Ayvatoğullarıgiller

Canan EKİNCİ YILMAZ 30 Mart 2021 Salı, 20:13

Son zamanlarda erkekler arasında yeni bir profil türedi.

Giyimleri, tavırları, yaşantıları, saçları, fotoğraflardaki pozları ile bas bas "Ben de Nişantaşı çocuğuyum!" diye bağıran bir profil.

Dapdaracık ve üstten birkaç düğmesi açılmış, içeriden göğüs kıllarının fışkırdığı gömlekler, dapdaracık ve kısa paçalı pantolonlar, babet çorabı ile giyilen ama çorapsız giyilmiş hissi veren ayakkabılar, tepeye kabartılmış saç, gıdığa indirilmiş sakal, elde son model telefon, parmakta iri taşlı yüzük, kolda duvar saati gibi bir saat, gülmeyen bir surat, suratın yarısını kapatacak kadar iri güneş gözlüğü, gidilen mekanda markası görünecek şekilde içilen içki ve tüm bunlardan sonra, ki olmazsa olmaz, araba önünde çekilmiş havalı bir fotoğraf. Bazılarında da fazla parlak, fazla uyumlu ama doğal olmayan bir görünüş.

Kendilerini "muhafazakâr" olarak nitelendirilen bu kesimde erkekler böyleyken, aynı kesimdeki kadınlar da onlardan aşağı değil.

En pahalı eşarp, eşarp altında en yüksek saç ya da hotoz, en koyu makyaj, en dar pardesü, en yüksek topuklu ayakkabı, en "marka" el çantası, en pullu payetli, en parlak kıyafet, en iri taşlı yüzük(ler), en yüksek ve en geniş araba en belirgin özellikleri.

(Trafikte nasıl kuş serisi otomobillerden sakınıyorsanız, sosyal medya kapak fotoğrafında arabasının önünde verdiği pozu kullanan profillerden de sakınınız.)

Evler ona keza. En geniş arazi üzerinde, en az üç katlı, evin içindeki mobilyalar varaklı, duvarlar Arapça dua levhalarıyla, Osmanlı tuğralarıyla, tezhip ya da hat sanatı eserleriyle kaplı, yüksek bahçe duvarlarının üzeri iki metrelik branda ile daha da yükseltilmiş, önünde iki-üç lüks araç duran evler ihtişamlarına ihtişam katıyor.

Bunların hepsi, muhafazakarlıkla en ufak bir alakası olmayan, muhafazakarlığı kullanarak edinilmiş servetin göze sokulma görüntüleri.

Ve tüm bu görüntüler adım adım gelirken "dinime dokunma" sloganının ardına saklanarak geldi.

Alnının teri ile çalışarak kazanana ise sözümüz yok...

Bu bir çeşit moda

24 Mart 2012 tarihinde yazdığım Doğanın Kudretine Karşı Durmak yazımdan bir pasaj ile devam edelim:

"Peki ya şimdilerde toplumda oluşan yeni moda akımı için ne diyeceksiniz? Bu yeni moda giyinmenin hayatı algılama ve yaşama tarzıyla bir alâkası var mı sizce de? Altı kaval üstü şişhane misali gezen genç kızları siz de her yerde görüyorsunuzdur. Onlarla aynı cinsten olsanız dahi siz de bu ilginç görüntüye dönüp bir kez daha bakıyorsunuzdur. Benim diyen bir kişinin dahi giyemeyeceği kadar iddialı kıyafetler ve bir o kadar da iddialı bir makyajın üzerine kondurulan yine aynı iddiadaki baş örtüsüyle salına salına dolaşan kızların neyi yansıttığını bir türlü anlamış değiliz.

'Dinim böyle emrediyor' dese; 'E ama saçından gayrısını açmanı da emretmiyordur herhalde!' diyesim var. 'Kapanma özgürlüğü ve demokrasi var' dese; 'Kıvırıyorsun!' diyesim var. 'Bu da bir çeşit moda' dese, 'Amenna' diyesim var. En azından bu dürüst bir yaklaşım..."

