SON DAKİKA
Hava Durumu

İki yakanın iliklendiği yer, Gemlik

Yazının Giriş Tarihi: 12.10.2026 00:04
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.10.2026 00:14

Karşımda göz alabildiğine bir deniz ve denizle karanın birleştiği yerde geceleri minik minik kümeler halinde yanan ışıklar, havanın açık olduğu zamanlarda görünen yol, hatta yolda giden bir aracın güneşle kesişmesinden bir anda yanıp sonra kaybolan parlak mı parlak güneş ışığı, her yaz bir kere çıkan yangının karşıdan görünen kesif dumanı, ardından kızıl alevleri, uzaklardan geçen şilepler, yolcu vapurları, balıkçı tekneleri, gezi tekneleri, su kayağı yapanlar, yelken açanlar, körfezin dibinden ışıklar saçarak doğan güneş, kendinden önce şavkı doğan ay, denizde oynaşan ışıklar...

Buradan dümdüz görünen karşı sahilde kimler var? Bu şilepler, bu vapurlar nereye gidiyor? Bu suyun ucunda kimler yaşıyor? Bir gün ben de oraları görecek miyim?

Yazlarını Kumyaka'da geçiren, çitin bittiği yerde dünyanın bittiğine inanmayan, merak eden, soran, sorgulayan bir çocuğun zihninden geçenlerdi bunlar?

Geceleri babamla yürürken mezarlık burnuna gelince karşı sahildeki köyleri sayardı bana. Armutlu, Kapaklı, Fıstıklı... O anlatırken gökyüzündeki yıldızlardan biri kayardı bazen. Dünya bu kadar aydınlık değildi, yıldızlar görünürdü. Gecenin içindeki denizin karanlığı ürkütücü olsa da, karşıdaki ışıklar umut vericiydi. Orada birileri yaşıyordu...

Acaba oradaki bir çocuk da "karşısını" merak ediyor muydu? Ve acaba bizim sahiller karşıdan nasıl görünüyordu?

Babam anlatmaya devam ederdi; onların karşısındaki bizleri kastederek, "Bak," derdi, "Rumlar köyleri gün doğumuna karşı kurmuşlar, akşam güneşini sırtlarına almışlar, böylece sıcaktan kavrulmamışlar." Denizin sakinliğinden ötürü yazlıkçıların tercih ettiği o yerleşimleri, "Gün batana kadar güneş içlerinde!" diyerek hafiften eleştirirdi. Üstelik rüzgâr pek olmadığından çok da sinek varmış...

1925 doğumlu babam yıllarca Mudanya'dan İstanbul'a vapurla giderken o köylerin önünden geçmişti. Biliyordu...

Bizde ise güneş denize girdiğimiz koylardan çabuk ayrılır, ardından da dalga başlardı. O yüzden prensip şuydu: Erken kalk, dalga çıkmadan denize gir, güneş gitmeden güneşlen. Karşılar uyanırken sen serin serin dinlenmeye çekil.

Körfezin iki yakasıydık. Birbirimize yüzerek bile ulaşılabilecek kadar yakındık. Fakat coğrafya yaşam şeklini belirliyordu.

İki yakayı birleştiren ise körfezin başlangıç yeri olan ve körfeze adını veren Gemlik idi. İki yaka orada iliklenirdi...

Şimdi karşılar küme küme ışıklı değil, ip gibi dümdüz ışıklı. Karşılıklı tüm koylar yazlık sitelerle dolu. Gökyüzünde kayan yıldızdan çok sırasını beklerken dönüp duran uçaklar var. Deniz hâlâ dalgalı, güneş hâlâ körfezin ucundan doğuyor, mevsime göre ay da yer değiştire değiştire o cenahtan yükseliyor.

Karşıların virajlı yolları ve minik minik koyları gibi bizim bük bük coğrafyamız da karşıdan dümdüz, ip gibi görünüyor.

Çocukluk günlerimin üzerinden yıllar akmıştı. Gemlik'e defalarca kâh kara kâh deniz yoluyla gitmiş ya da defalarca kenarından geçmiştim de; Gemlik'i tanımıyordum.

