SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Ölüm siyasetine karşı yaşamı savunacağız

Yazının Giriş Tarihi: 02.11.2014 02:26

İş kazaları (siz bunu cinayetleri diye okuyun), elli hatırlı kişinin girişimi ile açılan ve emekçilerimize mezar olan madenler, bu cinayetlere müdahale etmek yerine "pişkince" izleyen bir hükümet, yeniden tırmanan şiddet eğilimleri, halkın inançlarını istismar ederek İstanbul'da bir avuç kalmış yeşil alanları ticarileştirme çabaları ve direniş, hemen yanı başımızda Kobeni-IŞID vahşeti derken yine karanlık günler başladı.

Oysa ülkemiz toprakları kana doydu, cinayetlere doydu, şiddete doydu.

Dünyanın kaç ülkesinde bu kadar dar zamanda bu kadar acı yaşanır bilinmez.

Ama toplum olarak üzülmekten-kahrolmaktan yorulduk.

Bu siyasal iklimde ülkemizin hekimlerinin meslek örgütü olan Türk Tabipleri Birliği kongresini gerçekleştirdik. Hafta sonu Ankara'da kongremizde bir dizi gündemi tartıştık ve yemek arası öncesi kaygılarımızı dile getiren bir açıklama ile hekimlerimizin duygusunu paylaştık.

Açıklamayı TTB Merkez konseyi Başkanı Dr. Bayazit İlhan, 65. Büyük Kongresinin ortak duygusu olarak yaptı ve şöyle seslendi:

"İnadımız inat! Ölüm siyasetine karşı yaşamı savunacağız!

Bugün burada ülkemizin dört bir yanındaki Tabip Odalarından gelen hekimler olarak sağlık alanının sorunlarını, sorunların çözümü için atılması gereken adımları tartışmak, kendimize görevler çıkarmak üzere toplandık. Ama Türkiye'nin içinde bulunduğu durum bizi bundan alıkoyuyor.

Çünkü barışın, huzurun olmadığı, çatışmanın hüküm sürdüğü, her gün doğal olmayan yollarla sayısız insanın öldüğü bir yerde başka hiçbir gündeme yer kalmıyor. 

Ülkemizde ölüm siyaseti şiddet kusmaya devam ediyor. Gün geçmiyor ki iş cinayetleri, silahlı çatışmalar, gösterilerde insanlarımız katledilmesin...

Memlekette madenler, şantiyeler, tersaneler, yollar toplu işçi mezarlarına dönüşmüş vaziyette; öyle ki çöken madenlerden cenazelerimizi dahi çıkaramıyoruz.

Soma'dan Şişli'ye, Ermenek'ten Yalvaç'a Türkiye'nin dört bir yanında işçiler can veriyor. Başka ülkelerde her biri hükümet götüren bu katliamlar bu topraklarda değil bakan, genel müdür; bir şube müdürünü bile yerinden etmiyor. Bir küçücük mahcubiyet dahi duymadan çıkılıyor yaslı anaların, evlatların karşısına.

İsyan ediyoruz bu pervasız tutuma!

Kimsenin-muhtemelen yazarının da-anlamadığı Stratejik Derinlik kitabından savaş çıktı, katliam çıktı, IŞİD çıktı, terör çıktı.

Şengal'de, Kobane'de ve tüm bölgede tarihte benzerine az rastlanan bir vahşiler sürüsü kol geziyor ve onun kucağına itilen, canları pahasına yurtlarını savunmak zorunda bırakılan, onur savaşı veren bölge halkları!

Çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek yüzlerce belki binlerce Kürt, Ezidi, Türkmen, Arap, Alevi katledilirken bu katliamlara destek veren ve her türlü insani yardımı esirgeyebilen bir kötülükle karşı karşıyayız.

İsyan ediyoruz bu kan siyasetine!

Anayasal bir hak olan demokratik eylemlere "misli ile müdahale edilerek" canından edilen insanlarımızın da, izin sırasında sokak ortasında katledilen askerlerimizin de acısı taze...

İsyan ediyoruz bu acımasızlığa!

İnadımız inat!

Ülkemizde ve bölgemizde yürütülen ölüm siyasetine ve onun en önemli aracı olan sistematik şiddete karşı bizler, bu ülkenin hekimleri hep birlikte, kol kola, omuz omuza yaşamı savunmaya, yaşamdan yana saf tutmaya devam edeceğiz.

İnadımız inat!

Bu topraklarda yaşayan herkesin eşit, özgür, barış içinde, huzur içinde, sağlıkla yaşaması için üzerimize ne düşüyorsa yerine getireceğiz."

Evet, sadece hekimlerin çabası çok yetersiz kalacaktır ama üzerimize ne düşüyorsa ölüme karşı yaşam kazansın diye yerine getireceğiz.

twitter.com/bulentaslanhan