Kürşat Ayvatoğlu

Bizler bu profilin yanlış bir profil olduğunu yazıp dururken, araç içerisinde buruna uyuşturucu çekme videosu ile bir anda gündeme düşen Kürşat Ayvatoğlu tüm yazdıklarımızın vücut bulmuş hali olarak karşımıza çıktı.

Bir "büro görevlisi" olarak tanıtılan henüz 27 yaşındaki Ayvatoğlu'nun lüks yaşantısı değme zenginde yokmuş. Ortaya saçılan fotoğraflardan anladığımız kadarıyla paraya para dememiş, "Ya Rabbi şükür!" demiş.

Uyuşturucu ile olan videosundan dolayı gözaltına alındığında verdiği ifadede, pipet ile burnuna çektiğinin uyuşturucu değil, pudra şekeri olduğunu söylemiş. (Küvetteki köpük banyosu görüntüleri için de pasta yaparken 'krem şanti'yi biraz fazla kaçırmışım diyebilir.)

Önce serbest bırakılan Ayvatoğlu daha sonra tekrar gözaltına alınmış.

Kastamonu Belediyesi'nin AK Parti'de olduğu döneminde, Kastamonu Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü olarak görev yapan Kürşat Ayvatoğlu, Kastamonu Belediyesi MHP'ye geçince kapağı Ankara'ya, AK Parti'nin kalbine atmış. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ'ın özel kalemi olarak (Hamza Dağ özel kalem iddiasını reddetti, büro çalışanı olduğunu söyledi) Ankara'da yaşamaya başlamış.

Ortaya çıkan video sonrası Kürşat Ayvatoğlu'nun AK Parti ile olan iş akdi feshedilmiş.

İtiraf: Pudra şekeri değil uyuşturucu

Ayvatoğlu'nun yeniden gözaltına alınmasının ardından kendisine ait olduğu belirtilen Twitter hesabından "Ailesi aracılığı ile kaleme aldığı açıklamadır" başlığı ile bir açıklama paylaşıldı.

Paylaşımda "Daha fazla güçlü görünürsem her kapının açılacağını düşündüm. Daha fazla nüfuz sahibi olma, olduğundan farklı görünme çabasıyla gücün yanında görünme, hükümetteki güçlü insanlarla fotoğraf vererek kendime yeni kapılar açma düşüncesi beni her gün başka bir yanlışa sürükledi. Ardından uyuşturucu batağına sürüklendim. Ticaret yapıyor olmama rağmen, AK Parti Genel Merkez'de bir işim olursa siyasi büyüklere daha yakın olursam daha güçlü olurum düşüncesiyle orada işe girmek için bütün koşulları zorladım. Maddi olarak ihtiyaç duymama rağmen partinin gücü için orada olmak istedim. Bu düşünce tarzı beni daha büyük yanlışların içine sürükledi" ifadelerini kullandı.

Sonradan görmek

"Hızlı koşan at çabuk yorulur" ya da "Yanlış hesap Bağdat'tan döner" atasözleri tam da bu profiller için geçerli.

İnsan basamak atlamak, hayatını daha iyileştirmek için çalışır haliyle. Başından göremediyse, ağzında gümüş kaşıkla doğmadıysa, çalışarak sonradan görmek ister. Ki herkesin yaptığı budur. Bu ne ayıp ne de günahtır.

Ayıp ve günah olan, parti ya da din gibi kimlikler kullanarak haksız makam ve kazanç elde etmek, hakkıyla çalışan insanların üzerine basarak geçmek, kibre kapılmak.

Basamakları adım adım, emek vere vere, ter akıta akıta çıkanların yapmayacağı şeyler bunlar.

Koşar adım, büyük bir para hırsıyla, hiçbir değere aldırış etmeden ama tüm kutsal değerleri kurnazca kullanarak çıkanlar ise soluğu duvarda alıyorlar.

Onları alkışlayıp elinden tutup tepelere çıkartanlar ise içeriğe değil, ekran görüntüsüne bel bağlıyorlar.

Sormuyorlar ki, bu kadar ekmeğe bu kadar köfte fazla değil mi?

Demiyorlar ki, tevazu ve muhafazakarlık bizim düsturumuzdur.