İki yakanın iliklendiği Gemlik'in anlatılacağı uluslararası bir sempozyum düzenlendiğini duyduğum zaman, yukarıda anlattığım çocukluk meraklarımla 'bu sempozyumu izlemeliyim' dedim.

ULUSLARARASI GEMLİK SEMPOZYUMU

Gemlik Belediyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi (Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Kent Tarihi Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi • KETAM), Gemlik Ticaret Borsası ve Bursa Araştırmaları Vakfı tarafından düzenlenen Uluslararası Gemlik Sempozyumu, 9-10 Ekim 2026 tarihleri arasında, Gemlik Belediyesi Cemil Meriç Kültür Merkezi'nde yapıldı.

Dr. Yusuf Ziya Karaaslan • Dr. Engin Yıldız • Gizem Yumru • Dr. Alper Can

Sempozyumun düzenleme kurulu başkanı, Doç.Dr. Hacer Karabağ Arslan (BUÜ Fen-Edebiyat Fakültesi) idi.

Düzenleme kurulu Dr. Engin Yıldız (Gemlik Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürü), Dr. Yusuf Ziya Karaaslan (BUÜ KETAM Müdürü), Dr. Alper Can (Bursa Araştırmaları Vakfı) ve Uzman Sanat Tarihçisi Gizem Yumru'dan oluşuyordu.

Çok sayıda akademisyen, tarihçi, araştırmacı, yazar ve yolu Gemlik'ten geçmiş ismin konuk olduğu sempozyum; Gemlik'in tarihinden (Herakles'ten Argonotlara) depremselliğine, ekonomisinden demografisine ve sosyal hayatına, zeytininden atlarına, kültürel mirasından kent belleğine ve mimarisine, işgal yıllarından turizmine, Sunğipek Fabrikasından Celâl Bayar'a ve tabii Umurbey'e kadar pek çok açıdan konuşuldu.

Körfeze adını veren Gemlik, içinde büyük bir tarih barındırıyordu...

Sakın şaşırma!

Bursa'nın merkeze en yakın ilçelerinden olan Gemlik'e Bursa istikametinden gidecek olursanız, sizi Orhan Veli'nin "gemliğe doğru denizi göreceksin; sakın şaşırma" Haiku'su karşılayacak.

Sakın şaşırmayın...

Tepeyi aşınca bir anda ortaya çıkan Gemlik'e Google Earth'ten bakıldığında, sanki İznik Gölü'nden gelen ve Gemlik'in içinden geçerek Gemlik'i ikiye bölen Karsak Deresi biraz genişlese İznik Gölü Marmara'ya karışacak, Gemlik bir anda sular altında kalacak gibi görünüyor. (Günden güne çekilen sularıyla İznik Gölü'nün Gemlik için şimdilik böyle bir tehlikesi yok.)

Ya da diri fay hattı üzerinde ve denizden yüksekliği çok az (7 metre) olan Gemlik şöyle bir sallansa, harita değişecek ve batık şehir oluşacak gibi görünüyor. O yüzden de bu sempozyuma katılan Yer Bilimci ve Bilim Akademisi Üyesi Prof.Dr. Naci Görür başta olmak üzere tüm deprem uzmanları "Acilen Gemlik'i taşıyın!" diye bas bas bağırıyor.

Gemlikliler ise tüm ülke gibi, bekliyor...

“Kios’tan Günümüze Gemlik ve Güney Marmara”

Gemlik'in eski adı Kios. Çağlar içinde gemilerin yanaştığı ve üretildiği doğal bir liman olmasından dolayı "gemilik"ten yola çıkılarak kentin ismi Gemlik olmuş. Kentin kuruluş tarihi Milattan Önceye dayanıyor. Bu tarihî yolculukta Argonotlar, Persler, Büyük İskender, Bitinya, Doğu Roma İmparatorluğu, Selçuklular, 1336'da Orhan Bey döneminde Osmanlı'nın eline geçişinden bugüne, Türkiye Cumhuriyeti var.

Tıpkı Karsak deresinin alüvyonları gibi, milattan önceden bugüne üst üste biriken bir kültür alüvyonu diyebiliriz...

