SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Nasıl bir CHP?

Yazının Giriş Tarihi: 04.02.2013 11:55

Bir ucu ırkçılığa, bir ucu "ulusalcılığa" (neyse artık bu), bir ucu toplumculuğa giden değerlendirmeler sürüyor.

Söylendiğine göre CHP "rota saptamakta" zorlanıyor. Doğrudur.

Niyetim bu tartışmalarda "bir çok bilen" beyanlarında bulunmak değil.

Yeteri kadar bunu yapan var nasıl olsa.

Bırakalım ulusal medyadaki değerlendirmeleri, yerel medya düzeyinde bile CHP'ye "yol gösterenlerin" sayısı artmaya başladı.

Şimdi önümüzde üç seçim var.

Seçimlere ana muhalefet olarak CHP hangi "eksende" girecek meselesinde hemen herkes kafa yormaya başlamış.

Yerel basında bunun örnekleri başladı bile.

Dün Olay Gazetesi'nde sevgili Yusuf Kayışoğlu bunu tartışmaya başlamış. Mudanya seçimleri için "parti büyüklerinin" görüşlerini sıraladıktan sonra değerlendirmesini sonuçlandırmış. Şöyle düşünmüş;

"CHP'deki iç çekişmelerin temelinde bir kere tanımlama sorunu var.

Aidiyet sorunu var.

CHP, kendisini sosyal demokrat bir parti olarak tanımlamış olmasına rağmen içinde bu tanıma mesafeli duran çok sayıda üyesi var.

Bir de...

Kendisini partinin önünde görenlerin varlığı bu iç çekişmeleri hararetlendiriyor.

İktidar düşü gören CHP'liler bilmeliler ki, iyiden iyiye sağa yaslanmış seçmenin sola bakışının törpülenebilmesi için CHP'nin önce kendi içindeki sivrilikleri törpülemesi gerekiyor."

Özetle; ben bu değerlendirmeden şunu anladım.

"Toplum sağa kaydı, siz de sağa kayın. İçinizdeki "sol" sivrilikleri "törpüleyin. Turhan Tayanlar'ı çoğaltın. Sol olmakla oy kazanamazsınız. Akıllı olun "sağ olun". Yoksa sağa yaslanmış seçmen yüzünüze bile bakmaz. "

Bu yeni bir politik hat değil aslında. Çok denendi. Bir işe yaradığı çok tartışılır.

Baykal'dan bu yana değişik versiyonları deneniyor ama olmuyor.

Sevgili Yusuf bunları bilmiyor mu? Elbette biliyor.

Kolaycılık başka bir şey tabi.

Sağın popülist, rantçı, çıkarcı, faydacı, günü-birlik, samimiyet ve toplum yararından uzak politik hattını "rota" diye önermek elbette rasyonel görünebilir ama buna çözüm demek zor.

Sol olmak ise zor.

Şimdi yine "medyaya ve köşe yazarlarına sardırdı" eleştirilerinin muhatabı olmak niyetinde değilim.

Ne desem, ne yazsam, diye düşünürken, posta kutuma bir ileti düştü.

Ankara'da bir grup arkadaş CHP'de yaşanan son gelişmelerden sonra oturup akıl-fikir yürütmüşler. Kendi aralarında tartışmışlar. Sonuçta bu çabayı bir "metin" ile paylaşmaya karar vermişler.

Tartışmalarında, "sağcılaşalım", "törpüleyelim" anlayışları olmamış.

"Daha "sol bir CHP" ihtiyaçtır" demişler. Öyle, dolaylı Turhan Tayan, Sinan Aygün, Aytuğ Çıray tarifi falan da yapmamışlar.

Bunu da tartışmak gerekli. Kim bilir? Belki de çıkış buradan olabilir. Diğerini çok denedik çünkü. Bence değerli bir tartışma. Sadece Ankara'da değil. CHP'ye medyadan şekil verdirmeleri bir kenara bırakıp Bursa'daki CHP'liler de tartışsa "hayırlı olur" diye aklıma geldi. Kim bilir, yararlı olabilir. Belki sevgili Yusuf katılamayabilir ama iyi bir "rota" olabilir.

Şöyle demişler:

CHP kamuoyuna...

