SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Evde olmayan camiye caiz değildir!!!

Yazının Giriş Tarihi: 22.10.2012 13:28

Sanırım evde çoluk-çocuğun rızkını sağlamadan, toplumsal yardımlar yapmaya çalışmayın anlamında kullanılıyor. Önce bir ev halkının karnını doyur sonra bakarsın, "hayır" işlerine anlamında bir söz olsa gerek.

Aslında bu yazının başlığı "Dünyanın Bütün Yaşlıları Birleşin!" de olabilirdi. Kararsız kaldım sizin anlayacağınız. Böyle başlamış oldum.

Şimdi nerden çıktı bu diyeceksiniz. Aslında haberi okuyunca hem öfkelendim, hem de kıskandım.

Habere göre; Uluabat Gölü çevresindeki Kömürcükadı-Derekadı-Karaorman bölgesinde 22 bin dönümlük alan için prensip anlaşmasına varılmış. İlk etapta 5 bin kişilik bir kent oluşturulacakmış. Hedef ise 100 binmiş...

Kimin için?

Finlandiyalı yaşlılar için.

Kıskançlık neden?

Nilüfer Belediyesi Meclis üyeliğim döneminde bir "danışma kurulu" oluşmuştu. Bu kurulda Belediyenin beş yıl için yürüteceği projeleri değerlendiriyor ve projelerle ilgili sorumluluklar alıyorduk.

Ben de bir kaç projenin sorumluluğuna talip olmuştum.

Bunlardan birisi "Kamp- karavan konaklama merkezi" (sanırım bu proje yürüyor), diğeri de "Yaşlılar Köyü Projesi" idi.

"Yaşlılar Köyü" için için de psikiyatri uzmanı, fizik tedavi uzmanı, geriatrik bakım konusunda çalışmış uzmanlardan bir heyet kurmuş ve çalışmaya başlamıştık.

İnternet aracılığıyla dünyadaki yaşlılar köylerini incelemiş ve bize uygun bir modeli olgunlaştırmaya çalışmıştık.

Ülkemizde yaşlıların bakımı, genellikle evlerde ya da huzurevlerinde yapılmaktadır.

Huzurevleri insanda hep bir hüzün oluşturur.

Binalara sıkışmış bir yaşlı bakımından, tek katlı özel odalardan oluşmuş, içinde fizyoterapi merkezleri, sağlık merkezleri, hobi odaları, sosyal donatıları, yürüyüş yolları olan insancıl bir yaşlılar köyü yaratarak ülkemizde örnek bir yaşlılar bakım akımı yaratmak istemiştik.

İzmir Yolu üzerinde Nilüfer Belediyesi'ne ait 28 dönüm bir yeri seçerek çalışmaya başlamıştık.

Sürdürülebilirlik açısından önemli tartışma başlıklarımızdan birisi de "finasmanı nasıl yürütülecek?" meselesi olmuştu.

Uzun uzun tartıştık bu başlığı.

Sonuçta proje kredisi bularak belediye kaynakları ile yaşlılar köyünü yapabiliriz.

Devamı açısından emekli maaşlarının bir kısmı karşılığı yaşlılarımızın bakımının yapılabileceği ve emeklilik maaşı olmayan yaşlılarımız için de bir "dayanışma mekanizmasının" yürüyebileceği şeklinde bir sonuca ulaşmıştık.

Bu tartışma sürerken danışma kurulumuzdaki bir arkadaşın - hadi ismini de vereyim bizim Mehmet Kartal'ın - ilginç bir finasman sistemi önerisi olmuştu.

"En yaşlı toplumlardan birisi Japonlar. Hem Japon yaşlılara bakalım hem bizimkilere, böylece finasmanı Japonlar'dan sağlarız", türünden bir öneriydi sanırım. Geçmiş gün böyle hatırlıyorum özetle.

O dönemde bu öneriye gülmüştük ve ben "Anadolu'da bir laf vardır. Evde olmayan, camiye caiz değildir, derler. Bizim yaşlılarımızın bakımı için yeterli konfor şartları oluşturamamışız, bir de Japonlar'a bakmamız mı eksik kaldı", demiştim.

Sonuçta bizim yaşlılar köyü projesi yarım kaldı.

Hani Ahmet Kaya'nın bir şarkısında geçer ya, okulu yarım bırakma hikayesi olarak "matematik bize ağır geldi, biz başka havadaydık" der ya. Benzer bir ruh haliyle Meclis üyeliğinden ayrılmış olduk ve proje yarım kaldı.

Kim bilir belki de sürüyordur. Bilemiyorum.

Şimdi güldüğümüz konu "Sağlık Turizmi Ticaretinin" bir parçası olmuş. Ancak Japonlar için değil Finlandiyalı yaşlılar için.

KENTİN CEO'SU , KENTİ PAZARLAMAYA DEVAM EDİYOR

Biliyorsunuz termal turizm açısından Bursa Valiliği tarafından Dağyenice'de yürütülen proje kentimizin yerel medyasında büyük destek bulmuştu. Aslında Dağyenice termal turizmi adı altında kentin bir bölümünün Araplar'a satılacağını biliyoruz ama dert değil.

