SON DAKİKA
Hava Durumu

“Ben de sizleri özlüyorum”

Yazının Giriş Tarihi: 07.12.2023 00:50
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.12.2023 05:33

2023'ün son günlerine gelmiş ve Cumhuriyetimizin 101. yılına adım atacağımız 2024 yılının başlamasına birkaç adım kalmışken, Nilüfer Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu, 100. yılın Bursa’sına yaraşır bir konsere imza attı. “Cumhuriyetimizin 100. Yılında Kutlu Payaslı Eserleri” temasıyla 3 Aralık akşamı sahneye çıkan koronun onur konuğu, konserin adını aldığı Devlet Sanatçısı Kutlu Payaslı idi. Şefliğini Bursa Devlet Klasik Türk Müziği Ses Sanatçısı Filiz Furuncuoğlu Başıbüyük’ün yaptığı konserin sunuculuğunu üstlenen Melahat Perihan Öztürk konseri, Kutlu Payaslı ile karşılıklı sohbet ederek sundu.

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleşen geceye Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, Kutlu Payaslı ailesi, TRT İstanbul Radyosu Ses Sanatçısı Vedat Çetinkaya, TRT Ses Sanatçıları Nusret Yılmaz ve Alpay Tanrıverdi, Payaslı ailesinin şehir içinden ve dışından gelen dostları ile pek çok sanatsever katıldı.

Üç saati aşkın süren konser sonunda çiçek seremonisinin ardından Başkan Turgay Erdem, Vedat Çetinkaya, Nusret Yılmaz, Alpay Tanrıverdi, Kutlu Payaslı, Filiz Başıbüyük, Nilüfer Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu ve tabii ki tüm izleyiciler ‘Hayat ne güzel ne hoştur’ eserini hep birlikte seslendirdi.

Bu konser Bursa’ya özel bir konser

Bu konser, Kutlu Payaslı eserlerinden oluşan ilk konserdi. Payaslı daha önce konserlerde okunsun diyerek eserlerini kimseye vermemişti. Daha önce onun eserlerinden oluşan bir konser düzenlenmemişti. Filiz Başıbüyük akıl edip de, “Hocam, sizin eserlerinizden oluşan bir konser yapmak istiyorum, izin verir misiniz?” dediği zaman Kutlu Payaslı çok heyecanlanmış, konserin repertuvarını kendisi hazırlamış, şarkıları kendisi seçmişti.

O anlattı biz dinledik, o söyledi biz dinledik

Anılarla ve şarkılarla adeta zamanda yolculuğa çıktığımız konserde, şarkılar hep bir ağızdan söylendi. Kutlu Payaslı koroyu ve solistleri koltuğundan dikkatle izledi, oturduğu yerden bütün bedeniyle koroyu yönetti, her notaya bastı. Konser esnasında Filiz Başıbüyük bazı eserlerde şefliği Payaslı’ya teslim etti. Kutlu Bey solo olarak seslendirdiği eserlerde devleşirken izleyicileri yine kendisine hayran bıraktı. Bir yandan da kâh bir tamburun, kâh dargın dostlarını barıştırmasının hikâyesini dinledik kendisinden. Az değil, 87 yıllık hayatının 68 yılı sanatla iç içe geçmişti. Üstelik radyonun, gazinoların ve sonrasında da televizyonun en parlak olduğu zamanlarda sahnelerdeydi.

Todori’deki tambur

Müzeyyen Senar’ın Kabataş Setüstü’ndeki evinden Kutlu Payaslı’ya geçen ve yirmi beş yıl Payaslı’da kalan tamburun yolculuğu Todori’de son bulmuş. Selahattin Pınar’a ait olan bu tambur şimdi İstanbul’da, Fenerbahçe’deki Todori Meyhanesi’nde özel bir camekân içerisinde muhafaza ediliyor. Selahattin Pınar’ın tamburunun hikâyesini bana anlattığı zaman kendisine, İstanbul’a gittiğimde Todori’ye gidip tamburu ziyaret edeceğimin ve selâmlarını ileteceğimin sözünü vermiştim. Sözümü tuttum. Kutlu Bey’in selâmlarını ilettim.

