Keşke Atatürk'ü daha çok dinleselerdi

Cemal TURHAN 19 Ağustos 2021 Perşembe, 22:09

Afganistan'da yaşanan ibretlik görüntüleri izliyoruz ekranlardan. Hayatta kalma umudu ile bir uçağın tekerleğine tutunarak ülkeden kaçmaya çalışanların yüksekten düşerek ölmesine şahitlik ettik.

ABD'nin CIA aracılığı ile Rusya'ya karşı silahlandırdığı aşırı İslamcı diye tabir edilen ama kanaatimce İslam'la uzaktan yakından alakası olmayan bu örgüt ülkenin tamamında yönetimi ele geçirdi. Devlet Başkanı Molla Abdul Gani kaçarak başka bir ülkeden sığınma talep etti. Çok fazla sayıda sivil ülkelerinden kaçmak için sınırlara yönelmiş durumda. Bir kısmı İran üzerinden ülkemize kontrolsüz bir şekilde giriyor. 2001 yılında ülkeyi işgal eden ABD aradan geçen 20 senenin sonunda arkasında kocaman bir enkaz bırakarak ayrılıyor. Tıpkı Irak'ta olduğu gibi Suriye'de Libya'da olduğu gibi. Afganistan için açılan yaraların sarılması onlarca yıl sürecek belki.

Afganistan'da yaşananlara şahit olup bu ülkenin kurtuluş mücadelesinde önderlik eden Mustafa Kemal ATATÜRK'e hayır duacı olmamak mümkün mü? 15 Temmuz'dan sonra; dini değerlerine böylesine bağlı bir milletin bu duygularının nasıl da kolayca suiistimal edilebildiğini gördük, laikliğin bu ülke için ne kadar önemli olduğunu iliklerimize kadar hissettik , şimdi de bir Afgan gazeteci çıkıp diyor ki; "Ben Atatürk'ü çok iyi hatırlıyorum. Türkiye ve Afganistan arasındaki iyi ilişkileri hatırlıyorum. Keşke Atatürk'ü daha çok dinleselerdi, onun yolundan gitseydik. O zaman bunları yaşamazdık."

Türkiye'nin de terör örgütü olarak kabul ettiği Taliban Afganistan'da yönetimi ele geçirdi, buna rağmen yetkililer tarafından yapılan açıklamalar Taliban ile temas kurulabileceği yönünde. Gelen göçün önlenebilmesi için temas kurulması gereken devletin İran olması gerekir oysa. Afganistan ile sınırımız olmadığı halde bu kadar çok Afgan'ın bizim sınırlarımıza ulaşabilmesinin tek sebebi İran'ın buna izin vermesi hatta kendi sınırına gelmiş olan Afganları bizim sınırımıza taşımasıdır. Diğer yanda ülkede problem olan büyük kitle Suriyeliler. Artık kimsenin bilmediği ve sayamadığı kadar çok Suriyeli ülkemizde yaşıyor. Muhakkak suretle geri gönderilmeleri için hareket edilmeli, program hazırlanmalı, Suriye devletinin seçilmiş başkanı Beşar Esad insanlarını ülkelerine geri dönmeleri için çağrıda bulunuyorken geri dönüşü onunla konuşarak organize etmeliyiz.

Bir tarafta resmen terör örgütü olarak tanımlanmış bir örgüt ile diyaloğa açık olduğumuzu söylüyoruz ama diğer tarafta toprak bütünlüğünü büyük oranda sağlamış, yaklaşık 5 milyon vatandaşına ev sahipliği yaptığımız, topraklarının bir kısmında güvenliği bizzat sağladığımız, meşruiyeti hakkında uluslararası soru işaretleri olmayan bir devletin seçilmiş devlet başkanı ile diyaloğa kapalıyız. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?

Kıt kanaat geçinen vatandaş ekmeğini daha kaç kişiyle paylaşmak zorunda kalacak. Daha 11 yaşında olduğu halde sokak röportajında artık büyüdüğü için kardeşlerine kendisinin baktığını anlatan o küçük kızı dinleyerek gözü yaşarmayan, gelecek adına umutları solmayan var mı? Daha bu yaşta annesi ve babasının çalışmasına destek vermek zorunda hissetmesi gerçekten normal mi? Omuzlarına kaldıramayacağı bir yükü bütün cesareti ile alan, ailesi ile birlikte hayat mücadelesi veren bu kızımızın hayallerini çalmaya kimsenin hakkı var mı?