SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Köylere zorunlu göç kapıda!

Yazının Giriş Tarihi: 13.02.2020 21:36

Geçen hafta Tayyare Kültür Merkezi'nde, SAV-DER Dostlarıyla Bursa Buluşmaları gecesindeydik. Artvin Şavşat'ta doğan insanların, farklı kentlerde bir hayat kursalar, pratikte bir bağları kalmasa da doğduğu topraklara duydukları ilgi ve özellikle, memleketlerinde üretimi, yaşamı yeniden canlandırma gayretleri takdire şayan. Son birkaç yıldır başlayan kooperatifçilikte hayli hızlı adımlar atılıyor olması da umut verici.

Merkezi İstanbul'da olan SAV-DER (Savaş Köyü Doğa Turizm Kültür ve Dayanışma Derneği) ile 10 derneğin bağlı olduğu Şavşat Dernekleri Federasyonu adına yapılan konuşmalar geleceğe ilişkin iddialı, umut ve heyecan doluydu.

"Doğduğumuz toprakları doyduğumuz topraklar yapmak istiyoruz" denildi, özetle...

"Yaşam Doğayla Başlar" yazıyordu pankartta. Bölgede doğanın tahribi ile hızlı göç arasında bağlantı kuran bu slogan, doğadaki tahribatın önlenmesi ile yaşamın tekrar canlanması arasında sıkı bağlantı kuruyordu...

Çevre ve doğanın tahribatından payını alan Artvin'in güvenli gıda ve tohum ile yeni bir başlangıç yapmasına vurgu yapıldı.

Şavşatlı akademisyen  Prof. Dr. Cumhur Aslan kent yaşamının "kalabalık içinde yalnızlık" olmasına karşılık köylerin, "kimsenin olmadığı yerde kendini yalnız hissetmediğin bir yer" olmasına değindi ve kentlerde yaşayanların çocuklarını mutlaka tatillerde köye götürmeleri, kendilerinin tatillerini orada geçirmelerini salık verdi.

Şavşat Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Halis Yıldırım Artvin ve ilçelerinde HES ve mermer/maden ocaklarına karşı hukuk mücadelesiyle tanınan bir avukat.

Kırsal kalkınmanın, tarımın ve hayvancılığın temelinin kooperatifçilik olması gereğine çekerken, "Tarımı şura ve yasal düzenlemelerle şirketlere devretmeye çalışan ve her şeyi şuursuzca ticarileştiren" yönetim anlayışına karşı "Herşeyi yutan şirketler değil, sahip çıkan güvenli gıda üreten ve bölüşen halkın kooperatifi" ideali ile yola çıktıklarını kaydedenYıldırım, Savaş Köyü'nde kurulan kooperatifin tüzüğünün hem üretimi, hem de pazarlamayı kapsayacak şekilde farklı, kapsamlı şekilde hazırlandığını anlattı.

'KÖYLERE ZORUNLU GÖÇ KAPIDA'

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) eski genel müdürlerinden Ahmet Özgüneş, Türkiye'de yaş ortalamasının 29 olmasına rağmen köylerde bu rakamın 55'e yükseldiğini, köylerin yaşlı ve emeklilere kaldığını, çalışacak genç nüfusun uzaklaşması ile tarlaların boş kaldığını söyledi, "Belli başlı büyük ovalar dışında Türkiye'de arazi artık ekilip dikilmiyor" dedi.

Kırsal kesimde mutlaka üretimin canlanması gereğine vurgu yapan Özgüneş, kentlerde çalışanların yarısının asgari ücretle ve kıt kanaat geçindiğini, önümüzdeki dönemde köylere "zorunlu göç"ün de kapıda olacağını kaydetti.

"Yüksek yerlerin meyvesi kaliteli olur. Arazinizde ne oluyorsa onu ekin, dikin. Toprak kooperatiflere emanet edilir. Dünyanın her yerinde refahın anahtarı budur" diye konuştu.

