SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Şarkılar çocuklara bayram oldu

Yazının Giriş Tarihi: 06.06.2022 23:19
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.06.2022 09:31

Mudanya Musiki Derneği, Mudanya Belediyesi Zeytin Dalı Birimi ve Nusret Yılmaz Türk Müziği Topluluğu'nun desteği ile gerçekleşen, Mudanya Musiki Derneği Korosu ve Nusret Yılmaz Türk Müziği Topluluğu'nun birlikte sahne aldığı "Şarkılar Çocuklara Bayram Olsun" konserindeydim dün.

Nusret Yılmaz'ın konuk sanatçı olduğu konserin şefliğini Salih Berkmen, sunuculuğunu Uğur Salman yaptı.

Konserin konukları arasında Samatya Kültür ve Gençlik Derneği Başkanı Stelyo Gülgün, Buzuki'nin kitabını yazan Andreas Sarantidis, ses sanatçısı Panayotis Anastasiou, İstanbul Fener Rum Patrikhanesi tarafından yeni görevlendirilen Bursa Metropoliti F. Joachim Billis, Çevirmen/Oyuncu Esen Özman, güftekâr Dr. Hüsamettin Olgun ve Tuğberk Çelikkol, izleyiciler arasında ise Mustafa Nâfiz Irmak'ın yeğeni vardı. 

Konser, şarkılar söylemekten öte bir ulvi amaç daha taşıyor. Konserden elde edilen gelirle, Zeytin Dalı Birimine kayıtlı ihtiyaç sahibi çocuklara bayramlık alınacak. 

Sololarla başlayan birinci bölümde Hakan Kılkış, Haldun Soyer, Nilgün Katırcı, Sadettin Çakır, Yasemin Adik ve Fatma Yetiş solo eserler seslendirdiler.

Koronun seslendirdiği şarkılar içinde bir şarkı vardı ki, Yanık Ömer'i aratmadı. 

1950'li yıllarda Mudanya'da belediye sağlık memuru olarak görev yapan merhum şair Lami Güray'ın 1953 yılında yazdığı ve aynı yıl Sadettin Kaynak tarafından bestelenen Muhayyer Kürdi makamındaki "Mudanyalı Şükrü Çavuş" şarkısı. 

Şükrü Çavuş'un bir hikâyesi vardır elbet.

İngiliz işgali sırasında İngiliz zırhlısından Mudanya'ya çıkan İngiliz askerlerini izleyen Mudanyalı Şükrü Çavuş, kendisine yaklaşan askerlere ateş eder ve İngiliz askerlerinin açtığı karşı ateş ile oracıkta can verir. 

Bakın Lami Güray Şükrü Çavuş'u dizelerinde nasıl anlatmış:

Şükrü Çavuş mert yürekli sert bakışlı kahraman

Elde tüfek belde fişek nişancıdır pek yaman

Mermisini hedefine ulaştırır her zaman

Yurduna göz dikenlere dedirtmiştir el aman

Mudanyalı Şükrü Çavuş kahramandır kahraman

Yavukluya veda etti tamam yirmi yaşında

Donanmaya karşı koydu iskelenin başında

Düşmanları yere serdi İstiklal Savaşında

Koç yiğidin menkıbesi abidesi taşında

Mudanyalı Şükrü Çavuş kahramandır kahraman

Birinci bölümün sonunda sahneye davet edilen Andreas Sarantidis, Rumca ve Türkçe şarkılar seslendiren Panayotis Anastasiou'a buzukisiyle eşlik etti. 

İkinci bölümde sahneye gecenin konuk sanatçısı, TRT İstanbul Radyosu Ses Sanatçısı Nusret Yılmaz geldi. Kulis olarak evini kullanmanın konforu içinde olduğunu söyleyen Yılmaz, Mudanya'da yaşamaktan ne kadar memnun olduğunu dile getirdi. Mudanyalılarla olan karşılıklı iletişime bakarsak, Nusret Yılmaz'ı hemşehrimiz sözleriyle tanımlamak yanlış olmaz.

Nusret Yılmaz'ı sahnede sesiyle, dansıyla, sohbetiyle ve zaman zaman güftelerin hikâyelerini anlatışıyla izlerken, müziği ve sahnede olmayı ne kadar çok sevdiğini düşündüm. 

O çok eğleniyordu, çok mutluydu ve eğlence ile mutluluk bulaşıcıydı.

Gecede konuk sanatçının konuk sanatçısı, Nusret Yılmaz'ın öğrencilerinden, konservatuar öğrencisi Ecem Aydoğdu, bestesi Sâdi Hoşses'e, güftesi Fâik Ali Ozansoy'a ait, Kürdîli hicazkâr makamındaki "Yıldızlı Semalardaki Haşmet Ne Güzel Şey" eserini başarıyla seslendirdi.