Tambur hâlâ yerli yerinde duruyor ve mekâna anlam katıyor. Duvarlardaki Selahattin Pınar ve Afife Jale fotoğrafları ise bize derinden derinden, sessiz sessiz bir şeyler söylüyor. Malum, ‘Hicaz Makamında Bir Aşk Hikâyesi’ydi onlarınki…

Küsleri barıştırmak sevaptır

Sadettin Kaynak ile Vecdi Gönül arasında 20 yıl süren dargınlığı biraz tatlı numaralarla, biraz beyaz yalanlarla nasıl sona erdirdiğini ve iki büyük sanatçının birbirlerini kucaklamalarının kendisini nasıl mutlu ettiğini anlatırken o günlere dönüyor ve yine o hınzır, o muzip, o heyecanlı delikanlı oluyor.

Her şarkının bir hatırası

Kadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir
kadın gider ve bir şair doğar bundan
(Ben hangi kadından şair olduğumu bilirim) der Eylül şiirinin dizelerinde Haydar Ergülen.
Her şarkının, her yazının, her fotoğrafın bir anlamı oluyor kişi için. Bir yazıyı neden yazdığımı bilirim ben. Hangi duygularla klavyede gezinir parmaklarım bilirim. Unutmam.
Sahnede koro ve solo olarak Kutlu Payaslı eserleri seslendirilirken Kutlu Bey’in her mimiğinden şarkının bestelendiği zamanın izleri yansıyordu. O da unutmamıştı. Zaman zaman gözleri doluyor, zaman zaman sesi yükselip şarkıya eşlik ediyordu. Besbelli ki anılar sağanak gibi yağıyordu. Onun heyecanı ve duygusu hepimize geçti. Salon manâ doldu…

Kutlu Bey bestelediği 25 şarkı içinde hangisini hangi duygularla yarattığını kendisi biliyor. Lakin “Dudaklarında Arzu Kollarında Yalnız Ben” eserini sevgili eşi Tuncay Hanım için, “Kardelen” eserini de kızı Melda için bestelediğini biliyoruz.

Sanata Adanmış Bir Ömür kitabından “Kardelen”

“Şu ana kadar yaptığım besteciklerin her birini bir arkadaşıma, bir dostuma ithaf etmişimdir. Bu yüzden kızım bana hep kızar. Bursa’da karlı bir gün sevgili kızım Dr. Melda sabah 11:00 civarı “Size kahve içmeye geldim” dedi. Çok mutlu oldum. “Kızım böyle karlı bir havada ancak Kardelen çıkar” deyip, o günlerde üzerinde çalıştığım güftesi Hümeyra Aslantürk’e ait nihavent şarkımı kızıma armağan ettim. Kardelen şarkısını 4 Şubat 2014 tarihinde Bursa Uludağ Üniversitesi’nde verdiğimiz konsere, kızımın haberi olmadan koydum. Bütün koro bu konuda son derece ketum davranmış ve bu şarkının repertuvarda olduğunu kızıma hissettirmemiştik. Şarkının sırası gelince anonsu yaptım, besteleniş şeklini anlattım. Özellikle akıcı ve kolay ezberlenebilen nakarat kısmının provasını koca salona yaptırdıktan sonra eserin icrası muhteşem olmuştu. Zira olayın duygusal yönünü çok seven halk şarkıyı da kısa zamanda benimsedi. Bin 200 kişilik koro ile bu şarkıyı muhteşem bir ortamda seslendirmiş olduk. (Beste tarihi: 14 Mart 2008)”