'KOOPERATİFÇİLİK ZORUNLULUK'

Kooperatif uzmanı Ali Ünüvar, "Kooperatifçilik bir zorunluktur" derken, kapitalist sistemin önce verimlilik adına tohumu değiştirdiğini; hibrit, daha çok su ve kimyasal ilaç, gübre isteyen cinslere bağımlı yaptığını, ardından pahalı ilaç, gübre, su vs. masrafları nedeniyle bir yandan dışarıya bağımlı olduğumuzu, diğer yandan da gıdaların doğal olmaktan çıkıp sağlığa zararlı hale geldiğini anlattı.

Ünüvar, çiftçilerin "hiç bir şey ekip dikmezse daha kazançlı" duruma geldiğini, toplumun sadece sağlıksız gıda değil, bu gıdalar yüzünden kanser gibi ölümcül hastalıklarla boğuştuğunu ifade etti; sağlıksız gıda ve tohumlarla, ilaçların aynı sermaye kesimi tarafından üretilip satılmasına dikkat çekti.

Ünüvar'ın  çarpıcı cümlelerinden şunları not almışım:

KOOPERATİF İÇİN TÜYOLAR!..

-Artık yeni kooperatifler, bize dayatılan mevcut kooperatiflerden farklı olmalıdır.

-Üye sayısı 50-100'ü geçmesin.

-Çok parası olan kooperatife giremez. O gitsin şirket kursun. Kooperatif hemen ve çok para kazanma değil dayanışma, paylaşma kurumudur.

-Para, mevki, illa da başkanlık beklentisi içinde olanları aranızdan ayıklayın.

-Kooperatifte yatırdığınız para ne olursa olsun, tek oyunuz vardır. Orada herkesin eşit söz hakkı vardır. Dayanışma, fedakârlık yoksa o kooperatif batar.

-Ticari şirketler nasıl sesiz sedasız yıllarca paragözlüğü gizleyip memleketi gıdada yabancılara bağımlı hale getirdi, hem üreticiyi hem de tüketiciyi mahvettiyse, biz de kimseyle kavga etmeden sessiz sedasız hem üreticiyi hem de tüketiciyi yeniden söz sahibi hale getirmeliyiz.

SAV-DER'in Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ferhan Küçük de "Köyüme 35 sene sonra, bir şeyler yapmak için gittim" dedi ve kooperatifçiliği zorunlu nedenlerle terk ettikleri topraklara bir vefa olarak gördüklerini ifade etti.

Küçük 7 kişi ile kurdukları kooperatifin 32 maddelik tüzüğünün uzun uğraşlarla oluşturulduğunu, 17 Eylül  2019'da kurulan kooperatifin 81 aktif ortağı olduğunu anlattı. Küçük, "Nisan'da Genel Kurulumuzu yapacağız. Kooperatifi yönetici değil, hizmetkârlara emanet edeceğiz. Geçen sene köylerimizde üreticimizden peşin para vererek satın aldığımız gıdaları Bursa'da dostlarımızla paylaştık. Köyümüzde makineli tarıma uygun 4 bin dönüm arazi var. Onları işlemeye başlarsak sistem kendini besleyecektir. Bardağın boş tarafı içimizi de boşaltıyor.Bu gıdalarla ölüyoruz. Kooperatif, güvenli gıda artık bir tercih değil bir zorunluluktur" diye konuştu.

Gecede sadece konuşmalar yoktu. Züleyha Savaş, Özgür Tekin, Mehmet Çınar ve İmece grubunun türküleri, yöresel şair Kamil Çelik, "bağlamayı konuşturan adam" Doç. Dr. Erdem Özdemir, Artvin yöresi türküleri,  Güven Altun'un hareketli müziği eşliğinde halay ve yöresel oyunlar...

Artvinliler, İstanbul'da 18 Nisan'da yapılacak ve bütün Karadeniz illerini kapsayan "Büyük Karadeniz Çevre Buluşması"na hazırlanıyor.