SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Kâbus

Yazının Giriş Tarihi: 25.03.2021 15:09

Bugün işe biraz geç gitmesi gerekecekti. Oysa her zaman disiplin içerisinde çalışmış olması mesleğindeki başarısının en büyük sebebiydi. Yapacağı işleri önceden planlar, zamanını iyi kullanır, aldığı işi tamamlayıncaya kadar kendisini tamamen işine verir ve önce kendisinin yaptığı işten mutlu olmasını isterdi. Ama dün gece yaşananlar onu bu sabah plansız bir şekilde muayene olmak zorunda bırakmıştı. Önemli bir sorun olmadığına emindi ama kendisini ihmal etmek istemediğinden gerçekten önemli bir şeyi olmadığını doktordan duymak onu rahatlatacaktı.

Son dönemlerde hastanelerin eski huzursuz gölgeli hallerinden çıkarak kusursuz Picasso tablolarına benzeyen halleri onu da mutlu ediyordu. Cam korkuluklu merdivenler, binlerce parça camlardan üretilmiş gösterişli avizeler, açık renk duvar kağıtları ve girişte yer alan o meşhur kahveci kendisini hastanede değil de Nişantaşı'nda hissetmesine neden oluyordu.

Randevu saati geldiğinde beklenen buluşma gerçekleşmiş ve etkili bir sorgulama ve muayene sonrası istenilen tetkikleri yaptırmak üzere poliklinikten ayrılmıştı. Kan ve idrar örneği verdikten sonra sonuçların çıkması için beklemesine gerek olmadığını, işinin hastaneye yakın olması nedeniyle işten biraz erken ayrılarak hekimi ile yeniden görüşme yapabileceğini düşünerek gönül rahatlığı ile işine gitti.

Güneş yavaş yavaş ufuk çizgisinden kaybolmaya başladığında doktorun söyledikleri kulaklarında gittikçe daha şiddetli çınlamalara neden oluyor, dönemin son şifacısının tasından damlayan su damlaları gibi bir yandan şifa vaat ederken bir yandan başka su kalmadığını görmek çevresinde anlatılanları anlamasını daha da güçleştiriyordu. Daha bu yaşta böylesine büyük bir ameliyat olmasını gerektirecek bir hastalığa yakalanmış olması öylesine anlamsız geliyordu ki, yıllardır her probleminde ilk başvurduğu ve her söylediğine kayıtsız inandığı doktorunun söylediklerini kabul etmemek kendisi ile yaşadığı büyük bir çelişki haline gelivermişti.

"Bu ameliyatı olman şart, evet, çok zor bir ameliyat, evet, ameliyat sonrası iyileşmen zaman alacak, eski sen olabilmen için çok çaba sarf etmen gerekecek ama yapılması gerekenleri eksiksiz yaparsan emin ol hayata yeniden tutunacaksın ve eskisinden daha sağlıklı hale gelebilirsin" demişti doktor. O işinin en iyilerinden birisiydi, bu kararları verebilmek için on yıldan fazla bir süre eğitim almış, uzman olarak da yıllarca çalışmış, buna benzer çok sayıda ameliyatı başarı ile gerçekleştirmiş, hastaları ve diğer hekimler tarafından da kabul görmüş bir cerrahtı. Onun verdiği kararları sorgulamanın anlamsız olduğunu düşündü.

Bu yaşam savaşını kazanabileceğine kendini inandırmaya başlamışken, aniden çalan telefonla irkildiler. Kendisi hakkında konuştuklarını anlaması uzun sürmedi, muayene bulgularını, tahlil sonuçlarını ve neden ameliyat önerdiğini üst perdeden anlatmaya çalıştığını ama telefonun ucundakini ikna edemediğini görebiliyordu. Telefon aniden kapandı , doktor hızla masasından kalkarak önlüğünü çıkardı ve şu an itibariyle görevden alındığını ve birazdan işletme mezunu hastane müdürünün gelip kendisini ilaçla tedavi etmeye çalışacağını söyleyerek hızla uzaklaştı.

Ter içinde uyandığında kalbi yerinden çıkarcasına atıyordu. Bu yaşananların yalnızca bir kabus olduğunu biliyordu ama gerçek olamayacak kadar saçma sapan bir kabusu neden gördüğüne anlam veremedi. Karanlıktı göz gözü görmüyordu saate bakmak için telefonuna uzandığında saatin  04:20 olduğunu gördü. Twitter'da dünya mutluluk günü hakkında yazıları okuyarak sakinleşmeye çalıştı. Yeniden uykuya dalması çok uzun sürmedi. Uyumak ona huzur veriyordu.