Açılış konuşmasını BUÜ KETAM Müdürü Dr. Yusuf Ziya Karaaslan'ın yaptığı ve iki gün süren sempozyumun oturumlarında,

"Ancient Kios in its Epigraphic Record-Epigrafik Kayıtlarda Antik Kios" başlığı altında Prof.Dr. Thomas Corsten'i;

(Thomas Corsten hem Bursa hem de Gemlik ve Mudanya'nın antik yazıtlarını kitaplaştıran ve bu alanda çok tanınan biri. Corsten, Türkçesi az olmasına rağmen tüm oturumları sabırla dinledi.)

"Kioslu Mithridatisler" başlığı altında Prof.Dr. Mustafa Şahin'i;

"Güneş Batmadan Önce Kios ile Gemlik Arasında" başlığı altında Finlandiya'dan bağlanan Assoc. Dr. Hüseyin Yanar'ı;

"Dirençli Kent Gemlik" başlığı altında yine internet üzerinden bağlanan Prof.Dr. Naci Görür'ü;

"Bizans Döneminde Kios Körfezinin Kutsal Odağı: Liman, Başpiskoposluk ve Dinî Mimarî" başlığı altında Dr. Öğr. Üyesi Erkan Kaya'yı;

"Gemlik'in Fethi Meselesi" başlığı altında Tarihçi ve Yazar Raif Kaplanoğlu'nu;

"Gemlik İşgaline Dair Yeni Arşiv Belgeleri" başlığı altında Doç.Dr. Turgay Akkuş'u;

"Arnavutların Gemlik'e Göç Sürecini Hazırlayan Gelişmeler ve Göç Nedenleri" başlığı altında Agon Krasniqi'yi;

"Gemlik Sunğipek Fabrikası Fiziksel Gelişim Süreci" başlığı altında Prof.Dr. Özlem Köprülü Bağbancı'yı;

"Coğrafî İşaret Koruması ve Gemlik" başlığı altında Dr. Ayşegül Demircioğlu'nu;

"Coğrafî İşaretli Sofralık Zeytin ve Zeytinyağları Pazarlama Stratejileri" başlığı altında Prof.Dr. Sertaç Dokuzlu'yu;

"6360 Sayılı Yasa Sonrasında Kurşunlu'da Morfolojik Dönüşüm ve Kıyı Kimliği Kaybı: İkinci Konut Baskısı, Kapalı Siteler ve Yönetsel Merkezileşme" başlığı altında Doç.Dr. Gökçen Kılınç Ürkmez'i;

"Gemlik: Afeti Beklemek mi, Riski Azaltmak mı?" başlığı altında kendisi de bir depremzede olan Doç.Dr. Mustafa Şenkaya'yı;

"Gemlik Kent Merkezinde Afet Risklerine Yönelik Mevcut Durumun Değerlendirilmesi" başlığı altında İlker Onur Özdemir'i;

Gemlik’ten mübadeleyle Yunanistan’a göçmek zorunda kalan Rumların, Yunanistan'ın Mora Yarımadasında kurdukları Nea Kios kentinin eski belediye başkanı olan Georgios Manini’niyi;

(Georgios Manini çok duygusal bir konuşma yaparak bizleri doğduğu köye, Kurşunlu'ya götürdü. Konuşmasını kendi dilde yaptı, biz ise barkovizyondaki slaytlardan Türkçesini okuduk. Kurşunlu'daki Aberkios manastırının turizme kazandırılması üzerine konuşuldu. Mübadil Rumların Gemlik'ten gider gitmez Gemlik hakkında yazdıkları ve 1966'da bastırdıkları 2 cilt kitabın 3 kopyasını hediye olarak yanında hediye getirmişti. Birini Alper Can'a armağan etti.)