30 OCAK 2013 tarihinde bir araya gelen, Ankara'nın farklı ilçelerinde CHP içinde siyasette emek veren bir grup arkadaş olarak yürüttüğümüz tartışmalar sonucunda, aşağıdaki metni Türkiye genelinde CHP üyesi partililerimizle paylaşmayı ve bu düşünce etrafında;

CHP'de SOL BİRLİK adı altında partimize güç vermeyi kararlaştırdık. Türkiye genelindeki CHP'lilerle, partimiz içerisinde sol birlik yaratarak, partimizin İKTİDAR yürüyüşüne katkı sunmaya çalışacağız.

NASIL BİR CHP, NEDEN CHP İKTİDARI

Cumhuriyet'in kuruluşunda emperyalizme karşı ulusal bağımsızlık savaşı yürüten liderler ve öncü kadrolar; aydınlık yarınları oluşturabilmenin sadece rejimi değiştirerek mümkün olmayacağını görmüşler ve cumhuriyetin getirdiği özgürlükleri, bağımsızlığı, eşitliği, devrimciliği, ilericiliği yarınlara taşımak ve sürdürülebilir kılmak amacıyla Cumhuriyet Halk Partisi'ni kurmuşlardır.

CHP emperyalizme karşı bağımsızlık savaşını veren kadroların partisi olarak Anadolu'da aydınlanma hareketini başlatan partidir.

Bu aydınlanma süreci zaman zaman kesintiye uğramıştır. Emperyalistler ve onların yerli işbirlikçileriyle cumhuriyet ve onun kazanımları başarısız kılınmıştır. Bu kesintilerin en önemlisi 12 Mart ve 12 Eylül askeri faşist darbeleridir. Emperyalizm 24 Ocak kararlarını uygulayamayınca, 12 Eylül askeri faşist darbesi ile neoliberal politikaları hayata geçirebilmek için baskı ve şiddeti yaşamın bir parçası haline getirmiştir. Emekçi halkımız üzerinde diktatoryal bir baskı kurulmuş, devrimciler, demokratlar, yurtseverler işkence tezgâhlarından geçirilmiş, bazıları idam edilmiştir. Birçok aydın, sendikacı ve siyasetçi cezaevlerine atılmıştır.

Üniversitelerin özerklikleri ellerinden alınmış bilim tam bir sömürü çarkına sokulmuştur. Yer altı ve yer üstü kaynaklarımız emperyalist tekellerin kullanımına sunulmuş, kamusal değerlerimiz tek yok edilmiştir.

Bu süreç mevcut AKP iktidarı eliyle de devam ettirilmektedir.

Artık yeni bir dönemi birlikte başlatmalıyız!

CHP'liler olarak; devrimci, demokratik ve çağdaş sol değerleri geliştirmek, militarizme, ırkçılığa ve emperyalizme karşı mücadelenin ön saflarında yer almak zorundayız. Misyonumuzun gereği budur.

Bizler; din, dil, mezhep, ırk, bölge ve cinsiyet üzerinden politika yapanlara karşı özgürlükleri savunarak, çağdaş demokrasinin geliştirilmesini hedefliyoruz.

Bizler, CHP'de emeğin temel değer sayıldığı, ülkemizin sosyal demokrasisinde çok önemli yeri olan Bülent Ecevit'in dediği gibi "toprak işleyenin, su kullananın" anlayışının hayata geçirilmesi gerekliliğini savunuyoruz. Siyaseti kariyer veya ekonomik çıkarları için değil, halkımızın çıkarları ve sosyal demokrasinin tüm yaşamımızda hayat bulması için yapmaktayız.

Bizler, gerileyen emek örgütlenmesinin önünü açacak politikalar geliştirilmesinden yanayız.

CHP'de kişi ya da grupların hâkimiyeti değil, tabandan parti yönetimine kadar, tüm birimlerinde demokrasinin hâkim olması gerektiğine inanıyoruz. Halka rağmen siyaset değil halkımızla birlikte geliştirilen siyaseti önemsiyoruz. Halkımızın siyasete katılımını sağlamak için partinin demokratik işleyişini olmazsa olmaz görüyoruz.

CHP iktidar yürüyüşünü bugünden başlatmalıdır!

2002'den bu yana iktidarda olan AKP, izlediği iç ve dış politikalarla ülkemizi belirsiz bir noktaya doğru taşımaktadır. AKP iktidarı ile birlikte devlet el değiştirmiştir. Cumhuriyet, 1923 Cumhuriyeti değildir ve siyasal İslam devletin bütün kurum ve kuruluşlarına sirayet etmiştir. Laiklik fiili olarak yok edilmiş durumdadır.

