. 

Yani mevcut planlı yerlerdeki yüksek arsa fiyatlarından kaçan girişimci gitti, şeftali bahçesini, pancar tarlasını satın aldı oraya fabrika kurdu ve fabrikalar bir bölgede çoğalmaya başlayınca da yine fabrika sahiplerinin itmesiyle planlar yapılıp OSB statüleri sağlandı.

Hani ben sayın valimizden, "Arkadaşlar o yaşadığınız sıkıntılar tarih oldu.  Artık devletimiz işadamına planlı alanlarda yatırım imkanı sağlıyor. Lafta değil, gerçekte girişimcinin yanındayız... Örneğin bakın şurada şurada hazır yerlerimiz var, arsa fiyatlarını Avrupa'nın altına indirdik, girişimcilerimiz buyrsunlar, artık dünya ile rekabet edebilecek bir üretim ortamını sağlıyoruz girişimcilerimize" gibi sözler söylemesini beklerdim.

Buna en çok da, hala orada burada nasıl ucuz arazi bulurum da üzerinde birşeyler yapabilirim diyen işadamları sevinirdi.

İşin özeti, evet NOSAB, düşünün tam 25 bin ağaçla yemyeşil, güzel bir OSB.

Ama kamu yönetimi anlayışımızda değişen birşey yok.

Ne varmış bunda mı  diyorsunuz?

İşin bir yanı şu: Bu plansızlık, bu rantiye, bu öngörüsüzlük, bu duyarsızlık, bu tüccar zihniyeti içinde NOSAB gibi örnekler çıkarmak her zaman mümkün olmayabilir, çünkü Yalçın Aras, M.Fikri Ünal gibi insanların sayısı fazla değil.

En önemlisi de şu: Bu kadar yüksek maliyetlerle boğuşulan bir ortamda, sanayinin sürdürülebilir olmayacağını ne zaman anlayacağız merak ediyorum.  

Şapkayı öne koymak için GSYH içinde sanayiin payının yüzde 30'dan yüzde 15'in altına inmesi de bakıyorum kimseyi ilgilendirmiyor!