SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Kadınlar Burada, Erkekler Nerede?

Yazının Giriş Tarihi: 04.03.2019 13:34

Üç yıldır Kadın diyorlar, Umut diyorlar, Sanat diyorlar, Kadın Varsa Umut Var diyorlar. 
Kadınlar olarak bir başka hayatlara sanat yaparak dokunmaya çalışıyorlar.
Seramik Sanatçısı Huri Aykut Ülker ve Proje Koordinatörü Deniz Nuray Türkmen'in birlikte yürüttükleri proje olan BURSA KADIN ve UMUT SANAT HAFTASI, hem projeye katkı verip destek olan kişi sayısıyla, hem de hafta boyu süren etkinliklere sanatın farklı kollarını ekleyerek her geçen gün daha da çoğalıyor.

Bursa Kadın ve Umut Sanat Haftası 2019

Kadın ve Umut Sanat Platformu tarafından Dünya Kadınlar Günü kapsamında bu yıl üçüncüsü düzenlenen etkinlik, daha önceki yıllarda Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği ile Türk Anneler Derneği Bursa Şubesiyararına yapılmıştı. Etkinlik bu kez Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği UCİM yararına gerçekleşti.
Projeye gerek yurt içinden, gerek yurt dışından katılarak destek veren 110 kadın, yaptıkları resimler, seramik, taş ve ahşap/ağaç çalışmaları ile, yani 123 çalışma ile BAOB Oditoryum fuaye alanında düzenlenen sergide yer aldılar. 
20-28 Şubat 2019 tarihleri arasında bir hafta boyu sergilenen eserlerden henüz satılmamış olanlar, bir yıl boyu Kadın ve Umut sitesinde yer alacak ve satın alınabilecek.

ÇOCUK VATANDIR! 
UCİM Başkanı Saadet Öğretmen (Saadet Özkan) hem Kadın ve Umut Sanat Haftası'nın açılışına, hem suluboya atölye çalışmasına hem de Nilüfer Kadın Korosu'nun konserine katıldı. 
Açılışta olsun, konserde olsun yaptığı konuşmalarla yüreklere dokundu, bildiğimiz ama bilmek istemediğimiz, gördüğümüz ama görmezden geldiğimiz çocuk istismarını gözlerimizin önüne serdi. Sözlerini "ÇOCUK VATANDIR" diyerek sonlandırırken, kadınların oluşturduğu bu güç birliğine içtenlikle teşekkür etti.

Saadet Özkan / Ucim Başkanı

Açılış gününün ertesinde İranlı kadın ressam Arezou Behrang tarafından Suluboya Atölye Çalışması yapıldı. Atölye çalışması için gelen kadınlar boyalarını, fırçalarını ve resim kâğıtlarını da alıp gelmişlerdi ve Arezou Behrang onlara kendine özgü bir teknik olan, "spatula ile suluboya"çalışmasından örnekler gösterdi.

Ressam Arezou Behrang, Seramik Sanatçısı Ayşegül Türedi Özden

Hafta kapsamında, Plastik Sanatlar ürünlerine ek olarak Nilüfer Kadın Korosu tarafından "Romantik ve Nostaljik Şarkılar"dan oluşan bir konser verildi ve konserin geliri yine UCİM'e hibe edildi.
Avukat Mine Rana Dayıoğlu ve Klinik Psikolog Sabri Çakar'ın katıldığı UCİM Paneli'nde taciz ve istismarın hukuki ve psikolojik boyutları konuşuldu.

UCİM Paneli

Panelde Esra Çubuk bir sunum yaptı, sonrasında da katılımcılarla birlikte "Eğitim İçin Sanatla Terapi ve Yaratıcılık Atölye Çalışması"gerçekleştirildi.
Yine aynı hafta kapsamında bir Edebiyat Paneli düzenlenerek, Edebiyatta Kadın Etkileri irdelendi.
Kolaylaştırıcılığını benim üstlendiğim panele katılan kadın şair ve yazarlar; Lider Erşan, Benen Çetindağ, Hikmet Işık Cankat, Seçim Seziş ve Ayşen Gencer katıldılar. Panelde hem edebiyatın kadını şekillendirişi, hem kadının edebiyatta yer alma mücadeleleri hem de edebiyatın kendisi konuşuldu.