AKP aydınlık Türkiye'ye ve cumhuriyete yakışmayan padişah anlayışıyla yönetimi hâkim kılmaya çalışmaktadır. Günümüz siyasetinde statükonun temsilcisi ve uygulayıcısı AKP'dir.
CHP devrimci atılımları, dönüşümleri savunan ve statükoyu parçalayan parti olmak zorundadır.

Ülkemizin demokratikleşmesinde, hukukta, eğitimde, sağlıkta, çalışma hayatında, sosyal devlet olmada ve ekonomide, Kürt meselesinin çözümünde, laikliğin uygulanmasında ve eşit yurttaşlıkta, komşularımızla barışın yeniden tesis edilmesinde CHP öncülüğünde sol bir iktidara ihtiyaç vardır.

Kürt sorununun demokratik çözümünde en önemli gücün CHP olması gerektiğine inanıyoruz. CHP'nin içinde olmadığı bir çözüm kalıcı bir çözüm olamaz. Bu nedenle, CHP Kürt sorununun çözümünde aktif rol almak durumundadır. CHP, cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Kürt sorunu ile iç içedir. CHP; siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin, sendikaların, kanaat önderlerinin katılımı ile "Türkiye Barış Konferansı" düzenlemelidir. Buradan çıkacak olan toplumsal uzlaşma ve mutabakat metni ile Kürt sorununun demokratik ve kalıcı olarak çözülmesi için adımlar atmalıdır.

Sokağa çıkan CHP büyür!

Her dört kişiden birinin oyunu almış olan partimiz CHP, iktidarı istediğini hissettirmede ciddi bir inandırıcılık sorunu yaşamaktadır. CHP'nin öncelikle iktidar perspektifi ve politikalarıyla mevcut iktidarın alternatifi olduğuna çoğunluğu inandırıcı adımlar atması gerekmektedir. Bunun yolu da güçlü bir siyasal duruştan ve söylediklerine inanan siyasal kadrolardan, merkezden başlayarak ilde, ilçede, beldede ciddi kadrolar oluşturmaktan geçmektedir. Birinci adım, son kurultayda "sonuç bildirisi" olarak yayınlanan "Demokrasi ve Özgürlük Bildirisi"ni partimizin hâkim politikası haline getirmektir.

Kurultay "sonuç bildirisini" hâkim politikamız yapalım!
Bu konuda yeni bir söylemden çok, bu bildiriyi esas alarak politikaları derinleştirmeye, günlük hayata ve halka taşımaya ihtiyaç vardır. Kurultayın "Demokrasi ve Özgürlük Bildirisi" bu ihtiyaca genel olarak cevap vermektedir. Bu bildiri reformist, dönüşümcü ve şu anki Türkiye koşullarında "devrimci" bir bildiridir. Bildirinin başlıkları:

Türkiye'de özgürlükçü ve çoğulcu demokrasi kurulmalıdır. Parlamenter sistem güçlendirilmelidir.

Yargı bağımsızlığı sağlanmalıdır.

 Laiklik korunmalı ve geliştirilmelidir.

 Sivil yönetimin üstünlüğü sağlanmalıdır

 Yerel yönetimler güçlendirilmelidir.

 İfade, basın ve sanat özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmalıdır.

 Örgütlenme özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmalıdır.

 İşkence ve kötü muameleye son verilmelidir. Toplantı ve gösteri özgürlüğü tam olarak sağlanmalıdır.

 Kadın hakları saldırılara karşı korunmalı ve geliştirilmelidir.

 Yurttaşların iletişim özgürlüğüne ve özel yaşamlarının gizliliğine saygı gösterilmelidir.

 İnsan haklarına aykırı tutukluluk rejimine son verilmelidir.

 İnsan hakları ihlallerinin ve faili meçhullerin kararlılıkla üzerine gidilmelidir.

 Terör suçlarının tanımı yeniden yapılmalıdır. Toplumsal sorunlar barışçıl yöntemlerle çözülmelidir.

 Özgürlükçü ve sorgulayıcı bir eğitim sistemi oluşturulmalıdır.

 Üniversiteler özerk, akademisyenler özgür olmalıdır.