Mudanya Musiki Derneği Başkanı Mutlu Türkyılmaz, program başlamadan önce konukları bana tanıtırken, Andreas Sarantidis için "Buzuki'nin kitabını yazmıştır!" demişti. Doğruymuş. Andreas, Buzukist projesinde Buzuki öğretimini hem Türkçe hem de Yunanca olarak bu kitapta anlatmış.

Andreas Sarantidis BUZUKİST kitabı için der ki;
"İlk defa müzik tarihi kültüründe iki ülkenin, Yunanistan ve Türkiye’nin, tamamlanmış buzuki öğretimi, iki dilde Yunanca ve Türkçe de olmak üzere size sunuyorum. Buzuki iki halkı birbirine bağlayan bir müzik aleti. Amacımın bu müzik aletini seven, sanatını ve tarihini daha ayrıntılı öğrenmek isteyen insanları daha çok bir araya getirebilmek." 

Biz çok zenginiz 

Bu konserin bir amacı da topluluklar arasındaki bağı güçlü kılmak, aramızdaki bağları vurgulamak, farklılıklarımız ile zenginleştiğimizi anlatmak.

Müziklerimizden geleneklerimize, yiyeceklerimizden beden dilimize kadar her şeyimiz o kadar iç içe geçmiş ki, bir önceki Zenginlikler Bizimdir başlıklı yazımda da dediğim gibi: "Dünya binlerce yıldır hem coğrafi hem biyolojik hem de demografik olarak şekillenip dururken lokum yapmayı ilk kim akıl etti, baklavayı ilk kim açtı, kahveyi ilk kim kaynattı, tulumba tatlısını ilk kim sıktı, helvayı ilk kim kardı bilemeyiz.".

Geçmişte yaşanan acıları unutmamak ama o günleri bugüne taşıyıp birbirini karşılıklı kaşımamak ve kaşınmamak lazım.

Malum, bireylerin birbiriyle derdi yok, birbirleriyle derdi olan kocamanlar. Bizlerin yapacağı, kocamanların aklına uymamak ve halklar olarak kopmamak.

Atatürk, Anadolu'daki savaşı kaybeden Yunan komutan Trikupis'i esir aldığında ona saygıda kusur etmez, "Bu bir savaş oyunudur, kazanmak da var kaybetmek de." diyerek Trikupis'in yenilgisine askeri boyuttan bakar. 

Yine Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nda Anadolu'yu değil de Saray'ı destekleyenler için, "Onlar vatana ihanet etmedi, sadece taraf seçti." der, yurt dışına kaçanların pek çoğunun geri dönüşüne izin verir, bir çoğunun çocuğu devlet içinde yüksek mertebelere ulaşır. Acıları bire bir yaşayan taraf olarak kin gütmez, devlet adamlığının hakkını verir.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında birbirinin boğazına çöken Avrupa Devletleri, gün gelir Avrupa Birliği'ni oluşturur.

***

Dünyayı yeniden kurgulamak için eski düzeni yıkmak gerek anlayışıyla ortalık karıştıranlar sebebiyle ortalık gerçekten çok karıştı ve milliyetçilik yeniden hortladı.

Bu ahval ve şerait içerisinde filler tepişirken, belli bir bölgedeki çimenler ezilmekle kalmadı, bir coğrafya alt üst oldu.

Yüz yıllar boyu dünyayı karıştırmanın en iyi yolu kutsal kavramlara dokunmaktan geçti ve bu yol her seferinde başarıya ulaştı.

***

Tarihi bir kenara bırakıp günümüze dönersek, 

Ezilen halkların, çocukluğunu yaşayamamış çocuklarla dolu evlerinde çocuklar nelere bilenerek büyüyor bilinmez.

Onları biley taşından alıp sevgi hamuruyla yoğurmak, kucaklamak ve toparlamak varken oysa...

STK'lar işin ucundan tutmaya çalışıyorlarsa da bu anlayış devlet katında yer bulmalı.

Sosyal yardımları abartıp insanları hazıra alıştırmadan, insanların merhamet duygularının sömürülmesine izin vermeden, dilencilik kültürünün yerine çalışma kültürünü getirerek, dezavantajlı gurupları istihdam ederek ve uzun vadede dezavantaja sebep olan etmenleri ortadan kaldırarak, en azından Avrupa'da bunu başaran ülkeleri örnek alarak biz de bu savaşı kazanabiliriz.

Şarkılar çocuklara bayram oldu

O gece nağme nağme damladı yardımlar, şarkı oldu, en az elli çocuğa bayramını bayram etme yoluna çıktı.

Bu duyarlılığı gösteren koristler ve bilet alarak konseri izlemeye gelen iyi insanlar, bu inceliklerinizi kaybetmeyin lütfen.

Sertap'ın dediği gibi;

"Siz yine de, incelikli davranın" 

Ve son söz benden gelsin;

"Güçlü olun, gücünüzü kendi içinizden alın ve kendinize kaba davranılmasına izin vermeyin..."