SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Sağlık Bakanı biliyor değil mi? İnsanlarımız öldü!

Yazının Giriş Tarihi: 16.10.2015 08:27

Güle oynaya, türkülerle, halaylarla birlikte geldiğimiz insanlarımızı, aynı meydandan tabutlar içinde tekrar göndermek ve uğurlamak acısını bize yaşattılar ya!

Buraya kadar tamam, anladım! Görevlerini bir kez daha yaptılar.

Ama sonrasında yalan, çarpıtma, karartmalarını uygulamak için yayın yasakları koyarak gerçeklerin konuşulmasını bile engellemeye çalıştılar ya!

Hadi buna da tamam, anladım. Her zaman ki bildik yöntemlerini kullanmaya devam ediyorlar. Yeni değil yani.

Ama bu acılar içerisinde meslektaşım olan Sayın Sağlık Bakanı Müezzinoğlu eline geçirdiği her fırsatta patlamalardan sonra meydandaki yaralılara müdahale etmeye çalışan biz hekimleri suçlamaya başladı ya, işte bunu anlamakta zorlandım.

Bu durum, artık aklın sınırlarını aşan bir hali göstermek için çok vahim bir tarz! Hiç inandırıcı değil. Bir de ayıp ötesi.

Bugün yine Başbakan'ın Bursa mitinginde hem Sayın Başbakan hem de Sayın Sağlık Bakanı Ankara'nın merkezinde yaşanan bu katliam için "kendilerinden gayri" hemen herkesi suçlamışlar.

Dünyanın hemen her yerinde bu tür bir katliamda önce hükümetin sorumluluğu ve tedbirsizliği konuşulur ancak burası Türkiye, hükümet dışında herkes sorumlu ve suçlu. En çok da biz.

Patlamadan hemen sonra insani, vicdani ve mesleki değerlerle alandaki yaralılara yardım etmeye çalışan, tıbbi müdahale yapan hekimler suçluyuz. Her fırsatta öyle diyor Sayın Sağlık Bakanı.

Öyle ya, o alanda değildi, biz oradaydık. Doğal olarak en iyi o biliyor yaşananları!

Öyle ya, biz mesleki reflekslerimizle insani bir çabanın peşindeyiz, o ise özel hastanelerinin gelirlerinde.

Öyle ya, biz hekimiz, o ise politikacı. O hepimizden iyi bilecek!

Şimdi biliyorum ki Bursa medyasından bir "Allah'ın kulu" iki satır cümle kurmayacak bu haksızlık için.

Ne de olsa memleket seçim ahvaline girdi ve artık medya iktidara çalışacak.

"Ama ben anlatmazsam/anlatamazsam dert olur. Anlatsam çare değil, anlatmasam yürek razı değil biliyorum. Ama bu kadar da olmaz ki!" diye düşünürken Ankara Tabip Odası'nın açıklaması düştü iletilerin arasına.

Oradaydık, Ankaralı meslektaşlarım ordaydı. Belli ki bu kadar acının arasında Sağlık Bakanı'nın bu kadar pervasız ve rahat çarpıtmaları onların da sabrını zorlamış ve anlatmışlar olan biteni.

Sahi bir Sağlık Bakanı olarak Müezzinoğlu biliyor değil mi? İnsanlarımız parçalanarak öldü.

Tamam, yine vekil ol, tamam ve hatta bizim şehrimizden seçil ama hekimlik mesleki değerlerini de arada hatırla lütfen.

Biz sana vekil olma, bakan olma demiyoruz ki! Arada hekim olduğunu unutma diyoruz. O kadar yani.

ANKARA TABİP ODASI AÇIKLAMASI

10 Ekim 2015 günü Türkiye tarihinin en vahşi ve alçak saldırılarından biri yaşanmıştır. Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi için toplanan insanların arasında patlatılan iki bomba 100 civarında yurttaşımızı öldürmüş, 400'den fazla yurttaşımızı yaralamıştır.

Alanda bulunan hekimlerin ve sağlıkçıların hemen başlayan müdahalesinin can kaybının daha fazla olmasını önlediği muhakkaktır.

Türk Tabipleri Birliği ve Ankara Tabip Odası ilk dakikalardan itibaren can kaybının asgaride tutulması için gerekli tutumu takınmıştır. Oluşturulan kriz masası ile süreç anlık olarak takip edilmiş, yöneticiler ve oda üyeleri yaşanabilecek olası kargaşanın önlenmesi, gereksinimlerin belirlenmesi amacıyla hastanelerde saatlerce uğraş vermişlerdir.

Yaralıların ambulanslarla taşınması sırasında ve hastanelerde hekimler ve sağlık çalışanları olağanüstü bir dayanışma, özveri ve çaba ile onların yaşama tutunmasını sağlamaya çalışmıştır. 10 Ekim 2015 hem emek, barış ve demokrasi talebine olan bu vahşi saldırı, hem de ardından yaşanan olağandışı tıbbi durumun hastaneler, hekimler ve hekim meslek örgütleri tarafından muazzam yönetimi açısından unutulmayacak bir gün olarak ülkemiz tarihine geçecektir.