Sanata Adanmış Bir Ömür kitabından Kutlu Payaslı

“27 Haziran 1936'da doğan Payaslı, ilkokula Amasya Plevne İlkokulu’nda başlamış, daha sonra babasının görevi dolayısıyla gittikleri Urfa’da üç ay kadar Cumhuriyet İlkokulu’nda devam etmiş, ortaokul hayatını Amasya’da tamamlamış, Amasya’da lise olmadığı için İstanbul Haydarpaşa Lisesi’ne gitmiş, liseyi burada bitirmiş, 1955 yılında açılan sınavla Ankara Radyosu’na girmiş, 1963'te koro şefliğine atanmış, sayısız konser yönetmiş, 1977–1989 yılları arasında TRT Ankara Merkez Repertuvar Kurulu üyeliği yapmış, 1979'da İzmir’e yerleşmiş ve Ege Üniversitesi’nde sekiz yıl süreyle öğretim görevliliği yapmış, 1968'de Ürdün Kralı Hüseyin tarafından verilen Liyakat Madalyası, 1971'de İstanbul Ekspres Gazetesi’nin verdiği “Yılın Erkek Şarkıcısı” ödülünü almış, 1998 yılında T.C. Kültür Bakanlığı’nca kendisine Devlet Sanatçısı unvanı verilmiş. Kutlu Payaslı, 1961 yılında evlenerek aile kurduğu Ankara Radyosu prodüktörlerinden Tuncay Gümüşoluk ile bir kız, bir erkek evlat sahibi olmuş. İlk bestesini “Bu Şarkı Senindir Dinle Sevgili” adıyla 1957’de yapan sanatçı, ilk solo performansını Ankara Radyosunda 3 Şubat 1958’de gerçekleştirmiş. 1963 yılında koro şefliğine başladıktan sonraki dönemlerde Anadolu’nun çoğu illerinde ve yurt dışında şef ve solist olarak konserler vermiş. 1971 yılında İstanbul Ekspres gazetesi okurları tarafından “Yılın Erkek Sanatçısı” ödülüne layık görülmüş. 1977 yılında Milliyet gazetesinin düzenlediği yarışmada “Gönül İsterdi ki Böyle Bitmesin” ve 1997’de “Sen Nisansın Daha Ben Sarı Eylül” adlı şarkılarıyla bestecilik ödülünü kazanmış. Ayrıca 1971’de Amman’da yönettiği TRT korosundaki başarısı nedeniyle Kral Naibi Hasan tarafından kendisine “Kevkeb-Sani Onur Madalyası” verilmiş. 1997 yılından sonra iki yıl TRT merkez repertuar, 1995–1997 arasında ise Merkez Denetleme Kurulu üyeliği görevlerini yürütmüş. 1979 yılının sonlarında İzmir’e yerleşen sanatçı, orada kurduğu tavuk çiftliğini on yıl işletmiş. Aynı dönemde Ege Üniversitesi Türk Müziği Konservatuarı’nda altı yıl repertuar, üslup/tavır ve ses eğitim dersleri vermiş. 1993–2000 yılları arasında TRT 1’de yaptığı “Gönül Bahçemizden” adlı program 1987 yılında Türkî Devletler Yayın Birliği tarafından “En Başarılı Müzik Programı” unvanını elde etmiş. Kutlu Payaslı’nın radyolarda yayınlanan 25 bestesi bulunuyor.”

Kutlu Payaslı’nın hayat yolculuğunun anlatıldığı “Sanata Adanmış Bir Ömür” kitabında okuyacağınız üzere onca yıl tüm meşakkatine rağmen epey renkli geçmişti. Çünkü tüm renkler Kutlu Payaslı’nın benliğinde yaşıyordu. Konser akşamında da gördük ki, tüm o renkler yerli yerinde duruyor ve onun içindeki rengârenk gökkuşağını yaşatmaya devam ediyor.
***
Nilüfer Belediyesi’ne, Nilüfer Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu’na ve Şef Filiz Furuncuoğlu Başıbüyük’e böyle bir değeri Bursalılarla, Kutlu Payaslı’yı da çok özlediği (Filiz Hanım’ın salona dönerek “Hocamızı çok özlüyoruz değil mi?” sözüne cevaben “Ben de sizleri özlüyorum” dediği üzerine ve benim de bir ara sorduğum “Sahneleri özlüyor musunuz?” sorusuna verdiği “Çok özlüyorum” cevabı üzerine) sahnelerle buluşturduğu için sonsuz teşekkürler.

Bu konser, vefa, sevgi, saygı ve teşekkür dolu bir konserdi…

Amasya Kutlu Payaslı Müzesi

Kutlu Bey geçtiğimiz günlerde memleketi Amasya’da kendi adına bir müze kurulduğunun haberini fısıldamıştı kulağıma. Ne güzel bir haber demiştim. Arşivini Amasya’ya yollamış. Evindeki arşiv şimdi artık o müzede yaşayacak. Yaşadığı yıllar ve ardında bıraktığı ölümsüz eserler ve doyumsuz anılar o müzede nefes almaya devam edecek.

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.