Bu projedeki "emekleri" nedeniyle Bursa Valisi Şahabettin Harput'a bir kısım yerel medya tarafından "valla Bursa'nın CEO'su gibi çalışıyor" türünden övgüler sıralanmıştı.

Kısmet Araplar'dan sonra Finlandiya'lılara kentin bir kısmını pazarlamakmış.

Ne için? Tabii ki görünürde bir "hayır işinden para kazanmak" için.

Yerel yönetim hizmetlerini ticaret alanlarına çeviren "tüccar belediyelere" alışkındık birde şimdi "tüccar bürokrat" larada alışacağız anladığım kadarıyla.

Zaten bu aralar bir CEO modasıdır gidiyor.

Hastanelerin başına CEO, belediyelerin başına CEO, kentlerin başına CEO... Bakalım başka ne CEO'lar göreceğiz.

Haber şöyle; bugün Ahmet Emin Yılmaz yazmış.

Bizim kent sağlık turizmi ekibi; "Finlandiya devletine 60 yaş üstü her vatandaşın aylık bakımının 4 bin 500 Euro'ya mal olduğunu" keşfetmiş ve bu maliyetin "Mustafakemalpaşa'ya kurulacak yaşam merkezinde ise 2 bin 500 Euro'ya mal edilebileceği" hesaplamış.

"Buraya bir yatırım yaparsak, hem biz kazanırız,hem Finlandiya" diye düşünmüş olmalılar ki,Vali Şahabettin Harput başkanlığında bir toplantı yapılmış. Toplantıya, Finlandiya Geriatri Vakfı temsilcileriyle yaşam merkezi projesini gerçekleştirecek Finlandiyalı yatırımcı firma temsilcileri katılmışlar.

Buluşmayı sağlayan Tügev Başkanı Prof. Dr. Refik Mas da yerini almış toplantıda. Ayrıca, İl Sağlık Müdürü Dr. Özcan Akan, İl Kültür Müdürü Ahmet Gedik, Busat Başkanı Mustafa Esgin'in de hazır bulundukları toplantının iki katılımcısı daha varmış, Mustafakemalpaşa Kaymakamı Kazım Karabulut ve Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Sadi Kurtulan.

Vali Harput, projenin uygulanabileceği birkaç yer arasında, daha önce Turizm Bakanlığı tarafından turizm bölgesi ilan edilen Mustafakemalpaşa'daki 22 bin dönümlük alanı öncelikli olarak gündemine almış.

 Mustafakemalpaşa'nın Kömürcükadı-Derekadı-Karaorman köyleri arasındaki 22 bin dönümlük arazinin en önemli özelliklerinden biri, Uluabat Gölü çevresinde olması imiş.

Yani Finladıyalı yaşlılara göl manzaralı bir yaşlılar kenti kurulacak.

Finlandiya'dan gelen konuklar, 60 yaş üstü 1 milyon nüfuslarının 100 bini için hemen başlatılabilecek bir proje üzerinde durmuşlar.

Uluabat çevresindeki Kömürkücadı-Derekadı-Karaorman bölgesinde yer alan 22 bin dönümlük alanı da bu iş için ideal bulmuşlar.

İlk görüşmelerde...

5 bin Finlandiyalı turist için yaşam merkezi projesinin başlaması prensip anlaşmasına varılmış. Bu rakam, hemen sonra 10 bin kişiye çıkarılacak, hedef de 100 bin kişilik yaşam merkezi olarak belirlenmiş.

Yani müjde. Kentimize 100 bin Finlandıya'lı geliyor.

 Projeye göre...

Yaşamlarının bundan sonraki bölümünü burada geçirecek yaşlılar için kalabilecekleri evler inşa edilecekmiş. Proje içinde hastaneden sosyal alanlara, spor tesislerinden termal ve SPA merkezlerine, otellerden kültür merkezlerine kadar ihtiyaç duyulan her şey yer alacakmış.

Daha ne olsun. Üstelik 4500 Euro'ya değil 2500 Euro'ya.

Yani bir nevi CEO'ların çok sevdiği ve ağzından hiç düşürmediği bir durum "kazan-kazan".

Birde haberden öğrendiğimiz kadarıyla , kısa adı Busat olan Bursa Sağlık Turizmi Derneği Başkanı düşünce geliştirmeyi sürdürüyormuş. En büyük desteği ise Bursa Valisi Şahabettin Harput'tan alıyormuş.

Bursa'nın turizm pastasından daha fazla pay alabilmesi için elini taşın altına sokan Vali Harput, termal ve sağlık turizmine yönelik her projeyi önemsiyormuş.

Valla kıskandım.

Biz bizim yaşlılar için "sosyal belediyecilik" örnek uygulaması olabilir diye başladığımız "Yaşlılar Köyü Projesini" gerçekleştiremedik ancak kentin sağlık turizmi ekibi "tüccar devlet" örnek uygulaması olarak 100 bin Finlandıya'lıyı kentimize taşıyor.

Valla öfkelendim.

Aynı ekip yoksul, sosyal güvencesiz,işsiz yaşlanacak bizim toplum için ve bizim yaşlılarımız için ne düşünür acaba?

Kimbilir belkide yaşlı Finlandıyalılar'a bakım hizmetlerini 2500 Euro'ya çekecek bir "işçilik alanı" yaratacak bir istihdam modeli.

Helal olsun.