14 Ekim 2015 gecesi bir televizyon kanalında Sağlık Bakanı Sayın Mehmet Müezzinoğlu Ankara Tabip Odası'nın olay günü üyelerine gönderdiği sms ile gereksiz bir kan bağışı anonsu yaptığını, bunun bir provokasyona destek anlamına geldiğini ifade etmiş, bizi can kaybına vesile olan bir ortam yaratmakla suçlamıştır. Kan bağışı çağrımızın, yoğun bağışçı talebiyle kaos ortamı yaratarak yaralıların tedavisini aksatmayı ve bu yolla can kaybını artırmayı amaçladığı ima edilmektedir.

Sayın Bakanı bu talihsiz beyanı nedeniyle kınıyoruz.

Ankara Tabip Odası 10 Ekim 2015 günü aldığı 0 Rh(-) kan gereksinimi duyumu üzerine hastaneleri aramış, İbni Sina Hastanesi Kan Merkezi'nde böyle bir gereksinim olduğunu öğrenmiş, bunun üzerine saat 12.19'da üyelerine 0 Rh(-) kan ihtiyacı olduğunu, kan vermek isteyenlerin İbni Sina Hastanesi Kan Bankası'na başvurması gerektiğini belirten bir kısa mesaj göndermiştir.

Sayın Bakan halkı yanıltmakta ve hekimlerin saygın meslek örgütü Türk Tabipleri Birliği ve Ankara Tabip Odası'nın itibarını azaltmayı amaçlamaktadır.

Öncelikle ATO'nun kan bağışı çağrısı bütün hastanelere ve bütün kan gruplarına yönelik değildir. Çağrı sadece İbni Sina Hastanesine yönelik olarak yapılmıştır.

İkinci olarak çağrı sadece 0 Rh (-) kan grubuna sahip odamız üyesi hekimleri ilgilendirmektedir. Sayın Bakan çok iyi bilmektedir ki 0 Rh (-) kan az bulunan, bu tür toplu yaralanmalarda en çok gereksinim duyulan bir kan grubudur.

Sayın Bakan çok sayıda yurttaşın bu çağrı üzerine hastanelere akın ettiğini ve bu durumun kaos yarattığını ileri sürmüştür. Oysa söz konusu mesaj sadece ATO üyesi hekimlere gitmiştir ve bu mesajı alan hekimlerden uygun kan grubuna sahip olanların hepsinin İbni Sina hastanesine kan bağışı için başvurduğu varsayılsa bile bu sayının orada bir kaos yaratmayacağını aritmetik bilen herkes kolayca tahmin edebilir. Nitekim araştırmalarımız İbni Sina Hastanesinde kan bağışı başvurusundan kaynaklanan ve yönetilemeyecek bir durumun yaşanmadığını göstermektedir.

10 Ekim günü hastanelerde olan arkadaşlarımızdan edindiğimiz bilgiler gerçekten de çok sayıda yurttaşın kan gereksinimi olabileceği öngörüsüyle kendiliğinden hastanelere kan bağışı yapmak için başvurduğunu gösteriyor. Sayın Bakan bunun kendi sorumluluğunda olan, bakanlıkça yönetilmesi gereken ve böylesine fazla sayıda ölü ve yaralıya yol açan katliamlarda beklenmesi gereken bir tepki olduğunu biliyor olmalıdır. Bunun yönetilememesinden ileri gelen bir sorun oluşmuşsa ki gözlemlerimiz bu durumun sağlık hizmetine olumsuz bir etkisinin olmasına izin verilmediği yönündedir, bakanlık nedeni başkalarında değil kendisinde aramalıdır.

Yine gözlemlerimiz o gün çeşitli hastanelerde bizzat Bakanlığa bağlı sağlık personeli tarafından vatandaşlardan kan bağışı istendiğini ortaya koymaktadır. HaberTürk kanalında yer alan bir haberde örneğin Numune Hastanesi'nde hemşirelerin kan bağışı çağrısı yaptığı muhabir tarafından anlatılmaktadır (kaynak 1). Anlaşılan odur ki Sayın Bakan, alandan yeterli bilgi alamadığından olsa gerek gerçek gereksinimleri veya yaşananları değerlendirememektedir.

Sayın Bakan, eksik ve yanlış bilgilerle, hekimlerin saygın meslek örgütünü yıpratmaya, itibarını zedelemeye uğraşmaktadır. Her adımını dikkatle atan hekim örgütümüz, kendisine yöneltilen amaçlı ve asılsız suçlamalarla mücadelesini her platformda sürdürecektir.

@bulentaslanhan