Hoş görüyor, hoş buluyor, alkışlıyorlar.

İhtimal ki hoş görmelerinin arkasında, aynadaki yansımalarının yattığını biliyorlar.

Zengin olmak, varlıklı olmak

Daha çok para sahibi olmakla zengin olunuyor belki ama parayı harcama yönteminiz sizin gerçek zenginliğinizi gösteriyor.

Soygun yapan bir hırsız çaldığı para ile pavyon kapatabiliyor mesela.

Ya da ürün hasadı yapan bir adam tüm yılının emeğini götürüp bir gecede gazinoda harcayabiliyor.

Kimisi işine gücüne yatırım yapıp kendisini bir adım daha ileriye taşıyor, kimisi de günlük zevkler peşinde ömür tüketiyor.

Ânı yaşamayı, anları çarçur etmek olarak görüyor.

Ne anların kıymetini biliyor ne de elindeki paranın.

Gianni Versace cinayeti

Netflix'te Versace'nin öldürülüş hikâyesinin anlatıldığı sekiz bölümlük mini diziyi izledim geçenlerde. (American Crime Story: The Assasination of Gianni Versace)

Filipinli bir baba ile İtalyan asıllı bir annenin son çocuğu olan Andrew Cunanan'ın seri katil olmasına giden yolda, hızlı para kazanmanın, yalanın, -mış gibi yapmanın, -mış gibi görünmenin, büyürken kendisine sunulan balon köpüğü dünyanın, sıkışmışlığın, çaresizliğin izlerini görürüz. Sosyopatlıkla ve seri cinayetlerle yürüdüğü bu yolun sonunda intihar vardır. Versace cinayetinin ardından yakalanacağını anladığında hapishanelerde sefil yaşamaktansa konforlu bir yatakta ölmeyi seçer.

Cunanan kısa hayatı boyunca hep başkalarının hayatına özenmiş, hayatına girdiği insanların kazançları ile onların hayatını yaşamak istemiştir.

Çalışmak onun için züldür.

O, dünyadaki her şeyi, bunun için vahşice insan öldürmek gerekse dahi, hak ediyordur.

Herkes onu sevmeli, beğenmeli ve takdir etmelidir...

Emeksiz yemek olmaz

Emek vermeden zengin olunamaz. Zengin doğulsa dahi zengin kalınamaz.

Ne acıdır ki ortaya çıkan yeni anlayışta emek verenler ve dürüstler "enayi", işini bilip her türlü numara ile oradan oraya sıçrayan çekirgeler ise "makbul". (Hoş, bizde Makbul ve Maktul bir anda yer değiştirebilir. Bknz, Pargalı İbrahim Paşa)

Liyakat ile işe alma gereksiz, parti kaydı ile işe alma elzem.

Eğitimliler "gıcık elit, sinir monşerler", kifayetsizler "bizim çocuklar".

Şeytan mı doldurdu?

Böyle diye diye doldurduğunuz o silah geldi sonunda sizi vurdu işte.

Şimdi arınma zamanı.

Doğru yola girme, içinizdeki asalakları ayıklama zamanı.

Ha, onu kim ayıklar, nasıl ayıklar, ayıklanınca elde ne kalır bilemem.

Milletin kanını emenlerden kurtulup, emmeye niyetlenenlere de sıkı bir ayar verin yeter.

Yetmez, yetmez, yetmez

Bakın artık bu kurnazlık devri gümbür gümbür gümledi.

Bu pisliğin temizlenmesi için iş akdinin feshedilmesi yetmez.

Biliyoruz ki bu çürümüş sistem içinde bir tane değil yüzlerce, binlerce Ayvatoğlu var.

O yüzden daha derine, daha derine, kuyunun dibine inmek lazım.

O kuyudan kimler kimlere su taşıdı ona bakmak lazım.

Kovaları elden ele geçiren eller kimlerin eli, kovalarda kimlerin parmak izleri var, hepsini ayrı ayrı sorgulamak lazım.

O ellerin hepsine işten el çektirmek lazım.

Temizlik, dürüstlük, hak, hukuk ve adaletin hak ettiği itibara kavuşması lazım...