Derin hassasiyetim

Cemal TURHAN 06 Kasım 2021 Cumartesi, 15:35

Türk İslam tarihinin en önemli sosyolojik olgularından birisidir şehitlik. Kutsal bir ülkü veya inanç uğruna ölmek olarak geçer sözlük tanımı. Bizler için bu kutsal ülkü İslamiyet ve vatandır. Büyük Türk Milleti tarihi boyunca vatanının bölünmez bütünlüğüne kastedenlere karşı savaşmaktan ve canını feda etmekten asla kaçınmamış aksine şehit olmayı ölmek yok olmak değil ebedi cennet vaadi olarak bilmiş ve gözünü kırpmadan bedenini siper etmekten kaçınmamıştır. Vatansız kalarak yaşamaktansa ölmek her zaman yeğ olmuştur.

İşte bu düşünceler içerisinde dinini, vatanını, milletini savunmak amacıyla kendini feda eden şehitlerimizin geride kalanları da toplumda ayrıcalıklı insanlar olarak görülür. Hem yok oluşun acısını en derinden yaşayan hem de hayatta kalışın vesilesi olarak onurlandırılan kişilerdir. Şehit çocuğu, şehit babası veya annesi olmanın acısını da onurunu da bir tek onlar bilir.

En büyüğünden en küçüğüne en cahilinden en okumuşuna çöpçüsünden milletvekiline herkes şehitlere ve şehit yakınlarına hak ettiği saygıyı göstermek zorundadır. Dinlemesi gerektiğinde dinlemeli, yarasına merhem olma şansı varsa olmalıdır. Yalnızca iktidardakiler değil iktidara talip olanların da bunu iyi bilmesi ve kavraması gerekir.

Kocaeli Milletvekili  Lütfü Türkkan'ın kameralara yansıyan görüntüleri kabul edilebilir değildir. Şehit yakınına bu saygıyı gösteremeyecek kadar sakinliğini koruyamayanlar sepetteki çürük elma olarak görülmeli ve uzaklaştırılmalıdır. Henüz iktidar gücüne sahip olmadan bu yaşananlar ileride yaşanacakların habercisi olarak görülmeli ve tedbiri şimdiden alınmalıdır. Şehitler üzerinden siyaset yapılmasına müsaade edilmemelidir.

Hazır muhalefet partisine olan eleştirilerimizi yazarken partinin başkanı Meral Hanıma da teessüflerimi  iletmek zorundayım. Siirt gezisinde yaptığı esnaf ziyaretlerinde o bölgenin Kürdistan olduğunu gözlerinizin içine baka baka defalarca tekrarlayan o esnafa gereken cevabı vermeliydiniz Meral Hanım. Her karışını kanlarımızla sulayarak, savaşarak kazandığımız bu topraklar büyük Türk Milletine ait Türk toprağıdır, Türkiye'dir. Herhangi bir parçası üzerinde hak iddia edenler, Türkiye'nin bölünmez bütünlüğüne kastetmek isteyenler ile biz yan yana olamayız demeliydiniz, bu cümleleri evirip çevirmeden, kıvırmadan net bir şekilde o bölücünün gözlerinin içine bakarak söylemeliydiniz. Yeni bir ses ve nefes arayışının sebeplerinden birisi bu değil midir? Irkçılık değil ama milliyetçiliği esas alarak kaynağından doğan ve gittikçe büyüyen bir hareketin lideri, tavrını her kesimden kişilere karşı net ortaya koymalıdır. Vatandaşın aklında yeni Habur rezaletlerinin, yeni açılımların olup olmayacağına dair tereddütler bırakılmamalıdır. Bu vatan bu bayrak bu topraklar ne hamasete kurban edilebilir ne de oy uğruna peşkeş çekilebilir.

Kimse taraf tutar gibi siyasi parti tutmamalı, doğruya doğru yanlışa yanlış diyebilmeliyiz. Eleştirilerimiz yapılan hatalardan ders alınması ve tekrar edilmemesi için. Cumhuriyet tarihi boyunca  yapılan hataların cezasını hep birlikte çektik. Hatayı yapan kim olursa olsun sonuçlarına bu millet katlanıyor ve kimsenin daha fazla cezaya katlanacak hali kalmadı. Evet siyasetin gri alanları siyah ya da beyazından daha fazla ama artık yalnızca adı kalan kırmızı çizgilerimizi net çizebilmeli ve herkesin bu sınırı iyi bilmesini sağlamalıyız.