SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Dön baba dönelim!

Yazının Giriş Tarihi: 26.07.2022 00:13
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.07.2022 00:13

Hayat normale döndü diye sevinirken yine gündemin ana maddelerinden biri yine Kovid-19 oldu maalesef. Son günlerde vaka sayılarında çok ciddi bir artış mevcut. Her ne kadar sayılar günlük olarak verilmese de 11 - 17 Temmuz arasındaki bir haftada toplam 226 bin 532 kişinin testinin pozitif olduğuna ilişkin veri Sağlık Bakanlığı tarafından kamuoyu ile paylaşıldı.

Bu sayı bir önceki haftaya göre vaka sayısının 4 katına çıktığını gösteriyor. 30 Mayıs - 5 Haziran haftası ile kıyasladığımızda ise vaka sayısı 31 kat artmış buna karşın vefat sayısında 2 katlık bir artış mevcut. Bunu birden fazla şekilde yorumlamak mümkün. Mevcut varyantın daha az hastalığa sebep olduğu, aşı uygulamaları nedeni ile hastalığın hafif atlatıldığı, yoğun bakıma ihtiyaç duyan hasta sayısının az olduğu, buna bağlı olarak da vefat sayısının vaka sayısı ile orantılı olarak artmadığı ya da ikinci ihtimal vefat edenlerde Kovid-19 tespitinin olması gereken düzeyde yapılamadığıdır.

Ben bu konuda ilk görüşü savunanlardanım. Hizmet verdiğimiz hastanemizde de vaka sayılarında ciddi bir artış olmasına karşın henüz yatış ve yoğun bakım taleplerinde ciddi bir artış görünmüyor. Mevsimin yaz olması nedeniyle açık hava imkanlarının bu kadar geniş olmasına karşın bulaşın ve vaka sayısındaki artış hızının bu kadar yüksek olması sonbahar için ne yazık ki karamsar olmamıza neden oluyor.

Özellikle kronik solunum yolu hastalıklarının tetiklendiği dönemlere yüksek vaka sayısı ile girersek büyük sıkıntılar yaşayabiliriz. Yalnızca sağlığımızı korumak için değil, zor ekonomik koşullardan geçtiğimiz şu günlerde yeniden kapanmaların yaşanmasını sanırım hiç birimiz istemeyiz.

Sağlık Bakanlığının da en azından vatandaşın dikkatini çekmek için vaka sayılarını yeniden günlük olarak açıklaması, toplu taşıma ve AVM'lerde maske zorunluluğunun geri getirilmesi, aşının teşvik edilmesi ve aşı karşıtları ile mücadeleyi güçlendirmesi gerektiği kanaatindeyim. Bizlerin de bu bilince sahip olup birilerinin söylemesine gerek kalmadan kendi tedbirlerimizi almamız gerektiği açık ve net.

Bu arada bir kısım vatandaş için şu uyarıyı yapmak zorundayım; Sağlık personeline şiddet uygulamayı bu kadar içine sindirmiş bir kitlenin hekimleri yeniden alkışlamak zorunda hissetmesi ruhsal dengeleri bozabilir.

Şiddet demişken; Uzman Doktor Ekrem Karakaya'nın silahlı saldırıda öldürülmesinden sonra Konya’daki bir camide cemaati hekimlere karşı provoke eden imam açığa alınmıştı. Bunun üzerine geçtiğimiz cuma günü camilerde "Her can mukaddestir” konulu hutbe okundu. "Nerede olursan ol, Allah’a karşı gelmekten sakın. 4 hadis-i şerifi şiar edinelim; hata, günah ve isyanla aramıza set çekelim. Hangi sıkıntımız ve sorunumuz olursa olsun, çözümü asla kabalıkta ve şiddette aramayalım. İlişkilerimizde nezaket ve zarafeti elden bırakmayalım. Kendi canımızı dokunulmaz gördüğümüz gibi herkesin canını da kutsal bilelim. Kendimiz için istemediğimiz bir şeyi başkaları için de istemeyelim. İnsan şahsiyetini ve onurunu hedef alan her türlü söz ve davranıştan uzak duralım" sözleri ile şiddetin her türlüsünden uzak durmaya davet edildi inananlar. Evet olumlu bir yaklaşım ancak yeterli mi, kesinlikle değil. Sağlık personelinin canını insanların iyi niyetine emanet edemeyiz.

Sağlık Bakanı haricinde bu konuda duyarlılık gösterildiğine dair bir emare göremiyoruz ne yazık ki. En tepeden bu konunun önemi ifade edilmeli, şiddet uygulayanlara en sert yaptırımların uygulanacağı tekrar edilmeli ve yapılmalı da. Bu dirayet gösterilmediği, hekimler ve diğer sağlık personelinin yalnız olmadığı, arkalarında devletin olduğunu göstermeden bu gücü hissettirmeden ne yazık ki şiddet sorununun çözülmesi mümkün değil.