SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Fırat kapılarını müteahhitlere açtı

Yazının Giriş Tarihi: 04.10.2017 17:21

Geçtiğimiz hafta Türkiye'de inşaat sektörünün en büyük tedarikçilerinden birisi olan Fırat Plastik Kauçuk Sanayi A.Ş. kapılarını İMSİAD üyesi bir grup Bursalı müteahhide açtı. İstanbul Büyükçekmece'deki fabrikaları gezen müteahhitler hangi izlenimlerle döndü bilmem, ama kanalizasyon ve içmesuyu borularından en modern pencere sistemlerine kadar çok farklı ürünlerde pazarın en önemli üreticinin üretim standardı ve vizyonu sahiden inşaatın, özellikle de sağlıklı konutların üretilebilmesi açısından umut verici, bunu gözlemledik.

İMSİAD Başkanı Adil Gökçadır, Bursa iş dünyasının yakından tanıdığı isimlerden birisi. Uzun yıllar Organize Sanayi Bölgelerinde fabrika, sanayi inşaatları yapan Gökçadır'ın müteahhitlerin üye olduğu İMSİAD'ın başına gelmesi de müteahhitler için bir şans diye düşünüyorum. Kalabalık bir müteahhit grubuyla Fırat fabrikası gezisi inşaatçıların yaptıkları işle ilgili ufkunu genişletecek bir etkinlik oldu ve katılım da oldukça yüksekti.

Doğrusu inşaatla ilgili her yerde karşımıza çıkan Fırat Plastik hakkında biz de pek çok şeyi bu gezide öğrenmiş olduk.

Fırat'ın çok ilginç bir öyküsü var.

Erzincan'dan, bildiğimiz geçim gailesi ile katır sırtında çıkıp, at arabasıyla yarım asırdan önce İstanbul'a göçeden, Perşembe Pazarında babası ile plastik hortum satarak hayata merhaba diyen Nevzat Demir'ler Fırat Plastik'i 1972 yılında kurmuş. Zaman içinde demir borulardan plastik, PVC borulara dönüşüm Fırat'ın önünü açmış, içmesuyu ve atıksu borularından, hortumlardan sonra PVC pencere sistemleri üretimi Fırat'a yeni bir ivme kazandırmış. PVC pencere işinde 1999'da "çift açılım", 2004'de "58'den 70 mm'ye geçiş",  2997'de "CE", 2009'da "Lamine" pencere, 2010'da akreditasyon merkezi, 2016'da da "Zenia Slide" dedikleri tam yalıtımlı sürgülü kapı pencere ile sektörde hep öncü olmuş.

Fabrikadaki toplantıda uzmanlar, ürünler hakkında bilgi verirken, 85 milimetreye kadar genişleyen ve üçlü camlara imkan tanıyan pencere sistemlerinin alüminyum profil desteği ile artık daha geniş mekanların, rüzgar, yağmur, soğuk vs. korkusu olmadan pencereyle kaplanabileceğine vurgu yaptılar.  Tabi cam kalitesindeki iyileşmeyi de düşününce, artık evlerde çok daha aydınlık, ferah mekanlar için gerekli manzemelerin hazır olduğu anlaşılıyor.

KKTC'NİN SUYU FIRAT'TAN...

Toplantıda katılanları en çok heyecanlandıran bilgi, Türkiye'den KKTC'ye içmesuyu götüren 80 kilometre hattın Fırat Plastik firması tarafından yapılması oldu.

Düşünsenize, köprü, baraj, otoyol, ne varsa yabancı sermayeye yaptıran Türkiye'de, ilk defa bu kapsamda büyük bir altyapı projesi yerli bir üretici tarafından gerçekleştiriliyordu.

Dile kolay, Mersin'den Kıbrıs'a tam 80 kilometre boru döşeyeceksiniz. Her birisi 500 metre uzunluğunda, 160 santimetre çapında ve 148 ton ağırlığında borular... Deniz seviyesinden 250 metre aşağına askı sistemi ile yerleştiriyor ve hakikaten dünya çapında önemli bir proje.

500 metre uzunluğunda 148 ton ağırlığında boruları tabi İstanbul'da üretip karayolunda taşıma şansı olmadığından, Mersin Taşucu'nda 80 dönüm araziye sırf bu iş için boru fabrikası kurulmuş. Anlaşılan başarıyla da işini tamamlamış. 

