Planlama!

Cemal TURHAN 13 Ekim 2021 Çarşamba, 21:48

Güzel Türkçemizdeki ilginç kelimelerden birisidir planlama. Türk Dil Kurumu sözlüğünde planlamak işi (isim) olarak tanımlanmış. Danışma gibi, anlaşma gibi hem bir içeriği tanımlayan hem de negatif emir sözü gibi algılanabilen ilginç bir kelime. Halk nezdinde kullanımının yanlış yapıldığına çok şahit olmadım ama anlamak konusunda sıkıntılar olduğuna eminim. Planlama deniliyor ve talimata uyularak planlanmıyor sanki.

Ülkenin temel ihtiyacı olan şey tam olarak planlama ama ne yazık ki ülkenin geleceği insanlarımızın refahı için yapılan bir planlama yok. Baksanız görünürde her bakanlık nezdinde plan program var hedefler var ama sonuçlar hep hüsran.

Artık ülkemizin bir klasiği değil mi, mesela kuru soğan bir sene yok satar, fiyatlar tavan olur, gelir düzeyi düşük insanlar soğan ekmek bile yiyemiyor diye manşetler atılır ama ertesi sene çiftçinin soğanı elinde kalır çoğunlukla tarladan bile toplamaz. Domates aynı şekilde, yollara saçıldığı denize döküldüğü haberleri her iki yılda bir ana haber bültenlerinde görüntüler eşliğinde verilir. Sadece tarım değil tüm sektörlerde neredeyse istinasız aynı durum yaşanır.

En planlı sektör dediğimiz sağlık sektöründe bile durum farklı değil. Mevzuatına baktığınızda hangi doktor hangi şehirde çalışabilir, hangi branş hangi şehirde olmalı, kişi başına düşen yatak sayısı ve branşa göre hangi hastane ruhsatı hangi şehre taşınabilir ince ince hesaplanır ve planlanır, ama sonuç? Sonuç; 150 bin nüfuslu küçük bir ilde birden fazla yan dal uzmanı doktor hasta bekler, 500 bin nüfuslu ilde ise bir tane bile yok, diğer tarafta 2 milyon nüfuslu şehirde hiçbir özel hastaneye kadrosu verilmemiş mecburen hepsi muayenehanede çalışan özellikli hekimler. Yardımcı sağlık personeline bakıyorsun, çılgın gibi hemşire yardımcısı mezun oluyor ama istihdam etmek isteyen yok, acil tıp teknisyenliği okumuş binlerce, on binlerce genç sonradan çıkarılan "acil servisten başka bir yerde çalışamaz" hükmü nedeniyle işsiz , hemşire lazım, ebe lazım, sayısı yetmiyor, diyetisyenlik bölümünden her yıl 5-6 bin arası mezun veriliyor ama istihdam edilebilir sayı bunun yarısı kadar bile değil.

Anlatmakla bitmez gariplikler...

Planlama demişler planlamıyorlar. Öyle görünüyor öyle değilse bile. Bu kadar zor olmamalı, iş gücü ihtiyacını hesaplamak, bu kadar zor olmamalı ihtiyaca göre insan kaynağı oluşturmak, bu kadar zor olmamalı çekirdek kaynak planlaması yapmak. Bu ülke yılda ne kadar soğan, domates tüketiyor, ne kadar üretmesi gerekir, hangi bölgede kim ne ekmeli bilmek ve bunu planlamak zor olmamalı. İç piyasada artan fiyatlar nedeniyle hemen ithalata geçmek yerine üretimi planlamak ve desteklemek bu kadar zor olmamalı, elinde milyonlarca üniversite mezunu insan kaynağı bulunan bir devlet için.

Haşhaşı planlıyorsun, hangi bölgede kim, kaç ton ekecek, ne zaman toplayacak, kime verecek, planlayabiliyorsun, bir zahmet ilkokul öğretmenine de, nerede ne kadar ihtiyaç olacağını planla Her sene eğitim sistemini değiştireceğine bunu planla. Yapacağı işin toplam süresinin yarısını planlamaya ayırmazsan başarılı olma şansın yok ki zaten.

Hem üretimi hem tüketimi detaylı planlaman gerekiyor ama ne üretimi ne de kamu kaynaklarının nasıl tüketileceğini planlamıyorsun. Yok planlıyorum diyorsan kamu yararına olacak şekilde planlamıyorsun, ya da yönetim sistemi gereği tek başına planlıyorsun. Ortalama bir şirket bile yıllık bütçe planlaması yaparken önce satış hedeflerini ortaya koyar sonra da bu hedefler doğrultusunda tüketim planlaması ister sahadan. Yani bu kadar üretimi yapmak için neye ihtiyacın var arkadaşım diye sorar. Sahaya sorar, yani işi yapacak adama sorar. Bakıyorsun sağlıkta bir kere bile hastanelere soran olmuyor neye ihtiyacın var diye. Doktor ihtiyacın var mı, varsa hangi branşta kaç doktora ihtiyaç var, hemşire lazım tamam ama ameliyathane hemşiresi mi, yoğun bakım hemşiresi mi, servis hemşiresi mi, poliklinik hemşiresi mi lazım sormuyor. İhtiyacı kendi ekranında gördükleri ile tahmin ediyor, sonra da adı planlama oluyor.

Sadece tarım ve sağlık için değil bu anlattıklarım, eğitim için de geçerli. Binlerce mezun öğretmen var ama atama yok, pandemi var okul sayısında artış yok, metal sektörü desen ara eleman yok, hayvancılık desen ithalat aldı başını gitti, gıda marketleri desen neredeyse üç harfliler tekelleşti küçüklere yaşam şansı yok.

Sonuç; Planlama demişler planlamıyorlar!