 Güçlü sosyal devlet ile toplumun tüm kesimlerinin özgürlüklerden eşit şekilde yararlanması sağlanmalıdır.

 Türkiye, bölgesinde barış kurucu, güven veren, lider ülke olmalıdır'' şeklindedir.

Yukarıdaki "ortak söylemde" buluşan partimiz için ikinci adım, partinin yeniden yapılanması ve vizyonunu güncelleyerek eksiksiz örgütlenmesidir. CHP gibi büyük bir partide kuşkusuz farklı eğilimler olacaktır. Ancak önemli olan partinin iktidara yürüyen ortak bir algı yaratmasıdır.

Katılımcı bir CHP şart!

Bunun için, parti içi seçimlerde blok liste yerine çarşaf listenin zorunlu hale getirilmesi, milletvekilliği, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve il genel meclis üyeliği gibi adaylıkların üyelerin tamamının katıldığı ön seçimlerle belirlenmesi, genel merkeze tanınan kotanın %15'den en aza çekilmesi gereklidir.

CHP'de sosyal demokrat, katılımcı, eşitlikçi siyaset anlayışının geliştirilmesi partinin iktidarını ve parti içi demokrasinin gelişmesini sağlayacaktır. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun dediği gibi "Cumhuriyet Halk Partisi solcuların, dil, din, mezhep, ırk, renk ayrımı gözetmeksizin çalışanların ve hayatı yaratanların, devrimcilerin partisidir."

Bütün dünyada sol aslına dönerken, sol değerlere sahip çıkarak yeni bir yükselme dönemi yaşarken, bizde ise muhtemelen siyasal İslam'ın her gün biraz daha artan etkisiyle, CHP'de sol değerlere karşı ciddi bir direnç olduğu algısı yaygın halde hissedilmektedir. Partinin genel ruhunu devrimcileştirmek gerekirken, "ortak akıl" ve "Türkiye gerçeğinde reel politika" söylemleriyle frene basma eğilimi öne çıkmaktadır.

Çağdaş sol değerler bizi iktidara taşır!

Bizler CHP'de kurultay sonuç bildirisine uygun bir ortak söylemin yaratılmasının, buna uygun üye, örgüt, program ve yönetim yapısının şekillendirilmesini istediğimiz için bu açıklamayı yapıyor ve CHP üyelerini partinin kendi açıkladığı reformist, dönüşümcü ve son tahlilde devrimci olan politikalara sahip çıkmak için aktif rol almaya davet ediyoruz.

Çünkü biz biliyoruz ki;

İktidarı istediğini hissettirmeyen, halka güven veren tarzda siyaset yapmayan, insan ilişkilerinde güven ve dayanışmayı esas almayan bir güç kitleler nezdinde de inandırıcı olamaz!

Devrimci, demokratik ve çağdaş sol değerleri geliştirmek, militarizme, ırkçılığa ve emperyalizme karşı mücadelenin ön saflarında yer almak, din, dil, mezhep, ırk, bölge üzerinden politika yapanlara karşı özgürlükleri savunmak, çağdaş demokrasinin geliştirilmesini önemsemek, kadınları, gençleri ve farklılıklarımızı zenginliğimiz sayarak toplumsal kesimlerin temsilini sağlamak zorundayız.

Çevre ve doğa dostu CHP ile;

Özgür akan dereler, kirlenmemiş denizler, yaşamımıza yaşam katan ormanlar, sağlıklı, doğal ve güvenli gıda, çeşmemizden akan temiz su, geceyi aydınlatan ışık, güvenli ve sağlam yapılar, gezdiğimiz parklar, çevreye duyarlı sanayileşme, sevdiklerimize kavuşturan yollar, çocuklarımıza, torunlarımıza ve geleceğimize borcumuzdur.

Bu görüşler ışığında mücadelemiz önündeki engelleri aşacağımıza ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni iktidara taşıyacağımıza inanıyoruz.

CHP iktidarıyla, Karanlığa Karşı Özgür ve Demokratik Türkiye yaratabiliriz.

CHP iktidarı; Emeğin, Demokrasinin ve Halkın iktidarı olacaktır.

Bu ilke ve inanç içinde olan arkadaşlarımızı, halkın iktidar mücadelesine katılmaya davet ediyoruz.

CHP'YE DAHA FAZLA SOL GEREK.

TÜRKİYE'YE SOL GEREK, SOLA İKTİDAR GEREK.