Türkiye'den Kıbrıs'sa içme ve kullanma suyu taşıyan sistemin yerli olanaklarla yapılması katılanları çok duygulandırdı, konuşmalar bolca alkış aldı.
Alkış deyince, aslında Fırat grubunun 64 yaşındaki patronu Nevzat Demir'in konuşmasını not etmek gerekiyor.

Açıkçası bugün 4 kıtada 70 ülkeye ihracat yapan, yaklaşık 2 bin kişinin çalıştığı, toplam 750 dönümlük alanda 12 ayrı üretim tesisi olan, açık ara Pazar lideri bir firmanın patronu eline mikrofunu alınca, genelde bir övünme, kasılma havası beklersiniz.

Ama hiç öyle olmadı. Nevzat bey, gayet mütevazı giyimi ve davranışı ile ta ilkokulda karneye 2-3 aldığında da dövünmeyen bir çocuk olduğunu ifade ett5i.  "Aza kanaat getirdiğini", Fırat'ın başarısının sadece kendisinin başarısı olmadığını, "en, en" diye anılmaktan rahatsızlık duyduğunu anlattı ve "Birşeyi başarmak için çalışmanız lazım. Ama ben güreşçi değilim. Güreşçi olsan, ya indirirsin, ya da o seni indirir, iş biter. Ama biz futbol oynuyoruz, takım oyunu bu. Başarı hep berebar elde ediliyor. Ekip ile var ya da yok olursunuz" diyor.

"Hayal kurmak" ile "güç"ü birleştirmenin önemine vurgu yaptı, güce sahip olmayan bir hayalin sadece kumara yöneleceğini anlattı, "Başarılı işadamı hırsını, egosunu yenmiş, risk almayı bilen kişi olmalı", dedi, her zaman bir "B  Planı" olması gerektiğini anlattı.

Müteahhitlerden birisinin "Ben inşaattımda niye Fırat'ın malını kullanayım" şeklindeki sorusunu yanıtlarken ise ceketinin cebinden çok eski modeli bir cep telefonu çıkarması ilgi çekti. Müteahhitin kullandığı son model akıllı telefonu bir eline alıp sallayan Fırat Patronu, diğer elinde eski telefonu alarak, "Bakınız ben bu telefona ta 1990'larda bir daire alacak para verdim. Parayı amorti edinceye kadar kullanmaya söz verdi.  Onu amorti edeceğim diğe hala kullanmaya devam ediyorum" dedi ve Fırat ürtünlerinin daha dayanıklı olduğunu savundu.

YABANCI MÜŞTERİLERİ KOVMUŞ...

Tabi PVC sektöründe artan rekabet ve şirket evlilikleri de soruldu Fırat'ın patronuna. Hani "yabancı şirket evliliği", globalleşme durumları falan...

Nevzat Demir, oldukça cazip teklifler almasına rağmen Fırat'ı yabancı firmalara satmamakta kararlı olduğunu açılarken, oldukça etkili bir çıkış da yaptı ve büyük alkış aldı:

"Yahu sadece iki kuşak biz sanayimizi koruyalım, kazandığımız bizde kalsın, bu ülke düzlüğe çıkar. Yabancılar geliyor, ya satın alıyor, ya ortak oluyor, ya kızınızı alıyor... Kazandığı parayı ne yapıyor, dışarı transfer ediyor. Çalışıyoruz, kazanıyoruz, para dışarıya... Türkleri çok seviyorlarmış, ya niyeyse hiç gelip garipanların kızını istemiyorlar... Akılları fikirleri para, çıkar..."

Fırat yüzde 100 yerli sermaye. Ama fabrikayı gezerken, ülkede cari dengeyi tutturacak sağlıklı bir sanayi için bunun bile yeterli olmadığını gözlüyorsunuz. Zira sadece üretimden kullanılan teknoloji, makineler değil, hammadde olarak kullanılan çoğu petrol kökenli hammaddelerin çok büyük bölümü ithal. Uzakdoğu'dan gelen plastik ve pvc hammadelerinden, doğramaların üzerine yapıştırılan, "lamine" bantlarına kadar pekçok girdinin ambalajında yabancı ülke etiketleri vardı. Yine de bazı hammadelerin  Bursa'daki birkaç plastik firmasından sağlandığını görmekle teselli olduk.