"Kadim Beldemiz Umurbey'in Kadim Ailesi Pars'lar" başlığı altında Aytül Seyhan Dursunoğlu'nu;

"Gemlik'in Kültürel Mirasında Celal Bayar'ın Yeri ve Önemi" başlığı altında Celal Bayar Müze ve Kütüphanesi Sorumlusu Dr. Hülya Utkuluer'i;

"Gemlik'te Tiyatronun Yüz Yılı" başlığı altında Tiyatro Tarihi Araştırmacısı ve Yazar Uğur Ozan Özen'i;

Ve ikinci günün son oturumunun son konuşmacısı olarak "Gemlik'in Görünmeyen Kültürel Mirası" başlığı altında Uzman Sanat Tarihçisi Gizem Yumru'yu dinledik.

Kadri Güler • Sinemacı Murat • Necati Kartal • Cemal Kırgız

Anılarla Gemlik, Anılarda Kalan Gemlik

Gemlik Anıları bölümünde Gemlikli isimler vardı.

Gazeteci Kadri Güler, Sinemacı Murat Çengeltaş, Gazeteci Necati Kartal ve Gazeteci Cemal Kırgız çocukluk yıllarının Gemlik'inden bugüne yaşadıkları zamanları paylaştılar bizlerle. Zaman geçtikçe romantizm ile anılan o zamanlar, içinde yaşarken her zaman çok da güzel değildi belki ama geriye kalan çocukluk ve gençlik ile aile ve çevre idi. Sokaklarında top koşturulan mahalleler, bir ekmek alıver evladım diyen mahallenin yaşlı teyzesine bir koşu ekmek alıp gelmeler, komşu anneler, komşu babalar, ilk çıraklık günleri, okul hayatı ve haylazlıklar, akşam saati yaklaştıkça kızışan oyunlar, annenin 'çabuk eve, baban geliyor' ültimatomu, ilk aşklar, evlenmeler, çoluk çocuğa karışmalar, iş hayatı, çekemezlikler, kavgalar, isyanlar, terk edişler, terk edilişler, geriye dönüşler; hepsi bu anılarda gizliydi.

Mesela Necati Kartal, "Gemlik'te lobi yoktur ama bir tek Suniğpek arsasını kaptırmama işinde başarılı olduk, lobi yaptık" dedi.

Ancak, anıları anlatanlar arasında niyeyse bir tane bile hemcinsim yoktu. Kadınlar neden konuşmuyordu? Gemlik'te büyüyüp Gemlik'ten gelin gidenler neyse de, Gemlik'e gelin gelenler neredeydi?

Üç aşağı beş yukarı aynı dönemin çocukları olarak ben Kumyaka'da, onlar da karşıda, körfezin merkezinde, Gemlik'te kendi öykülerini yazıyordu. Sahilde büyüyenler olarak hikâyeler ne kadar da benzerdi...

Geçmiş ile Bugünü Bağlayan Sempozyumdan Notlar

** Eski Gemlik evlerinin dar cepheli, hatta bazı evlerin denize bakan ön cepheleri sadece 4 metreymiş, arkaya doğru uzayan, birkaç katlı, bitişik nizam, yüzleri denize bakar şekilde yapıldığını öğrendim. Tüm evler denizi görsün diyeydi ihtimal. Kios ızgara planlı yapılmış ve rüzgâr içeriye girebiliyor.

İki bina arasındaki evin darlığına dikkat!
22 Şubat 2014

** Eski konaklar 'kat karşılığı' verilmiş, tüm ülkede olduğu gibi, yerlerini betonarme, 'müteahhit işi apartmanlar' almıştı.

Zaten doğal bir dolgu üzerinde oturan Gemlik'in sahiline ayrıca dolgu yapılmış, evler denizin iyice gerisinde kalmıştı.

** 1935 yılında temeli atılan Sunğipek Fabrikası Cumhuriyet tarihinin aydınlık yüzüydü. Fabrikanın konumlandığı alanda Karacabey Harasındaki gibi bir sosyal hayat ve yerleşim vardı. Müdür evi, lojmanlar, misafirhane, revir ve kreş, vazife evi, sosyal tesisler, gazino, yemekhane, tamir atölyesi, laboratuvar, santral, sinema ve tiyatro salonu, tenis kortu, Sümerspor Kulübü...

Ve sonra 1998 yılında TEKEL'e, ardından 2002 yılında Bursa Uludağ Üniversitesi'ne devredilme ile Sunğipek Fabrika alanı bugünlerde eğitim kurumlarını barındırıyor.

