SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Seni zürriyetsiz seni!

Yazının Giriş Tarihi: 14.03.2018 11:40

Vallahi de derin bir zürriyetimiz yok billahi de yok.
Benim mesela; yeni açılan "Alt-Üst Soy Bilgisi Sorgulama" sayfasında babamın annesi ve babasına kadar, annemin de büyükanne ve büyükbabasına kadar gidiyor zürriyetim. Ondan öncesi yok.

Hani buralarda biri bana zürriyetsiz dese, sen kendi zürriyetine bak der geçerim. Bilirim ki onun zürriyeti de benimkinden farklı değil.

Alt-Üst soyumu sorgulamayı bir kenara bırakıp bir de TDK'ya sorayım istedim bu zürriyet konusunu. 
Zürriyet'i iki sekmede açıklamış Türk Dil Kurumu:
"1. İsim: Döl, soy sop, sulp / 2. Çocuk" demiş.

Soy sop kısmında çok fazla geriye geriye gidemesem de çocuk kısmında bir nesil ileriye gittim neyse ki. 
2 geri 1 ileri hesabı yapınca, epey bir zürriyetliymişim aslında. Sevindim...

Nereden çıkardım bu zürriyeti şimdi durduk yerde diye soracaksınızdır ama anlamışsınızdır da. Tabii ki Meclis'ten çıktı yine bu zürriyet hadisesi.

TBMM'de AKP ve MHP'nin hazırladığı 26 maddelik seçim ittifakına ilişkin kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda yaklaşık 20 saat süren mesainin ardından kabul edildi ya; hani bu mesai esnasında CHP İzmir Milletvekili Musa Çam, geçmişte AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için "Zürriyetsiz" dediğini kürsüden söyledi ya, "Ve kavga böyle başladı" anılarındaki gibi, işte kavga böyle başladı. AKP'liler ve MHP'liler Musa Çam'ın üzerine yürüdü, yaşanan tartışma nedeniyle Musa Çam'a Meclis'ten geçici olarak üç birleşim çıkarma cezası verildi (kırmızı kart misali), Çam Genel Kurul'dan çıkıp kuliste oturdu, muhalefet kulisinde MHP ve CHP'liler arasında tartışma çıktı ve uzun süren tartışma sırasında itiş, kakış yaşandı.

Benim anlamadığım, neden bu lafı edene hesap sorulmadı da, bu lafını hatırlatan Çam'a saldırıldı.

Sorduğum soruya bak çay demle

Hepsi aynı değil mi?
Malum arşiv unutmaz. Arşivden neler neler çıkıyor, etrafa ne inciler dökülüyor. 
Dün yerin dibine gömülenler bugün gökyüzüne çıkartılıyor, dün gökyüzüne çıkartılanlar bugün yerin dibine gömülüyor.
Dün AKP'ye demediğini bırakmayanlar, bugün AKP'ye methiye üzeri methiye düzüyor.
Dün Bahçeli için demediğini komayan Cumhurbaşkanımız bugün bozkurt işareti yapıyor, dahası mı var?

Bu çark edişlerin bir sırrı var ama hiç bilmem artık o sır ne.
Vahiy mi geldi bunlara, gözleri mi açıldı, ek yerlerinin yaraları mı kaşındı, mevzu "Vatan Millet Sakarya" mı, yoksa tekerlere sokulan çomak mı?
Hiç anlamadım hiç...

Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır tamam da, söylenen de söylenmiş. Kraldan çok kralcı olmayın. Bırakın söyleyen söylediğinden utansın. Hemen birbirinizin üzerine atlamayın.

Teneffüste ortalığı birbirine katan oğlanlardan bir farkınız kalmıyor bu halinizle. Öfkenin pençesine düşüp hedefi şaşıyorsunuz üstelik. 
Bir kez daha hatırlatalım, Bahçeli'ye "zürriyetsiz" anlamında "aile nedir, çoluk çocuk nedir bilmez, onun böyle bir derdi yok. çocuğu yok" diyen Çam değil, Erdoğan.

Kendisinin maşallah dört evladı var. Allah ömür versin torunlarının sayısı da gittikçe artıyor. O soyunu dört evladı üzerinden yürütüyor.

MHP'li bir yetkili de Erdoğan'a "Hiç şüphemiz yok ki zürriyet üzerinden siyaset yapanın zürriyetinden şüphesi vardır" demişti. (Hepsi var arşivde hepsi)

Erdoğan, zürriyet konusunda TDK'nın ikinci şıkkından kurtarıyor paçayı neyse ki.

Bahçeli birinci sıradaki soy sop şıkkı ile ne kadar geriye gidiyor bilmem ama Erdoğan'ın dediği gibi ikinci şıkta sınıfta kalıyor. Nasip tabi. Sorgulanmaz, yargılanmaz.

Kısacası; kayıtlar üzerinde hepimizin olduğu kadar ikisinin de zürriyeti var.

Bırakın şimdi resmî kayıtları bir kenara, kayıt dışındaki zürriyetlerimizden hangimizin haberi var acaba?

Soylarımızdan aldığımız ve geleceğe aktardığımız kültürlerimiz ne durumda? Ailemizin hikâyesini dinledik mi büyüklerimizden? Büyük dayılar, büyük amcalar, halalar, teyzeler, kuzenler, yeğenler, hangilerini biliyoruz? Onların geçmiş zamanlarda nasıl yaşadıklarından haberimiz var mı? Adetleri, gelenekleri, kültürleri, yemekleri derken, bir esinti taşıyor muyuz üzerimizde geçmişimizden? Bu esintiyi geleceğimize aktarabiliyor muyuz?

Esas marifet insanın bu soruyu kendi kendisine sormasında...