SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Eğitmeli mi, eğitmemeli mi?

Yazının Giriş Tarihi: 11.08.2020 09:58

Hem dünyada hem de ülkemizde Covid-19 vakalarındaki artış haberleri gelmeye devam ederken yumurta geldi kapıya dayandı. Kimi okulların 31 Ağustos'ta, kimi okulların ise telafi eğitimi adı altında 17 Ağustos'ta açılacağı daha önceden açıklanmıştı. Ancak önümüzde duran tablo hala ciddi belirsizlikler içeriyor.

Okulların yeniden açılması konusunu incelerken konuyu farklı pencerelerden değerlendirmekte fayda var. Önceliğimiz sağlık tabi ki ve özellikle ilkokul çağındaki çocukların coronavirüs hastalığını çok yüksek oranda hafif gribal belirtiler ile geçirdiğini biliyoruz ama aynı zamanda süper taşıyıcı gibi işlev görüyor enfekte çocuklar. Yani kendisi hastalık belirtilerini göstermemekle birlikte temas ettiği herkese bulaştırabiliyor. Üstelik hastalık belirtisi göstermedikleri için ne annesi ne babası ne de bir başkası şüphe duymadığı için tedbir alma konusunda eksik kalınıyor. Sonuçta enfekte çocuk ile korumasız olarak temas eden herkesin enfekte olması riski var. Yani okulların açılması erişkin popülasyon için riskin üst seviyeye çıkması anlamına geliyor. 

Bakılması gereken ikinci pencere ise eğitim penceresi. Pandeminin ne zaman sonra ereceği hakkında net bir bilgimiz yok. Doğal bağışıklık için toplumun en az yüzde 60'ının enfeksiyonu geçirmiş olması gerekiyor ki virüs bulaşacak kimse bulamasın ve zamanla yok olsun. Ancak ülkemizdeki vaka sayıları henüz 240 bin düzeyinde yani henüz toplumun yüzde 1'i bile enfekte olmadı. Bu düzeylerde vaka sayıları çıkmaya devam ederse toplumun doğal bağışık hale gelmesi neredeyse 80 yıl sürecek. Aşı çalışmalarının ne zaman ve nasıl sonuçlanacağı da belirsiz.

Peki ama aşının bulunamadığını veya bulunduğu sanılan aşıların yeterli faydayı sağlamadığı ya da uygulanan kişilerde uzun dönem komplikasyonlarının çok ağır olduğu tespit edilirse ne olacak? Bu çocuklar bir ömür okula gidemeyecek ve uzaktan eğitim mi alacak? İlkokul çağı eğitiminin uzaktan yürütülmesinin ne kadar zor hatta imkansız olduğunu veliler ikinci dönem gayet net gördü. Sabahtan akşama kadar 8-9 yaşlarında bir çocuğun bilgisayar başında oturmasının imkansız olduğuna şahitlik ettik. İlk dönem aldıkları bilgilerin üzerine yeni bilgi inşa edemediklerini gözlemledik. Uzaktan eğitim ile erişkin eğitimi yapılabilir ama ilkokul çağı eğitiminin yapılmasını ben ne yazık ki mümkün bulmuyorum. Ne kadar olacağı belirsiz bir süre bu çocukları eğitimden uzak tutmak ne kadar mantıklı? Kayıp bir nesile daha tahammülümüz olduğunu düşünmüyorum.

Eğitim sürecini tabi ki çocuklar tek başına yürütmüyor bir de işin eğitimci boyutu var. Kamu okullarında çalışan öğretmenler düzenli olarak maaşlarını ve ek ödemelerini almaya devam ettiler takip ettiğimiz kadarıyla. Ancak özel okullarda görev yapan bir çok öğretmen ödemelerini kısa çalışma ödeneği üzerinden almak zorunda kaldılar. Kamunun sınırsız destek gücüne sahip olmadığını biliyoruz. Online dersler ağırlıklı olarak Türkçe, Matematik, Fen Bilgisi üzerinden devam ediyor ancak Resim, Müzik, Beden Eğitimi, Rehberlik, Sosyoloji, Felsefe, Güzel Sanatlar vb branş öğretmenleri için daha sıkıntılı günler gelecek. Bu branş öğretmenlerinin mali yükünü taşımak istemeyecek olan eğitim kurumları işsizler ordusunun oluşmasına neden olabilir.