** TOGG fabrikası Gemlik'te.

** Gemlik, ülkedeki dördüncü büyük serbest bölge.

** Gemlikli sade vatandaş sempozyuma hiç ilgi göstermedi. Sempozyumun ikinci günü kültür merkezi etrafındaki araç yoğunluğunu görünce epey heveslendik. Ancak o araçların sahipleri GTSO seçimi için oradaymış. İki bina neredeyse yan yana olmasına rağmen kimse sempozyuma rağbet etmedi. Sempozyum ya yeterince duyurulmadı ya da duyanlar umursamadı ya da onlar zaten her şeyi çoktan biliyorlardı.

** Gemlik Belediyesi Cemil Meriç Kültür Merkezi gayet güzel bir yapı. Ancak çok da eski olmamasına rağmen biraz bakımsız kalmış. Ayrıca ses sistemi ve internet epey sıkıntılıydı. Ev sahipleri de konuklar da bu bakımdan epey bir sıkıntı yaşadı.

** Kentte ilk kez bir Gemlik sempozyumunun düzenlenmesinin hem onurunu ve heyecanını hem de acemiliğini yaşadık.

** Belediyenin olduğu bölge deprem açısından en riskli bölgede. Hastane taşınmış, belediye ne zaman taşınır, nasıl taşınır bilmem...

** Gemlik Zeytini AB’den coğrafi işaret tescili alan 12. ürün. (2023)

** Uzun süredir bakımda olan Celal Bayar Evi Müzesi yakın bir gelecekte açılacak.

** Çekirge istilası ve deprem Gemlik'in gerçeği.

** Gemlik'in imar planının güncellenmesi lazım.

** Eski çağlarda körfez boyunca tepelerde konuşlanmış olan manastırlar körfezi gözlerdi.

** Yaz boyu kalınan ikinci evler ve Pandemi'den bu yana daimî kalınan ikinci evler köylerin durumunu değiştiriyor. Bu duruma ne alt yapı ne de üst yapı yetiyor.

** Mütevazı yazlık evlerin yerini devasa siteler aldı.

** Kurşunlu'daki yerleşimin artmasının altında fabrikalar ve şehre kolay ulaşabilirlik yatıyor.

** Sempozyum, Mudanya'daki Mütareke etkinlikleri ile aynı tarihe denk geldi. İlk kez yapılıyor olması dolayısıyla ben Gemlik Sempozyumunu tercih ettim.

** Sempozyum düzenleme kurulundaki Gizem Yumru, Gemlikliler ve Bursalılar üzerinde Gemlik tarihi ve tarihî eserleri konusunda farkındalık yaratmak için var gücüyle çalışıyor.

(Gizem Yumru sunumundan)

** Yine sempozyum düzenleme kurulunda olan ve bu sempozyumun ortaya çıkmasında lokomotif görevi gören Dr. Alper Can Bursa adına tarihe geçecek işlere imza atıyor.

** Sempozyum düzenleme kurulu başkanı Doç.Dr. Hacer Karabağ Arslan küçük bir sağlık sorunu nedeniyle çok emek verdiği sempozyuma katılamadı.

** Dinlediklerimin ve öğrendiklerimin hepsini burada anlatmam mümkün değil. Ben size kendimce bir 'karşı yaka masalı' anlattım. Sempozyumda sunulan bildiriler en kısa zamanda e-kitap olarak yayımlanacak. Video kayıtları ve fotoğraflara ulaşmak isterseniz Facebook üzerinden (aşağıya bağlantısını bırakacağım) "ULUSLARARASI GEMLİK SEMPOZYUMU" albümünden ulaşabilirsiniz.

** Sempozyum ile ilgili detaylı bilgilere www.gemliksempozyumu.org üzerinden ulaşabilirsiniz.

Yazımı; Türkiye'de Türklerden başka herkesin gözü var, bir bizim yok, gözünü aç Türkiye diyerek bitireyim.

Gözünü aç Türkiye gözünü aç, gözünü aç ve sahip çık!

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.