SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Zifiri karanlık!

Yazının Giriş Tarihi: 06.07.2022 23:59
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.07.2022 12:01

İlçe devlet hastanesinden ambulans ile çalıştığı hastaneye getirilen 58 yaşındaki kadın hastasının sağlığına kavuşması için elinden gelebilecek her şeyi yapmış, onca yılın getirdiği tüm tecrübesini sonuna kadar kullanmış ve şifasına vesile olmak istemişti. Acil anjiografisini yaptı, yoğun bakıma alarak takip etti, tedavisini düzenledi ama olmayınca olmuyordu bazen. Yaratma gücü olmadığı gibi yaşatma gücü de olmadığını biliyordu. O da bir insandı sonuçta. Dönemin tüm güncel bilimsel verileri ışığında yapılabilecek her şeyi yapmıştı. Yaşamasına vesile olmak istediği ancak vakıf olamadığı ilk hastası değildi son hastası olacağını kendisi de düşünmemişti.

Kaybettiği her hastası ile birilikte onun da bir parçası ölürdü aslında. Daha fazlası elimden gelir mi diye hesaplaşırdı kendisi ile muhakkak. Hatası olmadığını bilse de, kendi annesini, babasını kaybetmiş gibi üzülürdü merhumun arkasından. Geride kalan hastalara şifa verme şansı onu ayakta tutar ve hayata yeniden sarılmasına yardımcı olurdu. Sadece bu da değil ona ihtiyacı olan eşi ve 7-8 yaşlarındaki iki kız çocuğu için de bunu yapmak zorundaydı.

Mesleği üzerinde oynanan oyunların farkındaydı, itibarsızlaştırıldığının, saygı duyulan değil ezilmesi kolay olan bir şekle dönüştürülmeye çalışıldığını ve bunun her geçen gün sistemli bir şekilde yapıldığını ya da engellemek adına adım atılmadığını tabi ki görüyordu ama kabahatin insanlarda değil onları yönlendiren egemenlerde olduğunu düşünüyor ve insanlarına hizmet etmekten kaçmıyordu.

Bunun adına ister fedakarlık ister işgüzarlık desinler okulunu derece ile bitirmiş bir kardiyolog için başka bir ülkeye gidip orada çalışmanın zor bir iş olmadığı biliyor buna rağmen kendi insanına karşılığını alamadan, saygı görmeden de olsa hizmet etmenin kutsallığına inanıyordu. İhtiyaç sahiplerine yardımcı olabilmek için devlet hastanesinde çalışmaya devam etmişti.

Olayın üzerinden yaklaşık bir ay geçmiş, geçen sürede onlarca hastasın anjiyografi yapmış, kimisine stent yerleştirmek sureti ile müdahale etmiş kimisinin ameliyat olması için yönlendirmiş yüzlerce hastasının tıbbi tedavisini düzenleyerek kalp hastalıklarından etkilenmemesi için yardımcı olmuştu. 6 Temmuz Çarşamba günü polikliniğinde hastalarını muayene ederken aniden açılan kapıdan içeri giren şahıs daha ne olduğunu anlamadan belinden taşıma ruhsatlı silahını çıkardı ve ardı ardına 9 el ateş etti. Hayatta kalma ihtimalini ortadan kaldırmak için kararlıydı belli ki. Son mermiyi de kendisi için kullandı.

Olay yerine ilk gelenler, hastanede çalışan diğer hekimler ve sağlık personeli idi. Hem meslektaşlarını hem de saldırganı kurtarmak için çaba sarfettiler ama mümkün olmadı. Evet kendi mesai arkadaşlarını canice öldüren vicdansızı yaşatmak için de çaba sarfettiler. Dr. Ekrem Karakaya görev şehidi oldu. Tıpkı Dr. Aynur Dağdemir gibi, tıpkı Dr. Kamil Furtun gibi , tıpkı Dr. Ersin Arslan gibi tıpkı adı artık anılmayan onlarca başka doktor gibi. Geride unutulmaz acıları hayatı boyunca yaşamak zorunda kalacak eşi 2 yetim evladı kaldı ne yazık ki.

Haber geldiğinden bu yana tüm camia yas içerisinde. Ancak belli ki ateş sadece düştüğü yeri yakıyor. Olayın üzerinden daha saatler geçmemişken internet gazetelerinin manşetlerinde bu haber kendine yer bulamıyor. Yayın yasağı getirilmesinin sebebini anlayan varsa beri gelsin.

Öğrencilik yıllarımda asistanım olarak birlikte çalışma fırsatı bulduğum, onu tanıyan herkes tarafından naif, iyiliksever ve iyi bir hekim olarak anlatılan Ekrem Karakaya’yı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Ne söylesek boş ne yazsak anlamsız. Bu satırları da aslında bir gün o güzel evlatları görürse; bu ülkenin her köşesinde onu seven ve rahmetle anacak insanlar olduğunu bilsin, mesleğine aşık, işini iyi yapan, güzel kalpli bir babaları olduğunu unutmasınlar, babaları ile gurur duysunlar diye, bir hata varsa mesleğinin saygınlığına sahip çıkamayan bizler de olduğunu babalarının masum ve günahsız olduğunu bilsinler diye yazıyorum.

Ruhun şad, mekanın cennet olsun Dr. Ekrem Karakaya...