Sürecin son penceresinde ise veliler var. Hangi veliler; özel okul ödemelerini gerçekleştirmiş ancak çocuğu okula gidemeyecek olan veliler, karı koca çalışmak zorunda olan ama evde bakıcısı olmayan, çocuğunu bırakacak kimsesi olmayan veliler, evde 65 yaş üstü aile büyüğü ile birlikte yaşayan ve annesini babasını çocuğundan nasıl koruyacağını bilemeyen veliler, çocuğu için yüksek hayaller kuran ancak düzgün eğitim alamamasından tedirgin olan veliler.

Peki ama ne yapacağız, nasıl bir çıkış yolu bulacağız?

Öncelikle atılacak adımın netleştirilmesi şart.

Kişisel kanaatim okulların açılmasının daha doğru olacağı çünkü virüsün ne zaman ortadan kalkacağı belli değil. Daha Covid-19 bitmeden Covid-20 salgının başlamayacağının garantisi yok ve eğitim bu belirsizliklere dayanarak ihmal edilemeyecek kadar önemli. Onlar bizim geleceğimiz. Eğitimsiz bir nesile geleceğimizi teslim edemeyiz.

Coronavirüsün yayılmasını önlemek adına alınan tedbirler nelerdi?

Maske, sosyal mesafe, el hijyeni 3 temel kural. Alınacak tedbirler de bu kapsamda olmalı.

İlk ve ortaokul öğrencilerinin yüzyüze eğitimi olmazsa olmaz; bu nedenle meslek liselerinin staj eğitimleri hariç olmak üzere lise ve dengi okulların eğitimlerini uzaktan eğitim ile sürdürerek mevcut kapasitenin ilk öğretimlerde kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Lise ve dengi okul öğrencilerinin uzaktan eğitim için internet hizmeti ücretsiz olarak verilmeli. Böylece sınıf sayıları artırılarak sınıf başına düşen öğrenci sayısı azaltılabilir. Bu dönemde yine lise öğretmenlerinden sınıf öğretmeni olarak faydalanılabilir. Hala yetersiz kapasite tespit edilen yerlerde ise konteyner sınıflar organize edilerek sınıf mevcudunun azaltılması sağlanabilir. Eğitimin devamlılığında esas olan öğretmenlerdir. Ne akıllı tahta ne bilgisayar ne de başka bir şey. Korunaklı bir alan, oturmak için masa sandalye ve kara tahta ama olmazsa olmaz öğretmenlerimiz.

Azaltılmış sınıflarda çocukların maske takmasını sağlayabilmek için renkli şekilli ve desenli maskelerin kamu eliyle temini ve dağıtımı yapılmalı, maske erişiminde sıkıntı yaşanmasına izin verilmemeli. Teneffüs saatleri, yemek saatleri çok iyi organize edilmeli birden fazla sınıfın bir araya gelmemesi sağlanmalı. Sınıfların dezenfektan temini merkezi olarak yürütülmeli ve parası biten okulun dezenfektansız kalması gibi bir komediye müsaade edilmemeli. Servislerde ise lokasyona göre hizmeti sınıfa göre hizmete dönüştürmeliyiz. Yani bulaş riskinin bir kümede kalması sağlanmalı, aynı sınıfta okumayan öğrenciler aynı servisi kullanmamalı.

İlk ve ortaokul düzeyinde yatılı okul olmamalı, lise düzeyindeki yatılı okulların yurt bölümleri ilköğretim öğrencilerinin eğitimi için kullanılmalı. Nüfusu çok kalabalık olan okullarda hafta ikiye bölünerek ve Cumartesi günlerini de mesai günü haline getirerek eğitimin en az 3 gün devam etmesi yurt olarak kullanılan binaların kiralanması yoluyla sağlanmalı. 

Bunlar ve belki daha saymadığımız başka birçok seçenek eminim Milli Eğitim Bakanlığı tarafından değerlendiriliyordur ve bu önerilerimizi beğenmeyen ve okulların açılmamasını daha doğru bulanlar da vardır.

Her zamanki gibi tek doğru yok ama Ziya Selçuk Hoca hepimiz için en doğru kararı vermek zorunda.