Şehir dışından gelerek projeye destek veren edebiyatçılar yanlarında getirdikleri kitapları imzaladılar ve elde edilen geliri UCİM'e bağışladılar. İmzalanmamış kitaplarını geri götürmediler ve Kadın ve Umut Platformu'nda satışta kalması için Bursa'da bıraktılar.
Panelin ardından Nalan Karagöz tarafından Yaratıcı Okuma Atölyesiçalışması yapıldı. 
Gönlüferah Otel'de düzenlenen Gala Yemeği'nde Dr. Metin Tekcan ve Orkestrası ile güzel saatler geçirildi.

Biz Anne İsek, Siz Nesiniz?
Tüm hafta boyu ve daha öncesinde, hâttâ çok öncelerden beri "Bu mücadelelerde yanımızda erkekler niçin yok?" diye sorguladım.
Niçin hep kadınlar veriyor bu mücadeleleri, niçin hep kadınlar güç birliği yapıyor, niçin sadece kadınlar sahip çıkıyorlar istismara uğrayan çocuklara ve kadınlara, biz anne isek erkekler baba değil mi, bu evlatlar sadece bizim mi, erkekler nerede, erkekleri de biz doğurmadık mı, yoksa onları yeterince iyi dokuyamadık mı?
Erkeklerin SİAD'ları var, Taraftar Dernekleri var, sporla ilgili bir araya gelişleri var. Boşanmış Erkekler Derneği bile var. (Zannedersem artık yok.)
Çocuklara sahip çıkan, istismarcıların karşısına dağ gibi dikilen, hesap soran, bu çalışmalarda kadınları yalnız bırakmayan bir tanecik bile dernek yok muydu?

YANIMIZDALAR ama NEREDELER?
İnternette yaptığım araştırmada 2018 yılında Nur Ger'in 40 kadar erkek ile bir araya gelerek kurduğu "YANINDAYIZ" Derneğine rastladım. Kurucuları arasında iş adamı, gazeteci ve sanatçıların da yer aldığı dernek, cinsiyet eşitsizliğiyle mücadelede erkeklerin daha etkin olmaları için kurulmuş. Danışma kurulunun ve ekibin tamamı kadınlardan oluşuyor.
Derneğin içeriğinde;
"AMACIMIZ: Evrensel insan hakları anlayışı çerçevesinde, Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasıdır.
BAKIŞIMIZ: Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ve cinsiyete dayalı ayırımcılığa neden olan her türlü engel ve önyargı ile mücadeleye erkeklerin daha çok ve aktif katılımı yoluyla sağlanacak farkındalık ile yasalarda, kurumlarda ve toplum hayatında gereken dönüşüme katkıda bulunacağız." diyorlardı.

Çalışmaları ne durumdaydı ya da etki alanları ne kadardı diye incelediğimde, daha çok üst düzey kongrelerde yer aldıklarını gördüm. Henüz yeni kurulmuş bir dernek olarak acaba saha çalışmaları da yapıyorlar mıydı ya da yapacaklar mıydı, toplumsal cinsiyet eşitliğinden bihaber topluluklara ya da eğitim kurumlarına ulaşıyorlar mıydı ya da ulaşacaklar mıydı?
Sorular bitmez ancak fikrin yine bir kadından çıkması, yine bir kadının erkekleri bu mücadeleye katması, yine bir kadının topluma sahip çıkması, yani lokomotifin yine bir kadın olduğunu gösteriyordu.
****
Ben derim ki;
Umut ve mücadele sadece kadının üzerine yıkılmasın artık.
Erkekler elim bir vak'a kendi başlarına gelince ya çekip vuruyorlar ya da olanları sineye çekiyorlar. Kendi başlarına gelmediği sürece de hiç görmüyorlar.
OLMAZ!
Erkekler de bu gidişata bir DUR desinler ve dernekleşerek kadınlarla omuz omuza yürüsünler.
Toplumda ayrı ayrı değil bir arada yaşıyoruz.
Çocuklarımız sizin de çocuklarınız. Oğlunuz, kızınız.
Kadınlarımız sizin de kadınlarınız. Ananın, bacınız, komşunuz, dostunuz, arkadaşınız.
Görmüyor musunuz, kadınlar ve çocuklar bozulunca, üzülünce, ezilince toplum da hızla bozulup çürüyor.
Kadınlar kendi başlarına mücadele ederken mücadele ettikleri taraf tarafından yeterince dikkate alınmıyor. Çünkü o taraf kadını insan olarak görmüyor...